İstanbul Teknik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü
İstanbul Teknik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü
HAZİRAN 2018
İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ
HAZİRAN 2018
İTÜ, Fen Bilimleri Enstitüsü’nün 505141103 numaralı Yüksek Lisans Öğrencisi
Ayşe Nur DÖĞME, ilgili yönetmeliklerin belirlediği gerekli tüm şartları yerine
getirdikten sonra hazırladığı “KONYA İNLİCE EPİTERMAL ALTIN
CEVHERLERİNİN ZENGİNLEŞTİRİLMESİ” başlıklı tezini aşağıda imzaları olan
jüri önünde başarı ile sunmuştur.
iii
iv
Aileme ve sevdiklerime,
v
vi
ÖNSÖZ
Doğduğum günden itibaren her şeyini feda etmekten kaçınmayan bu yoğun ve uzun
eğitim hayatımda beni bir an olsun yalnız bırakmayan başarımın yarısının sahibi olan
annem Hürriyet DÖĞME’ye, arkadaşlığını dostluğunu esirgemeyen babamızı
kaybettiğimiz günden sonra arkamda hep daha da dik duran, beni her adımımda yanlış
mı doğru mu demeden destekleyen ağabeyim Ali Gökhan DÖĞME’ye ve güzel eşine,
baba yarısının ne demek olduğunu hissettiren amcam Fatih DÖĞME ve değerli
ailesine ve en önemlisi, bugünleri görseydi benimle gurur duyacak olan canım babam
Bekir DÖĞME’ye;
Tez döneminde bana her türlü motive ve desteği veren hayat arkadaşım Eren SELÇUK
başta olmak üzere, Merve Seçkin ALTUN’a, Ahmad HASSANZADEH’e, Nurgül ve
Reşat KODRAZİ çiftine ve Ela CÜCE’ ye de özel teşekkür ederim.
Bu tez çalışması İTÜ Bilimsel Araştırma Projeleri 10:9857, 39277 nolu proje
kapsamında desteklenmiştir. Bu nedenle İTÜ ailesine de teşekkürü bir borç bilirim.
vii
viii
İÇİNDEKİLER
Sayfa
ix
3.3 Kimyasal Yöntemler......................................................................................... 58
4. DENEYSEL ÇALIŞMALAR .............................................................................. 65
4.1 Kimyasal Analiz ............................................................................................... 65
4.2 Mineralojik Analiz ........................................................................................... 66
4.3 Boyut Analizi ................................................................................................... 67
4.3.1 Kırma işlemi .............................................................................................. 67
4.3.2 Öğütme işlemi ........................................................................................... 69
4.3.3 Eleme işlemi .............................................................................................. 70
4.4 Falcon Ayırıcısı ile Fiziksel Zenginleştirme Deneyleri ................................... 73
4.5 Flotasyon Yöntemi ile Fizikokimyasal Zenginleştirme Deneyleri ................... 82
4.5.1 Reaktif miktarı etkisi ................................................................................. 84
4.5.2 Bastırıcı miktarı etkisi ............................................................................... 87
4.5.3 pH etkisi .................................................................................................... 90
4.5.4 Kaba konsantre üzerinde yapılan temizleme deneyleri ............................. 91
5. SONUÇLAR ......................................................................................................... 99
KAYNAKLAR ........................................................................................................ 103
ÖZGEÇMİŞ ............................................................................................................ 111
x
KISALTMALAR
xi
xii
SEMBOLLER
Au : Altın
g : Gram
t : Ton
lt : Litre
xiii
xiv
ÇİZELGE LİSTESİ
Sayfa
xv
Çizelge 4.23 : Kollektörlü temizleme devresi deneylerin sonuçları
(ara ürünler birleştirilmiş). ................................................................ 95
Çizelge 4.24 : Kollektörlü temizleme devresi deneylerin sonuçları
(ara ürünler dağıtılmış). ..................................................................... 95
Çizelge 4.25 : Kollektörsüz 4 kademeli temizleme devresi deneylerin sonuçları. ... 96
Çizelge 4.26 : Kollektörsüz 2 kademeli temizleme devresi deneylerin sonuçları. ... 96
Çizelge 4.27 : Kollektörsüz temizleme devresi deneylerin sonuçları
(ara ürünler birleştirilmiş). .................................................................. 96
Çizelge 4.28 : Kollektörsüz temizleme devresi deneylerin sonuçları
(ara ürünler dağıtılmış). ...................................................................... 96
xvi
ŞEKİL LİSTESİ
Sayfa
Şekil 2.1 : İnce altın levhanın farklı oksidan çözeltiler içindeki çözünme hızı. ....... 9
Şekil 2.2 : Bir jeotermal sistemin oluşturmuş olduğu epitermal altın yatakları. ... 14
Şekil 2.3 : 2007-2015 yılları arasında dünya altın rezervlerindeki gelişme. .......... 19
Şekil 2.4 : Dünya altın rezervlerinin ülkelere göre oransal dağılımı. .................... 20
Şekil 2.5 : 2007-2015 yılları arası Dünya altın üretim grafiği. .............................. 22
Şekil 2.6 : 2015 yılı altın üretiminin ülkelere göre dağılımı. ................................. 22
Şekil 2.7 : Dünya altın ihracat ve ithalat verilerinin yıllara göre dağılımı. ........... 24
Şekil 2.8 : Altın ihracatında en yüksek paya sahip 10 ülkenin 2007-2016 yılları
ihracat verileri dağılımı (x1000$). ....................................................... 26
Şekil 2.9 : Altın ithalatında en yüksek paya sahip 10 ülkenin 2007-2016 yılları
ithalat verileri dağılımı (x1000$). ........................................................ 28
Şekil 2.10 : 2001-2016 yılları arasında Türkiye’de gerçekleşen altın üretimi grafiği.
.............................................................................................................. 31
Şekil 2.11 : Ülkemizde faaliyet gösteren altın madenlerinin kronolojisi. ............... 32
Şekil 2.12 : 2007-2015 yılları arası Türkiye’nin Dünya altın üretimindeki payı. ... 34
Şekil 3.1 : Endüstriyel proseslerin dünya altın üretimindeki payı. ........................ 37
Şekil 3.2 : GMF şirketine ait altın masası. ............................................................. 43
Şekil 3.3 : Knelson ayırıcısı. .................................................................................. 46
Şekil 3.4 : Standart tip Knelson ayırıcısının şematik görünümü. .......................... 46
Şekil 3.5 : Falcon ayırıcısı şematik görünümü. ..................................................... 49
Şekil 3.6 : Falcon konsantratörünün bölümleri. .................................................... 49
Şekil 3.7 : Falcon C ayırıcısı şematik görünümü. .................................................. 51
Şekil 3.8 : Falcon SB ayırıcısının şematik görünümü. .......................................... 52
Şekil 3.9 : Falcon UF ayırıcısının şematik görünümü. .......................................... 53
Şekil 4.1 : Sülfürlü numunenin mikroskop görüntüleri. ........................................ 67
Şekil 4.2 : Oksitli numunenin mikroskop görüntüleri. .......................................... 67
Şekil 4.3 : Boyut küçültme işlemlerinin akım şeması. .......................................... 68
Şekil 4.4 : Kademeli öğütme yapılmış sülfürlü numunenin boyut dağılım eğrileri.
.............................................................................................................. 70
Şekil 4.5 : Kademeli öğütme yapılmış oksitli numunenin boyut dağılım eğrileri. 71
Şekil 4.6 : Laboratuvar tipi L40 model Falcon Ayırıcısı. ...................................... 73
Şekil 4.7 : Sülfürlü numune deney akım şeması. ................................................... 77
Şekil 4.8 : Oksitli numune deney akım şeması. ..................................................... 78
Şekil 4.9 : Sülfürlü numunenin pürüzsüz ve çentikli haznedeki tabakalaşması. ... 79
Şekil 4.10 : Oksitli numunenin pürüzsüz ve çentikli haznedeki tabakalaşması. ..... 79
Şekil 4.11 : Sülfürlü numune deney sonucu akım şeması. ...................................... 81
Şekil 4.12 : Oksitli numune deney sonucu akım şeması. ........................................ 81
Şekil 4.13 : Deneylerde kullanılan flotasyon cihazları. ........................................... 84
Şekil 4.14 : Reaktif miktarına bağlı olarak Au tenör ve verimi. .............................. 87
xvii
Şekil 4.15 : Bastırıcı miktarına bağlı olarak Au tenör ve verimi. ............................ 90
Şekil 4.16 : Kollektör ilaveli ve ilavesiz 4 kademeli temizleme flotasyonunun akım
şeması. .................................................................................................. 94
xviii
KONYA İNLİCE EPİTERMAL ALTIN CEVHERLERİNİN
ZENGİNLEŞTİRİLMESİ
ÖZET
Altın, Latince parlayan şafak anlamına gelen “Aurum” kelimesinden gelen metalik bir
elementtir. Kimyasal sembolü “Au” dur. Altın, ortalama 35 km kalınlığındaki yer
kabuğunun 10 milyonda 2 sini oluşturan nadir elementlerden biridir. Bu nedenle
insanların altın edinme arzusu tarih boyunca hiç azalmamış olup aksine altına sahip
olmayı güç sembolü olarak görmüşlerdir.
Yer kabuğunda bulunan nadir elementlerden biri olma özelliğine sahip altın doğada
bilinen en iyi iletken malzemedir. Ayrıca su ve oksijenle tepkimeye girmez, yani
altında oksitlenme olmaz. Bu özelliği sayesinde elektronik, uzay sanayi ve sağlık
sektöründe çok yaygın biçimde kullanılmaktadır. Altının kolay işlenebilir özelliği, ona
şekil verme konusunda olağanüstü bir üstünlük sağlamaktadır. Bu üstünlük sayesinde
altın kuyumculuk sanayinin vazgeçilmez metali haline gelmiştir. Geçmişten
günümüze gücün, güzelliğin, ihtişamın simgesi haline gelen altının en önemli
özelliği ise yüzyıllar boyunca en güvenilen yatırım aracı olarak kullanılmasıdır.
Altının, para olarak ticarette kullanılması ona ekonomik önem kazandırmıştır. Sanayi
devrimi sonrasında uluslararası ticaretin de gelişmesiyle altının devletlerin iç-dış
ticareti başta olmak üzere ekonomi politikalarındaki önemi artmıştır. Günümüzde altın
fiyatlarında gerçekleşen artış eğilimi, bu metalin tüm dünyada kazanılması için
yürütülen çalışmaları arttırmıştır.
Altın sülfürlü renkli metal cevherlerinden yan ürün olarak kazanıldıkları gibi, ana ürün
olarak bulundukları kendi cevherlerinden zenginleştirilerek elde edilebilirler. Yan
ürün olarak diğer metal cevherlerinden elde edilen altının büyük bölümü bakır
cevherlerinden elde edilmektedir. Gümüş ve kurşun üretiminde de bir miktar altın elde
edilmektedir. Ayrıca dünya altın üretiminin yaklaşık %25-30’u da teknolojik
hurdalardan ve eski süs eşyası ile hurda paralardan sağlanır. Yürütülen tüm çalışmalar
değerlendirildiğinde dünyada altın üretiminin ve kazanımının yaklaşık %85’lik
kısmının doğrudan siyanürasyon işlemi sonucunda altının çözündürülmesi esasına
dayanmakta iken, geri kalan altın üretimi ise altının cevherleşmesine göre fiziksel
ve/veya fizikokimyasal yöntemleri ile kazanılmaktadır. Son yıllarda hem ülkemizde
hem de küresel anlamda çevresel duyarlılık artışının olması ile birlikte çevresel
problemleri azaltmak ve nitelikli ön konsantre elde edebilmek adına daha çok tercih
edilen yöntemler fiziksel ve fizikokimyasal yöntemlerdir.
Türkiye’nin değişik yörelerindeki altın ve gümüş cevherleri üzerinde sınırlı sayıda
fiziksel ve fizikokimyasal yöntemlerle laboratuvar ölçekli çalışmalar yapılmış olmakla
birlikte ülkemizde altının fizikokimyasal yöntemlerle kazanıldığı tesis uygulaması
Tüprag Efemçukuru flotasyon ile altın zenginleştirme tesisi ile sınırlıdır. Bu açıdan
yaklaşıldığında Türkiye’nin değişik yörelerindeki altın cevherleşmelerinden, gravite
ve flotasyon yöntemleri ile veya bu yöntemlerin bir kombinasyonu ile altının
xix
ön konsantrasyonunun elde edilmesi ve bunun tesis bazında uygulanması gerek
çevresel gerekse de ekonomik açıdan önemli olacağı düşünülmektedir.
Bu tez kapsamında Konya-İnlice bölgesine ait epitermal altın cevherine uygulanan
zenginleştirme yönteminin ilki; küçük boyutlara öğütülen cevherin gravite ile
zenginleştirme yöntemi olan Falcon cihazı ile zenginleştirilmesidir. Bu deneyler
sırasında santrifüj kuvveti, hazne tipi etkisi ve besleme Pülpte Katı Oranı (PKO) gibi
parametrelerin etkileri incelenmiştir. İkinci zenginleştirme yöntemi olarak
Konvansiyonel Flotasyon tekniği uygulanmıştır. Bu zenginleştirme deneylerinde;
uygun tane boyutu, flotasyon süresi, reaktif miktarı ve bastırıcı miktarı ve pH etkisi
incelenmiştir. Sistematik deneyler sonucunda elde edilen optimum koşullarda üretilen
kaba konsantrenin hangi koşullarda temizleme işlemine tabi tutulacağı da ayrıca
araştırılmıştır.
Tez kapsamında gerçekleştirilen zenginleştirme deneyleri öncesinde deneysel
çalışmalarda kullanılacak cevher kimyasal ve mineralojik analizlerle incelenmiştir.
Cevher numuneleri Sülfürlü ve Oksitli cevher olarak ikiye ayrılmıştır. Kimyasal analiz
sonucuna göre sarı renkli oksitli tüvenan cevherde 2,38 ppm Au ve gri renkteki sülfürlü
tüvenan numunede 1,39 ppm Au bulunmaktadır.
Mineralojik incelemelerde ise; oksitli numuneyi oluşturan mineraller, kuvars, barit, az
pirit ve ilmenit iken; sülfürlü numuneyi oluşturan mineraller, pirit, galen, kuvars ve
barit olarak tespit edilmiştir.
Konya İnlice bölgesi epitermal yataklı altın cevherinden tamamı 53 mikron altı boyuta
öğütülen sülfürlü ve oksitli numuneler ile öncelikle %15 lik sabit PKO ve ortalama
6 lt/dk besleme hızlarında, pürüzsüz hazne kullanılarak, 100 G, 200 G ve 300 G
değerlerinde santrifüj kuvvetine tabi tutularak, Falcon aygıtı ile fiziksel zenginleştirme
deneyleri gerçekleştirilmiştir.
Pürüzsüz hazne ile gerçekleştirilen Falcon zenginleştirme deneylerinde, sülfürlü
numune ile 200 G’de yapılan deneylerde 2,46 ppm Au içerikli konsantre, %43 verimle
elde edilirken, oksitli cevher numunesi ile 300 G’de yapılan deneylerde 1,85 ppm Au
içerikli konsantre %21 verim ile alınmıştır.
Çentikli hazne ile gerçekleştirilen Falcon deneyleri sonucunda ise; sülfürlü numune ile
300 G’de yapılan deneylerde 4,79 ppm Au içerikli konsantre, %7 verimle elde
edilirken, oksitli cevher numunesi ile 300 G’de yapılan deneylerde 2,70 ppm Au
içerikli konsantre %2 verim ile alınmıştır.
Reaktif miktarı etkisinin incelendiği konvansiyonel flotasyon deneylerinde optimum
konsantre tenör ve verim değerleri; 240 g/t Aerophine 3418A ve 240 g/t Aero 208
kollektörlerinin kullanıldığı deneyde 4,21 ppm Au ve %73 verim şeklinde elde
edilmiştir.
Bastırıcı miktarı etkisinin incelendiği flotasyon deneylerinde sonuçlar
karşılaştırıldığında; 2000 gr/ton Na2SiO3 kullanıldığı deneyde 4,21 ppm Au (%73 altın
kazanım verimi) ile en yüksek tenör elde edilirken %88 altın kazanım verimi (2,39
ppm Au) ile en yüksek verim 1500 g/t silikat bastırıcı kullanılan deneyde elde
edilmiştir.
Altının flotasyon yöntemi ile zenginleştirme deneylerinde en iyi verimin 3418 A ve
Aero 208 kollektör kombinasyonunun kullanımı ile elde edilmesi ve bu kollektörlerle
yapılan önceki çalışmalarda optimum tenör ve verimin, pH 4,5’da elde edilmiş olması
dikkate alınarak, Konya İnlice altın cevherin için doğal pH (6,6-6,9) değerinde ve
xx
pH 4-4,5 değerlerinde flotasyon deneyleri gerçekleştirilerek altının kazanımında
pH etkisi incelenmiştir. Tenör ve kazanım verimlerine bakıldığında diğer literatür
çalışmalarına benzer şekilde pH 4-4,5’da daha iyi sonuçlar (4,21 ppm Au, %73 verim)
elde edilmiştir.
Kaba flotasyon deneyi sonuçlarına istinaden daha yüksek tenörlü nihai konsantrenin
elde edilebilmesi için kaba flotasyon deneylerinde en iyi verimin elde edildiği
koşullarda (1500 g/t Na2SiO3, 240 g/t 3418 A, 240 g/t Aero 208 ve pH 4-4,5)
kollektörlü ve kollektörsüz olarak 4 kademeli temizleme flotasyonu gerçekleştirilerek
verim ve tenör üzerindeki etkisi incelenmiştir. Kollektör ilaveli gerçekleştirilen
temizleme deneylerinde 4 kademinin sonuncunda tenör ve verim yükselmişken
ilavesiz gerçekleştirilen deneylerde 2.kademeden sonra değerlerde yaşanan düşüş
sebebiyle uygulamada temizleme devresinin 2 kademe olarak kalmasının daha iyi
olacağına karar verilmiştir.
Kollektör ilavesiz olarak 2 kademeli gerçekleştirilen temizleme deneyleri sonucunda
nihai konsantredeki altın içeriği 5,23 ppm değerine yükselmiş verim ise %21,61 olarak
hesaplanmışken ara ürünlerin dağıtılması durumunda, konsantre verimi teorik olarak
%65,66 değerine yükselmiştir.
Her kademesinde 25 g/t Aerophine 3418A ve 25 g/t Aero 208 kollektörleri ilave edilen
4 kademeli temizleme deneyleri sonucunda nihai konsantredeki altın içeriği 8,37 ppm
değerine yükselmiş verim ise %36,37 olarak hesaplanmışken ara ürünlerin dağıtılması
durumunda, konsantre verimi teorik olarak %78,10 değerine yükselmiştir.
Yapılan tüm çalışmalar değerlendirildiğinde, tamamı 74 mikron altına öğütülen
sülfürlü numune için en iyi sonuç, 240 g/t Aerophine 3418A, 240 g/t Aero 208
kollektörleri ve 1500 g/ton Na2SiO3 bastırıcının kullanıldığı sonrasında 4 kademeli
kollektör ilaveli temizleme işleminin gerçekleştirildiği konvansiyonel flotasyon
deneyleri ile elde edilmiştir. Nihai ön konsantre 8,37 ppm Au içerikli olarak %36,37
verim ile elde edilmişken ara ürünlerin dağıtılması ile konsantre verimi teorik olarak
%78,10 değerine yükselmiştir.
Elde edilen ön konsantrenin sülfür içeriğinden ayrılabilmesi bu sayede altın kazanım
veriminin ve tenörünün yükseltilebilmesi amacıyla malzeme tekrardan bir boyut
küçültme işlemine tabi tutulduktan sonra sülfürlü minerallerin bozunması adına
yüksek basınç ve sıcaklık altında, otoklav içerisinde oksidasyon işlemi
gerçekleştirilebilir. Okside olan cevher, sırasıyla karıştırma liçi ve pülpte karbon (CIP)
yöntemi ile zenginleştirildikten sonra yüklü çözelti basınç altında veya organik (alkol
ilaveli) sıyırma yöntemleri ile aktif karbondan sıyrılabilir ve zengin altın içeriğine
sahip nihai çözelti elde edilmiş olur. Son olarak elektroliz ve ergitme işlemlerine tabi
tutulan altın çözeltisinden dore külçe üretilebilir ve rafinasyonla saf altına
dönüştürülebilir.
xxi
xxii
ENRICHMENT OF KONYA INLICE EPITERMAL GOLD ORES
SUMMARY
Au, used as the chemical symbol for the metallic element gold, comes from the Latin
word Aurum, which means ‘shining dawn’. In the periodic table, element gold, a
transition metal, is tucked properly between mercury (Hg) and platinum (Pt). Gold is
also one of the rare and the most precious elements found in the earth's crust with an
average thickness of 35 km. Two in ten million of the earth’s crust are gold; for this
reason, people's desire to have a gold has never diminished throughout history; on the
contrary, having a gold has been considered as the symbol of power and wealth.
Besides the ability to be one of the rare elements in the earth's crust, gold is the best-
known conductor in nature. It also does not react with water and oxygen; that is, it
does not oxidize. Because of this feature, it is widely used in the electronics, healthcare
and space industries. The fact that gold has an easily malleable feature gives it an
extraordinary advantage over shaping. Therefore, gold is the indispensable metal of
the jewelry and the jewelry industry. Throughout history, the most important feature
of gold, besides being a symbol of power, beauty and magnificence, is the most reliable
investment tool throughout the ages. It has become an actor of the economy since it
started to be used as money. With the increasing world trade volume and interstate
commerce after the Industrial Revolution, gold has become an important element in
world history by increasing the role in money and trade (finance) policies of states.
Nowadays, the upward trend in gold prices has increased the efforts to recover this
metal all over the world.
Gold can be obtained as the main product from its own ores by enriching as it can be
recovered as a by-product from sulfur colored metal ores. A large part of the gold,
which is recovered as a by-product from other metal ores, is obtained from the copper
ores. A little gold is also produced in the process of extracting silver and lead.
Moreover, about 25-30% of world gold production is provided from technological
scrap, and old ornaments and scrap coins. In studies done, while 85% of world gold
production is based on the principle of dissolution of gold because of the direct
cyanidation process, depending on the mineralization, the rest of the gold is recovered
by physical or/and physicochemical methods. In recent years, along with increasing
environmental awareness both in the world and in our country, in order to reduce
environmental hazards and obtain qualified pre-concentrate, physical and
physicochemical methods have been preferred.
Along with the limited number of laboratory-scale studies done by physical and
physicochemical methods on gold and silver ores in different regions of Turkey, the
plant application which gold is obtained by physicochemical methods in our country
is limited to Tüprag-Efemçukuru gold enrichment plant with flotation. When
approached from this aspect, obtaining pre-concentration of the gold from gold
mineralization in the different regions of Turkey by gravitational and flotation methods
xxiii
or by a combination of these methods, and the facility-based application of this are
thought to be important both economically and environmentally.
Within the scope of this thesis, the first one of the enrichment methods applied to the
epithermal gold ore belonging to the Konya-Inlice region, ground to a small size, is
enriched with Falcon Concentrator, which is an enrichment method with gravity.
During these experiments, the effects of parameters such as centrifugal force, the effect
of bowl type and the pulp solid ratio of feed have been investigated. Conventional
flotation technique was applied as the second enrichment method. In these enrichment
experiments, appropriate particle size, flotation time, amount of reactive and amount
of depressant and the effect of pH have been examined. It has also been investigated
that under which conditions, rough concentrate produced in optimum conditions
obtained as a result of systematic experiments will be subjected to cleaning process.
Chemical and mineralogical examination of the ore to be used in experimental work
has been carried out before the enrichment experiments have been done within the
scope of the thesis. The ore samples were divided into 2 groups according to the color
and were named as the oxidized group and the sulphurous group formed by blending
3 kinds of gray different samples, very close to each other as average grade. According
to the chemical analysis result, there are 2.38 ppm Au in the yellow colored oxidized
run-of-mine sample and 1.39 ppm Au in the gray colored sulphurous run-of-mine
sample.
In the mineralogical studies, while the minerals forming the oxidized sample were
quartz, barite, a small amount of pyrite and ilmenite, the minerals forming the
sulphurous sample were identified as pyrite, galena, barite and native silver.
With all oxidized and sulphurous samples ground under 53 microns in size from the
epithermal bearing gold ore in the Konya Inlice region, physical enrichment
experiments have primarily been carried out with the Falcon Concentrator at 15 %
solid in the pulp constantly, at an average feed rate of 6 lt/min, using smooth bowl and
by subjecting to 100 G, 200 G and 300 G gravitational force.
In the Falcon enrichment experiments conducted with the smooth bowl, while 2.46
ppm Au concentrate was obtained with 43% efficiency in experiments with sulfurous
sample at 200 G, 1.85 ppm concentrate Au was acquired with the efficiency of 21% in
experiments with oxidized sample at 300 G.
As a result of the Falcon experiments with the bowl including special fluidized grooves
or riffles, while 4.79 ppm Au concentrate was obtained with 7% efficiency in
experiments with sulfurous sample at 300 G, 2.70 ppm concentrate Au was acquired
with the efficiency of 2% in experiments with oxidized sample at 300 G.
In conventional flotation experiments in which the effect of the reagent amount was
examined, the optimum concentrate grade as 4.21 ppm Au and efficiency as 73% were
obtained in the experiment in which 240 g/t Aerophine 3418A and 240 g/t Aero 208
were used as collectors.
When the results were compared in the flotation experiments in which the effect of the
depressant amount was investigated, the highest gold recovery efficiency was acquired
with 88% efficiency (2.39 ppm Au) in the experiment using 1500 g/t silicate depressant
(Na2SiO3) while the highest grade was obtained with 4.21 ppm Au (73% gold recovery
efficiency) in the experiment in which 2000 g/t Na2SiO3 was used.
xxiv
Considering that the best efficiency in gold enrichment experiments is achieved by the
collector combination of 3418A and Aero 208 and that the optimum grade and
efficiency have been obtained at pH 4.5 in previous experimental studies done with
these collectors, the effect of pH on the recovery of gold has been investigated by
carrying out flotation experiments for Konya Inlice gold ore both at natural pH (6.6-
6.9) and at pH 4-4.5. When looking at the grade and recovery efficiencies, similar to
other literature studies, better results were obtained with 4.21 ppm Au and 73 %
efficiency.
Based on the results of the rough flotation, to obtain a higher grade of final concentrate,
its effect on the gold recovery and the gold grade were examined by performing the
four-stage cleaning flotation with and without collectors in the conditions (1500 g/t
Na2SiO3, 240 g/t 3418 A, 240 g/t Aero 208 and at pH 4-4.5) where the best efficiency
is obtained from the rough flotation. While in cleaning experiments with collectors
added, the grade and efficiency was increasing as a result of 4 stages, in experiments
without addition, it decided that it would be better for the cleaning cycle to remain in
2 steps in practice due to the decline in values after 2nd step.
As a result of the two-stage cleaning experiments carried out without collector
addition, the gold content in the final concentrate increased to 5.23 ppm and while the
efficiency was calculated as 21.61 %; in case of distribution of middlings, the
concentrate efficiency theoretically increased to 65.66%.
In consequence of the four-stage cleaning experiments with 25 g/t Aerophine 3418A
and 25 g/t Aero 208 collectors added at each stage, the gold content in the final
concentrate increased to 8.37 ppm and while the efficiency was calculated as 36.37 %;
in the event of distribution of middlings, the concentrate efficiency increased to
78.10% in theory.
When all works done were evaluated, the best result for the overall sulphurous sample
ground to below 74 microns was obtained with conventional flotation in which 4-stage
collector-assisted cleaning process was carried out after using 240 g/t Aerophine
3418A, 240 g/t Aero 208 collectors and 1500 g/ton Na2SiO3 depressant. While the final
preconcentrate was obtained with 8.37 ppm Au content and the efficiency of 36.37 %,
by distributing the middlings, the concentrate efficiency rose to 78.10 % theoretically.
In order to be able to separate the obtained preconcentrate from the sulfur content; by
this means, for the purpose of being able to increase the gold recovery efficiency and
the grade, pressure oxidation can be carried out in autoclave under high pressure and
temperature after the material has been subjected to a size reduction process again. The
loaded solution can be eluted from the active carbon under pressure or organic (alcohol
additive) elution methods and the final solution having rich gold content can be
obtained after oxidized ore enriched with agitation leaching and carbon-in-pulp
process, respectively. Finally, doré bar can be produced from the gold solution
subjected to electrolysis (electrowinning) and smelting processes, and then doré bar
can be converted to pure gold with refining process.
xxv
xxvi
1. GİRİŞ
Altın, parlak sarı rengi ve ışıltısıyla göz kamaştıran ağır bir metaldir. Üstelik kolay
kolay hava ve suyla tepkimeye girmeyen çok kararlı bir element olduğu için hiçbir
zaman paslanmaz, kararmaz, oksitlenmez ve donuklaşmaz. En önemli özelliklerinden
biri de saf haldeyken çok yumuşak olmasıdır; bu nedenle kolayca dövülerek
biçimlendirilip şekillendirilebilir. Altın bütün bu önemli özellikleri sayesinde tarih
boyunca en kıymetli metallerden sayılmıştır.
1
topraklarımızın jeolojik açıdan, altın oluşumuna çok elverişli olduğunu göstermektedir
(DPT, 2001; Ünal ve diğ, 2016).
Siyanür ile liç işlemi 130 yılı aşkın süredir yaygın bir şekilde cevherlerden altın ve
gümüş¸ elde etmek için uygulanmaktadır (Yüce ve diğ, 2012). Siyanürle kimyasal
zenginleştirme yönteminin tüm üstünlükleri yanı sıra çevresel yan etkileri, yüksek pH
değerinde çalışma gerekliliği ve refrakter altın cevherlerinde etkinliğinin düşük olması
gibi nedenlerden dolayı siyanüre alternatif reaktifler için araştırmalar yapılmaktadır.
Son yıllarda dünyada ve ülkemizde artan çevre bilinciyle siyanüre alternatif olarak
tiyoüre, tiyosülfat, tiyosiyanat, organik nitriller (malononitril gibi), amonyak, bisülfid,
asit ve halojenler (klor, brom ve iyot) gibi reaktifler laboratuvar ölçekte denenmektedir
ancak endüstriyel uygulaması bulunmamaktadır (Selengil, 2010; Yarkutay, 1999).
Altının, bazı epitermal cevherlerdeki gibi diğer minerallerin kafes yapılarına dağılmış
olarak ya da kuvars kapanımları içinde çok küçük tane boyutuna (5-10 mikron) sahip
kompleks cevherlerin zenginleştirilmesi için ise kimyasal ve metalürjik prosesler
uygulanmaktadır. Altın üretimi genellikle cevherin doğrudan veya flotasyon ya da
2
kavurma gibi ön hazırlama işlemlerinden geçirildikten sonra uygun bir çözücü ile
çözündürülerek katı fazdaki altının sıvı faza özütlenmesi (leaching) sağlandıktan sonra
sıvı fazdan geri kazanılması ilkesine dayanmaktadır.
3
4
2. ALTIN CEVHERİ
Madenlerin keşfi 10-12 bin yıl öncesine kadar dayanmaktadır. Bu keşif sürecinde
insanoğlunun metal olarak tanıdığı ilk element altın olmuştur. Altınla olan ilk
tanışmanın bu kadar eskilere dayanmasına karşın insanın altına duyduğu tutku ve
heveste hiçbir dönem azalma olmamıştır. Aksine altın, yumuşak bir yapıya sahip
olması, herhangi bir zor işleme tabi olmaksızın kolay şekillendirilebilmesi ve
neredeyse hiç kaybolmayan parlak sarı renge sahip olması gibi özellikleriyle insanların
ilgi ve dikkatini her zaman üzerine çekmeyi başarmıştır. Ticari olarak mal ve hizmet
karşılığında ödenecek bir bedel olarak kullanılmaya başlanmadan önce altın, eski
Yunanlı, Asurlu, Mısırlı ve Etrüsklülerce birçok benzersiz sanat eserleri yapımında
kullanılmıştır. Geçmiş dönemlerde tanrısallık simgesi olarak sayılan ve bu nedenle de
tanrılara sunulan adaklara konu olan altın, siyasal iktidarın tanrısal iktidarın yerini
almasıyla yön değiştirerek kralların madeni olarak değerlendirilmiştir. Doğada
genelde saf halde bulunabilen altının neolitik ve kalkolitik dönemlerde öneminin
artmasıyla toprak altından çıkarılmak yerine madencilik teknikleri sayesinde daha
basit bir şekilde toprak yüzeyinden elde edilmeye geçilmiştir. Alüvyon içerisindeki
doğal altın, %90-99 Au ve %1-10 Ag içermektedir. Anadolu Medeniyetleri
Müzesi’nde Cilalı Taş Devrine ait sergilenen koleksiyonlar M.Ö. 6000’li yıllarda
insanoğlunun altın, bakır ve demir gibi madenlerle yakından ilgilendiğini
göstermektedir (Habashi, 2005; Erdem, 2006).
MÖ 1500’lerde Mısır tam bir altın şehri haline gelmiş olup MÖ 1300’lerde ilk resmi
altın üretim tesisin kurulmasıyla birlikte altın üretiminde büyük bir patlama
yaşanmıştır. Altına ulaşma çabaları sonucunda birçok farklı alaşım ortaya çıkmıştır.
Örneğin bakırı altına dönüştürmeye çalışırken, bakır ve çinko karbonatın ısıtılmasıyla
pirinç elde edilmiştir.
5
MÖ 1000 senesinde edebiyatta altından ilk kez Hintli Vedanta bahsetmiştir.
Sonrasında MÖ 484-425 yılları arasında Heredot’un yazılarında da altından yine
bahsedilmiştir (Habashi, 1997).
İlk altın sikkenin M.Ö 600 yılında Lidyalılarca basılmasından sonra para basımı Pers,
Makedonya krallıklarında, sonrasında Roma İmparatorluğu ve birçok toplumda
yaygınlaşmıştır (Erdem, 2006). Altının para olarak basılmasıyla birlikte ticaret
etkinliği artmış böylece şehirler zenginleşmiş ve dünyada yeni bir refah dönemine
geçiş yaşanmıştır.
Doğada dağılmış olarak bulunan altının yerkabuğunda bulunma oranı ortalama tonda
0,0035 gram (0,0035 ppm) civarındadır. Bu derişimi ile birlikte altın, nadir elementler
arasında yer almaktadır. Altın, doğada genel olarak nabit olarak veya altın-gümüş
alaşımı olarak bilinen elektrum halinde ve nadir olarak da tellüridler halinde bulunur
(Bayraktar ve Yarar, 1985; Erdem, 2006).
Yeterli miktarlarda altın içeren yerlerde yılda yaklaşık olarak 1000 ton kadar altın elde
edilebilir. Deniz suyunda yaklaşık 0,008-4 mg/m3 konsantrasyonu ile seyreltik halde
bulunması sebebiyle elde edilmesi güçtür. 2000 m3 (yaklaşık 2200 ton) deniz suyundan
iyi bir özütleme ile elde edilebilecek altın miktarı 1 gram civarındadır. Altın,
denizlerde daha çok planktonlarda adsorplanmış şekilde ve deniz diplerindeki
çamurlarda bulunur (Erdem, 2006).
Kârla işletilebilen altın cevherleri için en düşük tenör günümüzde yaklaşık 1 gram/ton
olarak kabul edilmektedir. Bu kapsamda, bir yatağın işletilebilmesi için yerkabuğunda
bulunma ortalamasının en az 300 katı kadar altın içermesi gerekir (Bayraktar ve Yarar,
1985).
6
2.3 Altının Genel Özellikleri
Altın, parlak sarı rengi ve ışıltısıyla göz kamaştıran ağır bir metaldir. Saf altın, çok
yumuşak olmasından dolayı levha haline gelme yeteneği en yüksek olan metaldir. 31
gram altından 80 km uzunluğunda tel levha elde edilebildiği gibi yine 10 g altının
dövülmesiyle 0,1 μm inceliğinde ve 12 m2’lik bir alanı kaplayacak levhanın elde
edilmesi de mümkündür. Altın, yumuşaklığından dolayı parlatılabilirliği çok
yüksektir. Altının parlaklığı içerdiği alaşım elementlerinin içerik ve miktarına bağlı
olarak değişebilmektedir (Bernstein, 2008). Saf halinin çok yumuşak olması sebebiyle
tek başına kullanılamayan altın, örneğin bakır ile kırmızı altın, gümüş ile ise yeşil altın
gibi alaşım oluşturup kullanılmaktadır (Erdem, 2006).
Altın oktahedral, kübik ve dodekahedral gibi kristal yapısına sahip olup yüzeylerin
görünen kısımlarında ipliğimsi, yaprağımsı ve küresel şekiller de sergilemektedir
(Habashi, 1997).
7
2.3.2 Altının kimyasal özellikleri
Kimyada altın, Latince parlayan şafak anlamına gelen “Aurum” kelimesinden gelen
Au sembolü ile tanımlanır. Doğada serbest halde ve dağılmış biçimde bulunan altın
çok ağır olmasına karşın yumuşak bir metaldir.
Altın normal koşullarda suyla, kuru ve nemli olması fark etmeksizin havayla, yüksek
sıcaklıklarda olsa dahi oksijenle, ozonla, hidrojenle, hidrojen sülfürle, azotla, kükürtle,
florla ve iyotla tepkime vermez. Bu özelliği sayesinde altın yüzeyinde hiçbir zaman
oksitlenme, paslanma, kararma ve donuklaşma yaşanmaz.
Metal hidroksitlerin, mineral asitlerin, alkali metal sülfür ve alkali metal tuzlarının sulu
çözeltileri altına etki etmez. Yine çok yüksek konsantrasyonlardaki durumu hariç
halojensiz nitrik asit, hidroflorik asit, sülfürik asit, fosforik asit ve uygulamada tüm
organik asitlerin seyreltik ya da derişik sulu çözeltileri kaynama noktasında olsalar bile
altına etki edemezler. İstisnai olarak altın yalnızca klor ve broma tepki verirken
çözünme işlemi civa içerisinde amalgam olarak gerçekleşmektedir (Erdem, 2006).
Altın kuru klor ile bütün sıcaklıklarda tepkimeye girer ancak spesifik olarak en fazla
250ºC’de en az ise 475ºC’de reaksiyona girmektedir. 475ºC’den başlayarak ergime
sıcaklığının da üzerindeki sıcaklıklarda reaksiyon tekrar hızlanır (Erdem, 2006).
Altın, hidrohalojenik asit, hidrojen peroksit, nitrik asit ve kromik asitin serbest halojen
gibi bir oksidanla birleştirilmesi ile elde edilen çözelti içinde çözünebilir. Bununla
birlikte oksijen varlığında tiyosülfat çözeltisinde ve oksijen ya da siyanojen bromür;
3-nitrobenzenosülfonik asit, 4-nitrobenzoik asit, selenik asit, nitrobezoik asit gibi
oksidanların varlığında çözünebilmektedir.
Farklı endüstriyel çözeltiler içerisinde altının çözünme hızları Şekil 2.1’deki grafikte
verilmektedir. Yüksek sıcaklıklarda dahi oksijenle tepkimeye girmeyen, asitlere karşı
tepki vermeme konusunda dayanaklı olan altın kral suyu olarak adlandırılan 3 mol HCl
+ 1 mol HNO3 karışımı başta olmak üzere NaCN, KCN ile birlikte demir III klorürün
sıcak çözeltisi, Br2 ve CI2 halojenlerinde çözünür (Habashi, 1997).
8
Şekil 2.1 : İnce altın levhanın farklı oksidan çözeltiler içindeki çözünme hızı
(Habashi, 1997).
Altın, doğada bulunduğu gibi kristalin bir görünüme sahip değildir. Kristallerinin arası
seyrek olup genelde pul, tel, levha ve külçe biçimindedir. Altın oktahedral, kübik ve
dodekahedral gibi kristal yapısına sahip olup yüzeylerin görünen kısımlarında
ipliğimsi, yaprağımsı ve küresel şekiller de gözlemlenmektedir (Habashi, 1997).
Yer kabuğunda nadir olarak bulunan elementlerden olan altının günümüzde en fazla
bulunduğu bölgenin okyanuslar olduğu tahmin edilse de günümüz teknolojisiyle bu
altını kazanmak şu an için mümkün değildir (Dennis, 1987; Kırıkoğlu, 1992).
9
Mineralleri oluşturan kristal kafeslerde bakır, gümüş gibi kendisine kimyasal açıdan
benzer elementlerle yer değiştirebilen altın aynı zamanda pirit (FeS2), arsenopirit
(FeAsS), kalkopirit (CuFeS2), orpiment (As2S3), realgar (AsS) ve stibnit (Sb2S3) gibi
sülfürlü minerallerin içerisinde küçük kapanımlar halinde de yer alabilir (Bayraktar ve
Yarar, 1985).
Plaser veya serbest altın içeren damar tipteki cevherlerden altın kazanımında
siyanürleştirme, aktif karbon üzerine absorpsiyonu ya da çinko ile sementasyon
sonrasında dore metal ergitmesi ve rafinasyon işlemleri uygulanmaktadır. Altının
sülfür veya karbon içeren mineraller içerisinde kapanımlar halinde bulunduğu
refrakter tipteki cevherlerde altın doğrudan siyanürleştirmeye elverişli değildir. Bu
nedenle, bu türdeki cevherlerde altının oksidasyon gibi bir ön işleme tabi tutulması
gerekmektedir. Ön işlem proseslerinin uygulanması ile birlikte refrakter tipteki altın,
siyanürle kolay bir biçimde kompleks yapabilir hale getirilerek metal kazanımında
engel oluşturarak verim düşüşünü neden olan bileşiklerin cevherden uzaklaştırılması
sağlanabilmektedir (Bayraktar ve Yarar, 1985).
Altın doğada genellikle nabit (saf) veya elektrum denilen altın-gümüş alaşımı olarak
bazen de tellüridler halinde bulunur:
❖ Nabit (Au)
10
❖ Silvanit ((Au, Ag) Te2; AuAgTe4, Au2Ag2Te6): ~ %24 Au
❖ Kustelit Ag (± Au)
❖ Aurokuprit Au2Cu3
❖ Aurostibit AuSb2
Bunların yanı sıra pirit, kalkopirit, arsenopirit ve pirotin gibi sülfürlü mineraller önemli
ölçüde altın muhteva edebilir. Birincil altın yataklarından Ag, Pt grubu elementler, Cu,
U, Te, W, Bi ve diğer bazı elementler elde edilebildiği gibi bakır, kurşun ve çinko
yataklarından da yan ürü olarak altın kazanılabilmektedir (Gökçe, 1995; Acarkan,
2014).
Bu cevherlerde bulunan altın göreceli olarak iri boyuta sahiptir. Ayrıca sülfürlü
mineral içeriklerinin az olması ile birlikte arsenik, antimon, bizmut, karbon (grafit)
talk ve kil içermezler. Daha çok kuvarsitlere bağlı altın taneleridir. Mineralojik olarak
basit yapıya sahip bu cevherlere bir boyut küçültme işlemi uygulandığında altın
serbestleşmektedir (Acarkan, 2014; Bayraktar ve Yarar, 1985).
11
ilişkilidir. Ana yay bölgesi volkanitleri ve granitoyitleri ile ilişkili yataklanmaları
yaygındır. Hidrotermal altın yatakları ilişkili olduğu yan kayaçlara göre volkanojenik-
hidrotermal ve plütonojenik-subvolkanik yataklar olmak üzere alt sınıflara
ayrılabilmektedir. İntraplutonik damarlar ve stokvorklar yatak çeşidine sahiptirler.
Magmatik evrede sıcaklığın en düşük olduğu zaman oluşan epitermal altın yataklarının
altın içeriği genellikle 1-2 g/ton civarındadır (Acarkan, 2014).
Epitermal altın yatakları 200ºC’ın altındaki düşük sıcaklıklarda yüzeye çok yakın,
biçimde oluşmuş hidrotermal yataklardır. Epitermal yatakları, kuvars damarları başta
olmak üzere ağsal damarlar veya saçınımlar biçiminde oluşabilmektedir.
Bu tür yataklar altının yanında gümüş, arsenik, civa, antimuan, bizmut ve talyum
içerebilir. Altınlı kuvars damarlarında, altın taneleri gözle görülebilen (0,1mm’den
daha büyük) boyuttadır (Kırıkoğlu, 1992).
Epitermal altın yataklar, mineral içeren basınçlı sıcak sular ile içerisinden geçtiği
kayaçlar arasında gerçekleşen karmaşık kimyasal reaksiyonlar sonucunda ortaya çıkan
yüzeye yakın yataklar olarak da tanımlanabilmektedir. Volkanik sahalarda bulunan bu
epitermal sistemler (sıcak su sistemleri), içerisinde dolaştıkları kayaçlardaki metalleri
12
çözmektedir. Çözülen metaller sıcak su oluşumu şeklinde, 1000m derinlikten
başlayarak yüzeye kadar farklı derinliklere sahip jeolojik ortamlarda depolanırlar
(Kırıkoğlu, 1990).
13
Şekil 2.2 : Bir jeotermal sistemin oluşturmuş olduğu epitermal altın yatakları
(Kırıkoğlu, 1990).
2.3.3.5 Pirit, markazit, pirotin ve arsenopirit ile birlikte bulunan altın cevherleri
Bu tip cevherlerde altın daha çok kalkopirite bağlı olup bakırın rafinasyonu esnasında
oluşan anod çamurundan kazanılır. Bazı yataklarda altın kalkopiritle birlikte pirite de
bağlı olabilir (Bayraktar ve Yarar, 1985; Acarkan, 2014).
Porfiri tipi altın yataklarının ana mineralinin altından daha çok bakır ve/veya molibden
olması nedeniyle bu tip yataklar “altın bakımından zengin porfiri yataklar” olarak
adlandırılırlar ve en az 0,4 ppm Au içerirler. Yataklanma, dik silindir şeklindeki
14
porfiritik stoklara ve tahminen aynı magmadan türemiş benzer kompozisyona sahip
volkanik kayalara bağlı biçimde gelişir. Potasik zonda gerçekleşen alterasyonlarda
bakır ve altının büyük bir kısmı yatak kayasına geçiş yapar. Bu tip yataklarda altın,
kayaçtaki sülfürlü minerallerin içerisinde damar, damarcık ve saçınımlar halinde
bulunur. Altının en yüksek tenörlü olarak bulunduğu alterasyon kuşağı çekirdekte
bulunan potasik kuşağıdır. Bununla birlikte küçük ama yüksek tenörlü altın-gümüş-
kalkopirit damarlan propilitik kuşakta bulunabilmektedir (Sillitoe, 1979; Kiriş, 1994).
Bu tip cevherlerin kazanılmasında grafit, aktif karbon ve polimer tipi yapıya sahip
hümüs (ayrışamayan organik bileşikler) bileşiklerin altın siyanür anyonunu
tutmasından dolayı doğrudan siyanürasyon işlemi uygulanamaz. Altın kazanımının
gerçekleştirilebilmesi için karbon içeren bileşiklerin altın tutma özelliklerinin
çeşitli ön işlemlerle pasifize edilmesi gerekmektedir (Bayraktar ve Yarar, 1985;
Acarkan, 2014).
15
Genellikle tellür, karbon, arsenik ve antimon içeren altın cevherleri refrakter tipte
cevherlerdir. Altının refrakter özellik göstermesinin temel nedenlerinden bazıları
aşağıda sıralanmıştır:
❖ Özellikle pirit, pirotit veya arsenopirit gibi sülfür minerallerin içerisinde çok ince
taneli ya da submikroskopik altının kapanımlar halinde bulunması,
❖ Liç esnasında oluşan altın siyanür bileşiğini adsorbe edebilen kil minerallerinin
içerikte bulunması,
Diğer yataklardan farkı damar tipi değildir. Damar tipi yatakların atmosferik
koşullarda bozunup ayrışıp; ısı veya yağmur etkisiyle akarsularda birikip çökelmesiyle
oluşur. Altın bakımından zengin yataklardır (Acarkan, 2014).
Plaser tipi yataklardan altın elde edilmesinin kolay olması nedeniyle çok eski
zamanlardan beri bu yataklar işletilmiştir. Bu tip yataklarda altın, yatak içerisinde
mikrondan yumruk büyüklüğüne kadar değişebilen tane boyutunda ve düzensiz bir
biçimde dağılmıştır (Kırıkoğlu, 1992).
16
Bu tipteki yatakların en önemlileri metamorfizma geçirmiş altınlı konglomeralar ile
birlikte siyah şeyller içerisindeki yataklardır (Kiriş, 1994).
Çok eski çağladan günümüze kadar, altın sahip olduğu temel özellik ve işlevleri
sayesinde en değerli metaller arasında yer almaktadır. Altının değerli ve yaygın
kullanılmasının başlıca nedenleri kolay işlenebilmesi, dayanıklı olması, ziynet eşyası
olarak kullanılabilmesinin yanı sıra pek çok endüstri alanında (kuyumculuk,
dekorasyon, mühendislik, uzay ve havacılık teknolojisi, dişçilik, tıp ve elektronik
sektörlerinde) yaygın biçimde kullanılabilmesi, ticarette ise altın para olarak, değişim
aracı olarak ya da servet biriktirme aracı olarak kullanılmasıdır. Dünyada üretilen altın
%43 oranında mücevher sektöründe, %37 oranında elektronik sektöründe, %15 oranda
altın para biçiminde ve %5 de dişçilik alanında kullanılmaktadır (Url-3).
Altının en çok tepkime veren oksijenle bile reaksiyona girmemesi ona oksitlenmeme,
paslanmama, aşınmama gibi önemli üstünlükler sağlar ve bu sayede birçok alanda
kullanılır. Altının bilinen en geniş kullanım alanı mücevher gibi gözükse de
günümüzde oksijenle tepkimeye girmemesi sayesinde altının, uzay ve havacılıktan
(uzay araçları, uçak motorları, motor sistemleri, hava yastıkları, uçak pencereleri vb.)
lazer ve optik alanına (astronomi, güvenlik sistemleri, uydular, kopyalama makinaları
vb.); elektrikten (yarı iletkenler) iletişim araçlarına (telefonlar, bilgisayarlar,
televizyonlar) kadar daha birçok farklı alanda kullanılması gereksinim haline
gelmiştir. Altının, en az tepkime veren metallerden biri olması ona hem kimyasal
alanda hem de biyolojik alanda kullanım üstünlüğü sağlar. Bu nedenle altın, tıp ve
dişçilik gibi sağlık sektöründe de kullanılır.
Yumuşak bir metal olduğu içi altını şekillendirmek çok kolaydır. Kırılmadan çok ince
tel veya plaka haline getirilebilir. Altının bir diğer önemli özelliği ise gümüş ve
bakırdan sonra gelen en iyi elektrik iletkeni olmasıdır. Altının elektrik iletkenliğinin
yüksek olması, kolay şekillenebilir olması ve bozunmaya uğramaması gibi önemli
özellikleri sebebiyle günümüzde bilgisayar ve iletişi araçlarının önemli bir bileşeni
haline gelmiştir (Sayın, 2010).
17
2.5 Altın Madenciliği
Bazı toplumlar tarafından güç sembolü bazı toplumlar tarafındansa servet biriktirme
ve değişim aracı olarak kabul gören altın, insanlar tarafından 7000 yıldan beri
kullanılmaktadır. Bu nedenle yazılı tarih dönemi boyunca insanoğlunun altın ile
ayrılmaz bir bağı olduğu bilinmektedir.
Dünyadaki en eski altın üreticileri M.Ö. 5000 yıllarında bakır ile alaşım halinde
bulunan altını, toprak altından çıkarmakla başlayan Mısırlılardır. Tarihte, altın
üretiminin başladığını belgeleyen ilk kroki de Mısır’daki bir altın madenine aittir.
Peru'da MÖ 2000 yılına ait altın ziynet eşyalarının kalıntılarına rastlanılmış olup,
Amerika kıtasındaki Aztekler ve İnkârlar başta olmak üzere Lidyalıların, Sümerlerin,
Yunanlıların, Makedonyalıların, Asurluların ve İranlıların altına önem verdikleri
bilinmektedir. M.Ö 1000 yıllarında ise milli kahramanları konu alan altın toka
yapımında İskit ve Sarmatların üstün oldukları bilinmektedir (Ünal ve diğ, 1997).
M.Ö 700 yıllarına Lidyalılar tarafından altın ilk kez para (sikke) olarak bastırılmış ve
ticarette kullanılmasını yolu açılmıştır. Örneğin Roma döneminde devlet borçlarını
ödemek için altın kullanılmıştır.
Altın arayıcılarının kullandığı leğene benzeyen bir düzenek olan “bate” ilk kez
Portekiz istilasından önce 1471 yılında Batı Afrika’da kullanılmıştır. Günümüz ticari
koşullarına göre ise ilk altın madenciliği 19. yüzyılın ortasında Kaliforniya’da "Altına
Hücum" olarak tanımlanmış ve dere yatağındaki nabit altının tesadüf eseri bir su
değirmeni işçisi tarafından bulunmasıyla başlamıştır.
Plaser tip yataklarda bugüne kadar bulunmuş en büyük yekpare altın parçası,
Avustralya’nın Victoria bölgesinde rastlanan ve 72 kg ağırlığa sahip olan “Welcome
Stranger”dır. Dünyada altın madenciliği ağırlıklı olarak Avustralya, Rusya, Güney
Afrika, Kanada, ABD, Endonezya, Peru Meksika ve Çin Halk Cumhuriyet’in de
yapılmaktadır. Altın üretiminin ağırlıklı olarak bu ülkelerde yapılmasının temel sebebi
tektonik neden ve olaylarla birlikte diğer jeolojik olayların da etkisiyle altının bu
bölgelerde oluşmuş olmasıdır (Ünal ve diğ, 2016).
Tarih boyunca dünyada çıkarılan altının 2015 yılı sonu itibari ile 182.000 ton olduğu
tahmin edilmektedir. Çıkarılan bu altının hacmi yaklaşık olarak 21,13 m uzunluğunda
18
kenarlara sahip bir kübe eşittir. Altının ons bazında güncel pazar değeri 1.346 US$
(Nisan 2018) olduğu için bu küpün değeri yaklaşık olarak 8 trilyon US$
hesaplanmaktadır (Ünal ve diğ, 2016).
Toplam rezerv içindeki en büyük payı sırasıyla Avustralya, Rusya, Güney Afrika,
ABD, Endonezya, Peru ve Brezilya almaktadır (Çizelge 2.2). Şekil 2.4’te dünya altın
rezervlerinin ülkelere göre dağılımı verilmiştir (Ünal ve diğ, 2016).
19
Çizelge 2.2 : Dünya altın rezervlerinin ülkelere göre dağılımı.
ÜLKE REZERV (TON)
Avustralya 9.100
Rusya 8.000
Güney Afrika 6.000
ABD 3.000
Endonezya 3.000
Peru 2.800
Brezilya 2.400
Kanada 2.000
Çin 1.900
Özbekistan 1.700
Meksika 1.400
Papua Yeni Gine 1.200
Gana 1.200
Türkiye 1.175
Diğer Ülkeler 11.125
Toplam 56.000
20
Çizelge 2.3 : Dünya altın üretimi (2007-2015 yılları arası, ton) (Ünal ve diğ, 2016).
Ülke 2007 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2015
ABD 238 233 223 231 234 235 230 210 200
Avustralya 246 215 222 261 258 250 265 274 300
Brezilya 40 50 60 58 62 65 71 80 80
Çin 275 285 320 345 362 403 430 450 490
Endonezya 118 60 130 120 96 59 61 69 75
Gana 84 75 86 82 80 87 90 91 85
Güney Afrika 252 213 198 189 181 160 160 152 140
Kanada 101 95 97 91 97 104 124 152 150
Meksika 39 50 51 73 84 97 98 118 120
Özbekistan 85 85 90 90 91 93 98 100 103
Papua Yeni Gine 65 62 66 68 66 53 57 53 50
Peru 170 180 182 164 164 161 151 140 150
Rusya 157 176 191 192 200 218 230 247 242
Şili 42 39 41 38 45 50 51 50 50
Türkiye 10,4 11,5 15 17,1 24,9 28,8 33 31,1 27,9
Diğer 471 446 490 559 640 655 684 858 855
Dünya Toplamı 2393,4 2275,5 2462 2578,1 2684,9 2718,8 2833 3075,1 3117,9
Türkiye’nin Payı 0,43 0,51 0,61 0,66 0,93 1,06 1,16 1,01 1,00
21
Her geçen gün daha çok büyüyen takı endüstrisi başta olmak üzere iletkenlik ve kolay
şekillendirilebilmesi gibi özellikleri sayesinde teknolojik araçların içerisinde altın
kullanımının artması sebebiyle dünya altın üretimi sürekli artmaktadır.
Şekil 2.6 : 2015 yılı altın üretiminin ülkelere göre dağılımı (Ünal ve diğ, 2016).
Dünya altın üretiminin büyük bir kısmını Kanada, ABD, Güney Afrika ve Avustralya
kökenli şirketler gerçekleştirmektedir. Dünyanın en büyük 10 altın üreticisinin yıllık
toplam üretimi 1.000 ton civarında olup bu üretim miktarı dünya genelinin neredeyse
1/3’üne denk gelmektedir (Çizelge 2.4).
22
Çizelge 2.4 : Dünyanın en büyük 10 altın üreticisi 2013-2015 yılları üretim rakamları
(Ünal ve diğ, 2016).
Dünya altın ihracat ve ithalatı 2007 yılında 68 milyar dolar civarında iken 2013 yılında
altın fiyatlarındaki %28’lik düşüş ile ihracat 478 milyar dolara ulaşırken ithalat ise 413
milyar doları görmüştür (Pieterse, 2017; Trade Map, 2017). Çizelge 2.5 ve Şekil 2.7’de
2007-2016 yılları dünya altın ihracat ve ithalat verileri verilmiştir.
23
Dünya Altın İhracat ve İthalatı ( x 1000 $)
600.000.000
500.000.000
Veriler (X1000$)
400.000.000
300.000.000
200.000.000
100.000.000
0
2006 2007 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2015 2016 2017
Yıllar
İhracat Verileri (x1000 $) İthalat Verileri (x1000 $)
Şekil 2.7 : Dünya altın ihracat ve ithalat verilerinin yıllara göre dağılımı.
Trade Map verileri doğrultusunda altın ihracatı en yüksek olan 10 ülke: İsviçre, Hong
Kong (Çin), Birleşik Arap Emirlikleri, Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık,
Avustralya, Kanada, Türkiye, Japonya ve Tayland iken; dünyada altın ithalatı en
yüksek olan 10 ülke ise İsviçre, Çin, Birleşik Krallık, Hong Kong (Çin), Hindistan,
Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Arap Emirlikleri, Türkiye, Tayland ve
Kanada’dır (Çizelge 2.6, Şekil 2.8, Çizelge 2.7 ve Şekil 2.9).
24
Çizelge 2.6 : Dünyada altın ihracatında en yüksek paya sahip 10 ülkenin 2007-2016 yılları ihracat verileri (Trade Map, 2017).
2008 238.825 7.185.133 7.960.682 16.644.090 969.650 12.030.355 7.700.607 3.624.476 4.986.841 3.399.027
2009 320.255 10.047.606 12.120.254 684.124 11.770.530 7.347.076 4.639.186 4.303.823 5.667.778
2010 1.041.977 10.091.340 15.260.668 932.019 13.123.427 13.436.678 2.070.647 5.951.877 6.493.845
2011 2.279.841 25.972.018 31.063.706 1.453.434 15.441.144 16.980.881 1.474.546 8.640.590 5.897.301
2012 87.452.949 49.905.151 33.751.875 34.021.371 2.314.851 15.997.371 15.335.097 13.344.554 6.272.009 6.637.622
2013 130.172.997 76.190.635 23.121.748 31.870.040 79.120.779 13.465.708 15.717.586 3.349.042 4.633.945 3.272.511
2014 74.088.346 49.952.585 12.332.311 21.018.228 37.575.198 12.026.506 14.972.792 3.211.907 4.374.532 2.779.662
2015 72.446.611 45.005.679 16.253.350 19.321.348 38.535.942 10.703.463 12.420.535 7.381.135 4.907.749 3.736.420
2016 82.265.563 54.060.499 25.770.568 17.682.578 15.743.121 13.465.828 12.459.605 8.248.539 7.344.793 7.263.238
25
Al tı n İ h racatı n d a E n Yü k sek Paya S ah i p 10 Ül k e n i n
20 07 -2016 Yı l l arı İ h racat Değerl eri
135.000.000
120.000.000
İHracat Değerleri (X1000$)
105.000.000
90.000.000
75.000.000
60.000.000
45.000.000
30.000.000
15.000.000
0
2007 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2015 2016
Yıllar
Şekil 2.8: Altın ihracatında en yüksek paya sahip 10 ülkenin 2007-2016 yılları ihracat
verileri dağılımı (x1000$).
26
Çizelge 2.7 : Dünyada altın ithalatında en yüksek paya sahip 10 ülkenin 2007-2016 yılları ithalat verileri (Trade Map, 2017).
Yıllara Göre İthalat Verileri (x1000 $)
Hong Amerika Birleşik
Birleşik
Yıl/Ülke İsviçre Çin Kong Hindistan Birleşik Arap Türkiye Tayland Kanada
Krallık
(Çin) Devletleri Emirlikleri
2007 110.395 0 1.676.411 2.148.457 17.209.734 4.136.575 8.364.532 5.325.078 1.635.933 2.753.200
2008 149.329 0 9.186.750 3.928.812 19.875.545 5.689.979 13.225.635 4.991.021 6.091.284 3.567.409
2012 95.410.833 0 5.555.385 47.617.181 52.606.772 16.227.514 41.233.718 7.636.748 10.742.256 9.809.048
2013 118.891.000 0 15.197.452 97.142.939 37.711.847 14.708.105 40.902.160 15.127.226 14.981.216 9.281.503
2014 71.349.260 0 20.296.211 54.964.496 31.039.689 13.470.153 29.746.353 7.106.855 6.612.474 7.999.389
2015 70.738.420 78.976.975 18.708.541 36.212.640 34.999.549 10.800.145 25.508.002 3.425.893 7.202.003 6.547.892
2016 82.874.507 63.984.721 57.973.103 29.535.581 22.944.490 16.466.952 13.468.907 6.458.906 5.919.747 5.598.919
27
Altın İthalatında En Yüksek Paya Sahip 10 Ülkenin 2007-2016
Yılları İthalat Değerleri
140.000.000
120.000.000
İthalat Değerleri (X1000$)
100.000.000
80.000.000
60.000.000
40.000.000
20.000.000
0
2007 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2015 2016
Yıllar
İsviçre Çin
Birleşik Krallık Hong Kong (Çin)
Hindistan Amerika Birleşik Devletleri
Birleşik Arap Emirlikleri Türkiye
Tayland Kanada
Şekil 2.9 : Altın ithalatında en yüksek paya sahip 10 ülkenin 2007-2016 yılları
ithalat verileri dağılımı (x1000$).
Bu dönemde Anadolu’da işletilen son altın madeni, 1914 yılında 1. Dünya Savaşı’nın
başlamasıyla birlikte durdurulan Çanakkale-Kartaldağı-Astyra madenidir (DPT, 2001;
Ünal ve diğ, 2016).
28
Cumhuriyet döneminde, yeraltı kaynaklarının devlet eliyle çıkarılıp değerlendirilmesi
amacıyla 1933 yılında Ekonomi Bakanlığı’na bağlı "Altın Arama ve İşletme İdaresi"
ve "Petrol Arama ve İşletme İdaresi" olmak üzere iki bağımsız kurum birden
kurulmuştur. Sonrasında madenlerimizin gerekli jeolojik ve madencilik etütleriyle
araştırılması ve bu çalışmalara uygun şekilde madenlerin işletilmesi için 22 Haziran
1935 tarihli 2804 sayılı kanunla Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü (MTA)
kurulmuştur (Doğan, 2005).
2013 yılından sonraki senelerde altın fiyatlarında görülen yüksek artışlar (yılda
yaklaşık %20 artış) tüm dünyanın altına olan ilgisi yeniden arttırmıştır. Bu kapsamda
yeni altın yataklarının arama, bulma ve işletme çalışmalarına önem verilmiş kapatılan
altın madenleri yeniden işletmeye açılmıştır. Özellikle 1980’li yıllardan sonra,
dünyada olduğu gibi Türkiye’de de altın arama ve işletme konularına büyük önem
verilmiştir (Doğan, 2005).
Uluslararası kaynak tahmin hesaplarına göre Türkiye, toplam 6500 tonluk bir altın
potansiyeline; metal bazında ise 840 ton işletilebilir altın rezervine sahip olduğu
bilinmektedir. Günümüze kadar en fazla altın üretimi 2013 yılında 34 ton olarak
yapılmış ve aynı sene 3,5 Milyar US$ karşılığında 72 ton altın ihraç edilmesine karşın
15 Milyar US$ karşılığında 351 ton altın da ithal edilmiştir (Url-3; Köse ve Oygür,
2009). Bu nedenle altın talebinin karşılanması için işletilebilir altın rezervlerinin
değerlendirilmesi ve yeni altın maden sahalarının bulunması gerekmektedir.
29
Çizelge 2.8 : İşletilebilirliği söz konusu altın yataklarının rezervi (DPT, 2001).
Yatak Tenör (Au, ppm) Rezerv (ton) Toplam Rezerv (Au, ton)
İzmir-Efemçukuru 12,65 2.500.000 31.63
Gümüşhane-Mastra 12 1.000.000 12
İzmir-Bergama-Ovacık 9 2.980.000 26.82
Balıkesir-Küçükdere 6,43 1.410.000 9,07
Eskişehir-Kaymaz 6,04 974.000 5,88
Artvin-Cerattepe 4 8.200.000 32,8
Konya-İnlice 2,36 629.000 1,48
Uşak-Kışladağ 1,43 74.000.000 105,8
Erzincan-Çöpler 1,4 74.400.000 104,2
Çanakkale-Akbaba 1,25 8.000.000 10
Cumhuriyet döneminde ilk altın üretimine resmi olarak 2001 yılında İzmir-
Bergama’da bulunan Ovacık altın madeninde başlanmıştır. Türkiye’ni resmi altın
üretim miktarı başlangıçta yılda 1,4 ton seviyesindeyken yeni maden sahalarının
açılması ve mevcut madenlerin kapasitelerini arttırmasıyla birlikte altın üretimi 2013
yılında 34 ton ile şu ana kadar en yüksek üretim miktarına ulaşmıştır. Ülkemizin 2001-
2016 yılları arası toplam altın üretimi 252,4 ton olarak gerçekleşmiştir (Çizelge 2.9 ve
Şekil 2.10) (Ünal ve diğ, 2016; Url-3).
Çizelge 2.9 : 2001-2016 yılları arası Türkiye altın üretimi (Ünal ve diğ, 2016; Url-3).
Yıllar Üretim Miktarı(Ton)
2001 1,4
2002 4,3
2003 5,4
2004 5,0
2005 5,0
2006 8,0
2007 9,9
2008 11,1
2009 14,5
2010 16,4
2011 24,5
2012 29,4
2013 34,0
2014 31,3
2015 28,2
2016 24,0
30
Türkiye Altın Üretimi (Ton)
40
35 34,0
31,3
Üretim Miktarı(Ton)
30 29,4 28,2
24,5 24,0
25
20
16,4
14,5
15
11,1
9,9
10 8,0
4,3 5,4 5,0 5,0
5 1,4
0
2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2015 2016 2017
Yıl
Şekil 2.10 : 2001-2016 yılları arasında Türkiye’de gerçekleşen altın üretimi grafiği.
2013 yılına kadar altın üretim miktarı sürekli yükselmiştir. Ancak dünya genelinde
metal fiyatlarında yaşanan düşüşten altın da payını almış ve %28 lik fiyat düşüşü
yaşamıştır. Bunun sonucunda ülkemizdeki üreticilerde altın üretimini düşürerek
kapasitelerini arttırmak için yapmayı planladıkları yatırımları da altın ticaretinin daha
kârlı şekilde gerçekleşeceği zamanlara ertelemişlerdir. Altının pazar fiyatının
artmasıyla ülkemizin altın potansiyelinin 34 ton/yıl seviyelerinden 50 ton/yıl
seviyelerine yükselmesi tahmin edilmektedir (Ünal ve diğ, 2016).
31
Şekil 2.11: Ülkemizde faaliyet gösteren altın madenlerinin kronolojisi.
2015 yılında bu projelerden 28,2 ton (869.174 ons) altın üretilmiş olup 2006-2015
yıllarına ait detaylı üretim verileri Çizelge 2.10’da verilmiştir. Sivas-Bakırtepe altın
madeni, üretime 2016 yılında başladığı için tabloda yer almamaktadır.
32
Çizelge 2.10 : 2006-2015 yılları arası projelere göre altın üretimi (ons).
Sıra Proje 2006 2007 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2015
1 Kışladağ 70.895 135.306 190.334 237.210 274.592 284.648 289.293 306.182 311.233 281.280
Himmetdede,
3 187.000 187.000 167.000 228.000 256.000 304.000 338.000 350.000 316.510 266.000
Ovacık, Kaymaz
5 Altıntepe 608
7 Sart 750 574 490 670 1.087 1.380 817 1.047 1.090 926
Toplam (ons) 258.645 322.880 357.824 465.880 531.679 775.930 897.629 1.027.382 969.524 869.174
33
Türkiye, bugüne kadar hesaplanan 1.175 ton altın rezervi ile dünyada %2’lik paya
sahip iken dünya üretiminde yaklaşık olarak %1’lik paya sahiptir (Şekil 2.6 ve
Şekil 2.12) (Ünal ve diğ, 2016).
Şekil 2.12 : 2007-2015 yılları arası Türkiye’nin Dünya altın üretimindeki payı.
Türkiye’de altın madenciliği yapan başlıca şirketler Tüprag Metal Madencilik San. ve
Tic. A.Ş., Koza Altın İşletmeleri A.Ş., Lidya Madencilik San. ve Tic. A.Ş., Esan
Eczacıbaşı Endüstriyel Hammaddeler San. ve Tic. A.Ş. ve Pregold Madencilik
A.Ş. ’dir.
34
Çizelge 2.11 : Yıllara göre Türkiye’nin altın ihracat ve ithalat verileri
(Trade Map, 2018).
İhracat İhracat İthalat İthalat
Yıllar Değeri Miktarı Değeri Miktarı
(x1000 $) (Ton) (x1000 $) (Ton)
2007 974.070 49 5.325.078 242
2008 3.624.476 142 4.991.021 180
2009 4.639.186 165 1.632.308 53
2010 2.070.647 56 2.523.442 64
2011 1.474.546 30 6.251.532 128
2012 13.344.554 253 7.636.748 158
2013 3.349.042 72 15.127.226 351
2014 3.211.907 78 7.106.855 192
2015 7.381.135 193 3.425.893 105
2016 8.248.539 206 6.458.906 178
35
36
3. ALTIN ZENGİNLEŞTİRME YÖNTEMLERİ
Şekil 3.1 : Endüstriyel proseslerin dünya altın üretimindeki payı (Bhappu, 1990).
37
Altın ana ürün olarak kendi bulunduğu cevherden zenginleştirilerek kazanılacağı gibi
yan ürün olarak sülfür içeren renkli metal cevherlerinden de kazanılabilir. Diğer metal
cevherlerinden yan ürün olarak kazanılan altının çoğu bakır cevherlerinden
kazanılmaktadır. Gümüş ya da kurşun üretiminden de az da olsa altın
kazanılabilmektedir. Bunlara ek olarak hurda paralardan, teknolojik atıklardan ve
eskimiş süs eşyalarından dünyadaki altın üretiminin %25-30’u sağlanmaktadır (Sayıcı
ve Gülaçtı, 2012).
Yer kabuğunda altın tenörü tonda ortalama 0,0035 g olup kârla işletilebilen en düşük
altın tenörü ise 1g/ton dur. Genel olarak 3 g/ton ve daha düşük Au içeriğine sahip olan
cevher fakir cevher; 3 g/ton dan fazla olup 10 g/ton a kadar altın içeriği olan cevher
nispeten zengin cevher ve 10 g/ton ve daha fazla Au içeriğine sahip cevher zengin
cevher olarak sınıflandırılır (Acarkan, 2014).
Etkin ve doğru bir üretim şekli seçimi için altın cevherlerinin mineralojik karakterleri
önem arz etmektedir. En uygun yöntemin seçilmesi mineralojik karakter analizinin iyi
yapılmasına bağlıdır (Celep, 2005).
38
Çizelge 3.1 : Altın kazanım prosesleri (Acarkan, 2014; Andrew, 1984; McQuiston ve
Shoemaker, 1981).
Yataklanma Tipi Proses Uygulanma Durumu
Günümüzde amalgamlaştırma tercih
Gravite ± Amalgamlaştırma edilmiyor ama Afrika ve Orta Amerika’daki
Plaser Altın küçük madenlerde hala kullanılabilmektedir.
Cevheri
Günümüzde modern tesislerde tercih
Gravite ± İzabe
edilmektedir.
Serbest Halde
İri boyutlar için gravite ile kolayca
Ufalanmış
Gravite+İzabe±Siyanür Liçi zenginleştirilebilirken, ince boyutlara inince
Cevherler
siyanürasyon gerekebilir.
Tane boyutu 30 mikron altındaysa doğrudan
Direkt Siyanür liçi
siyanürasyon uygulanabilir.
Gravite ayırma±
Nabit Altın İçeren
Amalgamasyon± Flotasyon ± Günümüzde amalgamlaştırma tercih
Diğer Cevherler
Siyanür liçi edilmiyor.
39
İri tane boyutunda altın ihtiva eden cevherler için kullanılan zenginleştirme yöntemleri
gravite, aglomerasyon ve amalgamasyondur. Flotasyon ve hidrometalurjik
uygulamalar ise ufak taneli ve düşük tenöre sahip altın cevherleri için kullanılmaktadır
(Bhappu, 1990).
Bu yöntemde, bir akışkan içerisinde farklı özgül ağırlığa sahip tanelerden ağır olanlar
batar hafif olanlar askıda kalır veya pülp akışı ile birlikte uzaklaşır. Cevher içerisinde
2,7-3,5 g/cm3 yoğunluğa sahip gang mineralleri ile yaklaşık 19 g/cm3 yoğunluğa sahip
altın minerali arasındaki büyük yoğunluk farkı sebebiyle altın zenginleştirilmesinde
gravite ile zenginleştirme yöntemleri sıkça kullanılmaktadır (Celep, 2005).
40
Mineral tanelerinin akışkan ortam içerisindeki hareketleri, özgül ağırlığı başta olmak
üzere tane boyutu ve şekliyle de yakından ilgilidir. Boyuta göre gerçekleştirilen
zenginleştirme, yıkama ve dağıtma proseslerinin başarısız olduğu durumlarda gravite
ile zenginleştirme uygulaması tercih edilir. Bunun nedeni bu yöntemin diğer
zenginleştirme yöntemlerine nazaran daha ekonomik olmasıdır (Acarkan ve Önal,
2014).
Serbest altının plaser tip altın yataklarından elde edilmesi için farklı gravite ile
ayrıştırma yöntemleri (jigler, sallantılı masalar, oluklar vb.) bulunmaktadır. Bu
yöntemlerle iri taneli altın cevherinin kazanılma verimi %40-70 arasında değişirken
ince boyutlu altınların elde edilmesinde çok büyük kayıplar ortaya çıkabilmektedir.
Sarsıntılı masa, gemini masa ya da jig gibi birçok gravite ile zenginleştirme aracı
bulunmasına rağmen altın serbestleşme tane boyutuna bağlı olarak bu yöntemlerin
etkinliği değişmekte olup özellikle çok ince boyutlarda serbestleşen altın için verimli
bir zenginleştirme yapılamamasından dolayı bu araçların altın zenginleştirmede
kullanımı sınırlıdır. Bu problemi çözmek adına Falcon Ayırıcısı, Knelson
Konsantratörü ve Multi Gravity Separator (MGS) gibi daha verimli ayrım yapabilen
cihazlar geliştirilmiştir. Bu cihazların çalışma prensibi, uygulanan santrifüj kuvveti
sayesinde tanenin özgül ağırlığı ile alakalı özelliklerinin daha belirgin kullanılmasını
sağlamaktır. Bu gelişmiş cihazlar, ince boyutlu değerli minerallerin elde edilmesindeki
etkinliklerini de kanıtlamış durumdadırlar (Sayın, 2010).
41
3.1.1 Sarsıntılı masalar
Sarsıntılı masalar, yoğunluk farkı ile zenginleştirmede sıkça tercih edilen aygıtlardan
biri olup üzerinde tabaka biçiminde akışkan sistem bulunduran dikdörtgen,
dikdörtgene yakın yamuk, paralelkenar ya da V biçiminde bir yüzeydir. Masa yüzeyi
yatayla arasında çok yakın açı olacak şekilde eğimlidir. Uygun bir düzenek yardımıyla
masanın uzun ekseni yönünde ve geriye doğru hareketi daha hızlı olacak şekilde ileri
geri hareket etmesi sağlanmaktadır. Çoğunlukla masa yüzeyinde dar ve uzun eşikler
bulunur (Önal, 1980).
Sarsıntılı masa üzerindeki mineral taneleri, tabaka şeklindeki akış hareketinin ve akışa
dik biçimde gerçekleşen ileri-geri hareketin bileşke kuvveti etkisiyle hareket eder.
Tabaka içerisinde ve masanın hareket yönünde en kısa mesafeyi, en iri ama en hafif
olan tane kat ederken en uzun mesafeyi, masa üzerinde en yavaş harekete sahip olan
en ince ve en ağır tane alır. Bu iki hareket düzgün biçimde birleştiğinde minerallerin
tane boyutu ve yoğunluk farkına göre iri-hafif, ince-hafif ile birlikte iri-ağır ve ince-
ağır taneler içeren üç farklı kuşak meydana gelir. Masa yüzeyinde oluşan her bir
kuşağın birbirine karışmayacak şekilde alınması ile ayırma işlemi tamamlanmış olur
(Önal, 1980).
Sarsıntılı masanın yüzeyi, sonradan eklenen çıtalar veya yüzeyde açılan oyuklar olarak
bilinen eşiklerle kaplanır. Bu sayede ayırma verimi arttırılır. Eşiklerin yükseklikleri,
mekanizmanın kenarından başlayarak konsantre kenarına doğru azalmakta ve
konsantre kenarına gelindiğinde sıfır olmaktadır. Çalışma yöntemine bağlı olarak çok
farklı biçimde eşik düzeneği tercih edilebilir. Akış koşulları, eşiklerden tarafından
değiştirildiği için eşikler arası engelli çöküş klasifikasyonu meydana gelmektedir.
Bunun sonucunda ayrıştırmanın etkili bir biçimde yapılabilmesinin yanında masada
kapasite artışı meydana gelmektedir (Önal, 1980).
Endüstride kullanılan iki tip sarsıntılı masa bulunmaktadır. Bunların birincisi yüksek
ve sık eşiklere sahip olan ve iri cevherler için kullanılan masalar iken diğeri alçak ve
seyrek eşiklere sahip olan ya da hiç eşiği bulunmayan ve ince cevherler (şlam) için
kullanılan masalardır (Önal, 1980).
42
Bazı uygulamalarda ise besleme boyutunun alt sınırı 0,025 mm’ye kadar
inebilmektedir.
Platin, altın, gümüş ve krom gibi yüksek özgül ağırlığa sahip kıymetli metallerin çok
ince boyutlarda zenginleştirilmesine olanak sağlayan endüstride altın zenginleştirme
masası ya da Gemini tip sallantılı masalar olarak da bilinen gelişmiş yeni tipte sarsıntılı
masalar da bulunmaktadır. GMF şirketine ait bir altın zenginleştirme masası
Şekil 3.2’de verilmiştir.
3.1.2 Jig
43
klasifikasyonu; sonuncusu ise çöküş sonunda ara boşluklardan sızma olmasıdır. Alt
tabakada ağır mineraller bulunurken üst tabakada hafif mineraller bulunur. Oluşan her
bir tabakanın birbirinden bağımsız olarak dışarı alınması sonucunda zenginleştirme
işlemi gerçekleşmiş olur (Url-4).
IPJ Jigleri (InLine Pressure Jigs) geliştirilmiş olan en yeni jig türlerinden biri olup
serbest altın, nabit bakır, sülfürlü cevher, elmas ve kalay gibi minerallerin
zenginleştirilmeleri için kullanılmaktadır (Wills ve Napier-Munn, 2006).
IPJ jiglerinin çalışma prensibi, tamamıyla kapalı bir jig içine basınç uygulanarak jigin
tamamen pülp ile dolması prensibine dayanmaktadır (Gray, 1997). Bu yüzden diğer
jiglerden tamamıyla farklı bir şekilde çalışmaktadır. Jigin içerisinde dairesel bir yapıda
yatak oluşmakta ve bu yatak içerisinde düşey hareketli bir elek bulunmaktadır. IPJ
jiglerin içine 200kPa’a kadar basınç uygulanabilir olup bu sayede jigin tamamına pülp
birikmesi sağlanmaktadır. Böylece pülp hızının azalması, hava-su arasındaki yüzey
gerilimin düşmesi ve verimin yükselmesi hedeflenmektedir. Öğütme devrelerinde
genelde IPJ’ler kullanılmaktadır. Bunun sonucunda, devreden yükten serbest
mineraller elde edilebilmektedir. IPJ’lerin en büyük avantajı su tüketimlerinin düşük
seviyelerde olmasıdır. Bu jiglerin besleme miktarı 110 ton/saat’a kadar çıkabilir ve
30 mm’e kadar olan taneler zenginleştirilebilir (Gupta ve Yan, 2006).
44
Basit yapılı oluşu, kapasitesinin yüksek oluşu, geniş tane boyut aralığında
çalışabilmesi ve çok yüksek verimli ayrım yapabilmesi en önemli avantajlarıdır (Celep
ve diğ, 2006).
Tane yatağını akışkan tutabilmek için besleme miktarının 2-3 katına kadar çıkabilen,
çok yüksek miktarlarda su ihtiyacının bulunması Knelson ayırıcısının en büyük
dezavantajıdır (Luttrell ve diğ, 1995).
Hem primer şekilde hem plaser tipte meydana gelmiş altın yataklarında bulunan iri ve
ince altın tanelerinin kazanılması konusunda yetenekli olan Knelson ayırıcısı öncelikli
olarak altın endüstrisinde bunun yanında nehir kumlarından, metalurjik atıklardan ve
farklı cevherlerden platin, gümüş, kurşun ve bakır gibi değerli metallerin elde
edilebilmesi için endüstride yaygın biçimde kullanılmaktadır (Knelson ve Jones,
1993).
45
Şekil 3.3 : Knelson ayırıcısı.
46
Santrifüj kuvvet sayesinde taneler olukların diplerine doğru hareket eder ve
tabakalaşma sağlanır. Haznenin ayırma çentikleri içerisinde bulunan ve akışkanlık
sağlayan deliklerden püskürtülen su, santrifüj kuvvetine kısmen karşı koyarak ağır
mineralleri içeren konsantre yatağı oluşturarak, aynı zamanda sıkışmasını engeller.
Böylece tabakalar akışkan hale gelir. Çöküş yönünün tersine verilen basınçlı su ile
hafif tanelerin haznenin yukarısından eşiği terk etmesi sağlanırken ağır tanelerin
ayırma çentikleri arasında kalması sağlanır (Majumder ve Barnwal, 2006).
Besleme pülp yoğunluğu (PKO), yıkama suyu miktarı ve kalış süresi (residence time)
Knelson konsantratörünün operasyonel anlamda ana değişkenleridir. Knelson
ayırıcısı, altın cevherinin ön zenginleştirilmesi için tasarlanmış olup yerçekimi
kuvvetinin ortalama 60 katı (60 G) kadar santrifüj kuvveti oluşturabilmektedir (Huang,
1996).
47
Su tüketiminin düşük olması, çok az miktarda da olsa çok yüksek tenörlü konsantre
elde edilebilmesi, kullanımının basit olması bu nedenle kullanabilmesi için az bilgi ve
tecrübenin yeterli olması, bakım ve işletme maliyetindeki giderlerinin düşük olması
nedeniyle endüstri için fazlasıyla tercih edilen bir gravite aygıtıdır (Ancia ve diğ,
1997).
Falcon ayırıcısının çalışma prensibi, içi düz olan koni şeklinde bir haznenin (akışkan
ortamın) içerisinde çok yüksek santrifüj kuvveti sayesinde ince ve ağır taneciklerin
çökelerek tabakalaşmasına yol açan gelişmiş bir gravite ile zenginleştirme aygıtıdır.
Bu ayırıcı cevherdeki değerli ve gang mineralinin özgül ağırlıkları farkından
yararlanmaktadır. Böylece yüksek merkezkaç kuvveti ve basınçlı su etkisi ile ağır
malzeme hazne içerisinde kalırken hafif malzeme hazneden taşarak akışkan ortamdan
uzaklaşmaktadır (Ancia ve diğ, 1997; Parekh ve Abdel-Khalekh, 2002; McAlister,
1992; McAlister ve Amstrong, 1998).
48
şekilde hafif tanelerin haznenin üst kısmından sistemi terk etmesi, ağır tanelerin ise
ayırma çentikleri içerisinde kalarak tabakalaşması sağlanır (Url-6).
49
Falcon ayırıcısı, altın (özellikle plaser tipteki altın) ve kömür başta olmak üzere
endüstrideki temel mineral zenginleştirme çalışmalarında kullanılmaktadır. Dünyada
Falcon, en çok Kanada’da da tantal kazanımı için kullanılmaktadır (Abela, 1997).
Birincil, ikincil veya üçüncül temizleme aracı olarak ya da süpürme ünitesi olarak
kullanılabilen Falcon gravite aracının etkinliği birçok uygulamada ispatlanmıştır
(McAlister, 1992).
Falcon C serisi ayırıcılar, yüksek santrifüj kuvveti etkisiyle çok ince boyuttaki altın
taneciklerinin kazanılması için tasarlanmış ve ilk olarak 1987’de test edilmiş sürekli
olarak çalışan konsantratörlerdir. Devreye sürekli bir konsantre akışı sağlanır.
Beslenen malzemenin miktarca %40’ı kadar konsantre akışı alınır (Url-7). Bu tipteki
ayırıcılarda, Knelson ayırıcısının aksine, ağır tanelerin hapsolup birikeceği ayırma
çentikleri ve bu çentikler arasında bulunarak akışkanlaştırmayı sağlayan su kanalları
bulunmamaktadır. Hazne duvarı boyunca oluşan ince bir pülp tabakası akar ve hidrolik
farklılıklar sayesinde tanelerin tabakalanmasını sağlar. Ağır taneler hazne iç çeperi
boyunca kayarak duvar içerisinde bulunan küçük açıklıklardan sistemi terk ederken,
tabakalanma üzerinde kalmış hafif taneler ise haznenin üst kısmında bulunan koni
dudağından (cone lip) sistemi terk ederler (Abela, 1997; Url-7).
Düşük tenörlü ama yüksek rezerve sahip cevherlerin zenginleştirilmesi için Sürekli
Falcon ayırıcısı uygundur. Aynı zamanda bazı uygulamalarda ince besleme boyutlu
taneler için de uygulanabilmektedir.
50
içerisinde bulunan minerallerin özgül ağırlık farklarına göre yüksek yoğunluğa sahip
malzemenin tabakalaşma zonu altında, düşük yoğunluğa sahip malzemenin ise
tabakalaşma üzerinde kalarak sistemden uzaklaştırılması prensibine dayalı bir biçimde
ayrıştırma işlemini tamamlar (Url-7).
Falcon C serisi ayırıcı, genellikle -1+0,01 tane boyut aralığında besleme boyutu,100
ton/saat besleme kapasitesiyle, tenörü yüzde şeklinde ifade edilebilen krom, manyezit,
hematit, barit, ağır metal, tantalum gibi minerallerin ön zenginleştirilmesi için
kullanılır (Şekil 3.7).
Düşey eksenli ve akışkan yatağa sahip olan Falcon SB serisi ayırıcı; altın, gümüş gibi
değerli metallerin gravite ile yüksek tenörlü biçimde zenginleştirilmesi için
geliştirilmiştir (Url-6; Url-7).
51
300 G ye (yerçekimi kuvvetinin 300 katına) kadar çıkabilmektedir. Bu sayede yüksek
kapasiteli olarak düşük ayırma yoğunluklarında dahi çalışabilmektedir (Ancia ve diğ,
1997; Parekh ve Abdel-Khalekh, 2002; McAlister, 1992; McAlister ve Amstrong,
1998).
Günümüzde Falcon SB konsantratörü, iri ve ince boyuttaki altın, platin gibi tenörü
ppm ile ifade edilen değerli minerallerin geniş boyut aralığında çok yüksek tenörlü
olarak ön zenginleştirmesi için tercih edilmektedir (Şekil 3.8).
Ayrıca çok ince boyuttaki (3 mikrona kadar) cevherlerin kazanımı için artıkların
sürekli olarak boşaltıldığı kesikli (ya da yarı-kesikli) ünitelere sahip olan Falcon UF
seri konsantratörü de alt bir kategori olup santrifüj etkisinden doğan kuvvet 600 G’ye
kadar çıkabilmektedir. Yine SB seri ayırıcısı çalışma prensibine benzer şekilde elde
edilen konsantrelerinin tenörleri çok yüksek olup; miktarları ise çok düşüktür
(Şekil 3.9).
52
Şekil 3.9 : Falcon UF ayırıcısının şematik görünümü.
53
Flotasyon, çok ince boyutta ve fiziksel yöntemlerle zenginleştirilemeyen cevherlerin
zenginleştirilebilmesi için yüzdürme prensibine dayalı fizikokimyasal bir
ayırma/zenginleştirme yöntemidir. Bu yöntemde, cevherin hidrofilik ya da hidrofobik
olması gibi farklı yüzey özelliklerinden yararlanılarak pülp içerisindeki tanelerin hava
kabarcığı oluşturarak suda yüzmesi veya batması ile diğer tanelerden ayrılmasını
sağlanarak zenginleştirme işlemi gerçekleştirilir. Taneler birbirinden, hava kabarcığı
ile temas edenlerin yani hidrofobların yukarıya doğru çıkması; hava kabarcığı ile
temas kurmayanların yani hidrofillerin ise aşağıya doğru inmesiyle ayrılmış olur.
İçerisinde sülfür bulunan altın cevherlerinin zenginleştirilmesi için uygun bir
yöntemdir (Pearse, 2005; Hacıfazlıoğlu, 2007). Genellikle altın kazanımı için ön
zenginleştirme yöntemi olarak kullanılan flotasyon, bazı tesislerde gravitasyonla
zenginleştirilen ön konsantrenin zenginleştirilmesi için de uygulanır. Bu sayede
çevreye çok zararlı olan amalgamasyon ile zenginleştirme prosesinin yerini almıştır
(Celep, 2005).
54
Göreceli olarak altın taneleri doğal hidrofobik tanelerdir. Bu özelliği sayesinde
bulunduğu cevherin mineralojik özelliğinin de elvermesi ile birlikte endüstriyel olarak
flotasyon yöntemiyle altın kazanılabilmektedir (Chryssoulis ve Dimov, 2004).
Altının yüzdürülebilirliği, tane boyutu ve tane şekline göre değişir. Örneğin; küresel
altın tanelerine kıyasla pulsu taneler daha kolay yüzmektedir. Flotasyonla altın
zenginleştirmede üst tane boyutu 200 μm’dir ve bu boyuttan daha büyük nabit altın
taneleri flotasyon yöntemi ile asla yüzdürülemez. Bu nedenle, 200 μm’dan daha iri
boyutta serbest altın tanelerine rastlanırsa bu cevher öncelikle gravitasyon ile
zenginleştirme işlemine tabi tutulur. Sonrasında gravitasyon artığında kalmış
olabilecek altın taneleri için flotasyon işlemi uygulanır (Çilingir, 1996). İçerisinde
nabit altın ve gümüş metalleri bulunduran kuvarslı altın cevherleri, az miktarda
sodyum silikat kullanarak gangın bastırıldığı hafif alkali bir ortamda (soda pH 7-9)
kresilik asit gibi köpürtücü ve ksantatlar/dithiofosfatlar gibi kollektörlerin varlığında
kolayca yüzdürülebilir. Ancak bu tip cevherlerin zenginleştirilmesinde flotasyon
yöntemi pek tercih edilmemektedir. Ayrıca flotasyondan elde edilen ön konsantreye
direkt liç uygulanamaz öncesinde ısıl işlemden geçirilirler ya da pirometalurjik
değerlendirmeye tabi tutulurlar. Yine de flotasyon ile zenginleştirme, endüstride
kendisine küçük kapasiteye sahip işletmelerde yer bulmuştur (Monte ve diğ, 1997 ve
2002).
İçerisinde pirit, arsenopirit bulunan altın cevherleri ise bir miktar canlandırıcı (bakır
sülfat, CuSO4) ve ksantat ile hafif asidik bir ortamda yüzdürülerek kolektif bir
konsantre elde edilir. Elde edilen bu kolektif konsantre pirometalurjik işlemlerden
geçirilerek selektif biçimde farklı kalitede altın konsantreleri elde edilir. Bu
konsantrelerin üretilmesi için gerçekleştiren selektif flotasyonda, öncelikle kostik soda
yardımıyla ortam hafif alkali (pH 8-9) hale getirilir ve permanganatlar pirit ve
arsenopiriti bastırırken dithiofosfatlar ve kresilik asit (veya çamyağı) serbest nabit
altının yüzmesini sağlar. Böylece nabit altın kazanılır kalan pirit ve arsenopiritli altın
cevheri ise piritin yüzdürülmesi ile ayrıştırılır. Bunun için ortam öncelikle hafif asidik
bir duruma getirilerek altınlı pirit yüzeyinde oluşan oksit filmi bozundurulur
sonrasında kostik soda yardımı ile ortam tekrar hafif alkali duruma getirilerek bu sefer
potasyum permanganat ile arsenopirit bastırılırken sülfhidril tipteki kollektörle pirit
yüzdürülür. Pirite bağlı altın taneleri ksantatlarla yüzdürülerek altınlı pirit konsantresi
elde edilmiş olur. Bastırılan arsenopirit içerisinde kalan altını kazanmak için ise
55
arsenopirit H2SO4 ilave edilerek elde edilen asidik ortamda (pH 5-6) bakır sülfat
(CuSO4) ile canlandırılıp altın içeren arsenopirit taneleri ksantatlarla yüzdürülerek
gangdan ayrılmış olur. Böylece kompleks içerikteki bu cevherden nabit altın
konsantresi, altınlı pirit konsantresi ve altınlı arsenopirit konsantresi elde edilir (Allan
ve Woodcock, 2001; Subramanian ve diğ, 2005; Valdivieso ve diğ, 2006). Ayrıca bu
tipteki cevherlerde pirite bağlı altın taneleri az miktarda ise altınlı pirit yüzdürme
aşaması atlanarak nabit altın konsantresi ve altınlı arsenopirit konsantresi elde edilir.
Arsenopirite bağlı altın cevherinin yüzdürülmesi sırasında yüzmeyen nabit altın ve
nabit gümüş artığı Knelson konsantratöründe özgül ağırlıkları farkından yararlanılarak
zenginleştirilir. Bu sayede yüksek tenöre sahip nabit altın-gümüş konsantresi üretilmiş
olur. Flotasyon sonrası gravite zenginleştirme işleminin de uygulanması ile birlikte
altın, gümüş kazanım verimi %95’in üzerine çıkabilmektedir (Çilingir, 1996).
56
Altın ve gümüş cevherlerinin birincil zenginleştirme yöntemi siyanür liçi olsa da
siyanürün çevresel etkileri de düşünüldüğünde eğer cevherin yapısı flotasyon ile
zenginleştirmeye uygunsa flotasyon yöntemi tercih edilir. Ancak günümüzde
endüstriyel olarak flotasyon işlemi sadece küçük ölçekli işletmelerde uygulanmaktadır
(Pyke ve diğ, 2000).
Altın cevherleri genel olarak serbest taneli nabit altın, kompleks altın cevheri ve
refrakter altın cevheri olmak üzere 3 ana grupta sınıflandırılmaktadırlar. Serbest taneli
cevherlerden konvansiyonel siyanür prosesiyle %90 verimli altın kazanımı elde
edilebilmektedir. Konvansiyonel siyanür liçi yöntemi ile ekonomik olarak altın
kazanımının elde edilemediği cevherler ve içeriğinde pirit (FeS2), kalkopirit (CuFeS2),
arsenopirit (FeAsS), pirotit (FeS), markazit (FeS2) gibi sülfürlü mineral bulunduran
altın cevherleri, refrakter cevherler olarak tanımlanırlar (Taggart, 1945; Aksoy ve
Yarar, 1989; La Brooy ve diğ, 1994).
Liç işlemi sırasında ekonomik olarak yeterli altının elde edilebilmesi için daha yüksek
siyanür ve oksijene gereksinim duyulan cevherler ise kompleks cevherler olarak
tanımlanır. Demirle kaplanmış altın cevherine kıyasla serbest nabit altın tanecikleri,
flotasyon sırasında hava kabarcıklarına istenilen şekilde tutunamadığı için çok daha
zor yüzmektedir (Taggart, 1945; Aksoy ve Yarar, 1989).
57
3.3 Kimyasal Yöntemler
Önemli bir cevher zenginleştirme yöntemi olan liç işleminde ekonomik olarak değerli
sayılan cevherlerin kazanılması için cevherin yapısına uygun sıvı kimyasallarla
çözündürme işlemi uygulanmaktadır. Değerli metal bulunduran cevher genellikle
asidik ya da bazik özellikteki kimyasallarla çözündürülerek değerli metalin çözeltiye
alınması sağlanmaktadır.
Liç işleminde çözündürücü olarak; siyanür başta olmak üzere tiyoüre, tiyosülfat,
tiyosiyanür ile birlikte bromin, klorin, iyodin gibi halojenler kullanılmaktadır. Altın,
gümüş kazanımında en yaygın olarak siyanür ile liç uygulanmaktadır. 1940’lı yıllarda
bulunan tiyoüre ile altın liçi ise şu an için siyanürle liçe en iyi alternatiftir (Çilingir,
1996; Okyay, 2013; Altıntepe, 2003). Bu nedenle son dönemde dikkatleri üzerine
58
çeken tiyoüre (thiourea, NH2-CS-NH2) ile liç yöntemi, özellikle refrakter altın
cevherlerinin liç ile zenginleştirilmesinde önem kazanmıştır. Bunun nedeni refrakter
cevherlerin doğrudan siyanür ile çözündürülememesi ve siyanür liçi öncesi birçok
işlemin uygulanmak zorunda olmasıdır (Çilingir, 1996; Okyay, 2013; Altıntepe, 2003;
Yüce, 1997).
❖ Hem çok düşük hem de çok dar bir pH aralığında (pH 1,4-1,6) çalışma
prensibine sahip olması ve pH’ı sabit tumanın güç olması,
❖ Asidik bir pH’da çalışıldığı için ortamda çözülen ağır metallerin çözeltiye
geçmesi ve bunun da çevresel açıdan sorun teşkil etmesi,
Altın cevherinin zenginleştirilmesi için 1890 yılından beri siyanür ile liç (siyanür
liçi/siyanürasyon) uygulanmaktadır. Liç prosesi sonunda çok yüksek verimde metal
kazanımı ve taşınması kolay ufak bir altın külçesinin elde edilebilmesi gibi
nedenlerden dolayı endüstride siyanürasyon çok yaygın biçimde kullanılmaktadır
(Yıldız, 2010; Acarkan, 2014; Yüce, 2014).
Cevher içerisinde bulunan, özellikle Arsenik (As), Antimon (Sb), pirotin, bakır gibi
mineraller aşırı siyanür tüketimine neden olan ve siyanisid denilen bu zararlı
mineraller cevherdeki altın ve gümüşün çözeltiye geçmesini zorlaştırırlar. Bunların
zararlı etkisini ortadan kaldırmak, alkali bir ortam yaratmak ve gang minerallerinin
çökelmesini kolaylaştırmak için sisteme kireç eklenir. Siyanürasyon işlemi öncesinde
59
boyut küçültme ve sınıflandırma yapılır. Bazı durumlarda ise cevherin yüzeyini
temizlemek ve zararlı minerallerden arındırmak için ön zenginleştirme işlemleri
uygulanır. Altın siyanürasyonunda cevherin tane boyutu genellikle -75 µm olacak
şekilde boyut küçültme işlemi uygulanır. Ancak bu boyut cevherin özelliğine göre
değişiklik gösterebilir. Direkt siyanürasyona tabi olacak cevherlerde siyanür öğütme
sırasında değirmene beslenir.
❖ Son olarak kazanılan nihai konsantre rafine edilip ergitilerek külçe haline
getirilir (Çilingir, 1996; Acarkan, 2014).
Altının serbest hale gelebildiği ya da siyanür anyonunun katı durumdaki altın metaline
ulaşıp tepkime verebileceği en uygun tane boyuna öğütülen altın cevheri içerisinde
oksijeninde olduğu alkali bir ortamda siyanür ile reaksiyona girerek altın siyanür
kompleksini oluşturarak sıvı faza geçer (Acarkan, 2014; Yüce, 2014).
Liç işlemi, normal atmosfer şartları altında yapıldığında, oksijen varlığında altın
çözeltiye (sıvı faza) geçebilmektedir. Altın, elektron verip yükseltgenerek çözeltiye
geçerken; oksijen elektron alarak hidroksil ve H2O2’ye indirgenir (Yüce,1997).
Siyanür ile liçte pH değerinin 10-11 civarında tutulması, ortamdaki siyanür iyonunun
(CN¯) hidroliz yoluyla hidrojen siyanür (HCN) gazına dönüşmesini engellemek adına
büyük önem arz etmektedir. Ortamın pH değeri sönmüş kireç ilavesi ile ayarlanır. Bu
duruma “koruyucu alkalilik” denilmektedir. Altın cevherinin siyanürleme işlemleri
sırasında sönmüş kireç (CaO) tüketimi 0,5–2,0 kg/ton seviyelerindedir (Yıldız, 2010;
Yüce, 1997).
Pirit ve arsenopirit içeren kompleks cevherler hariç, düşük tenörlü ve çok ince boyutta
serbestleşebilen altın cevherlerinin ekonomik olarak değerlendirilebilmesi için fiziksel
ve fizikokimyasal yöntemlerin altın kazanımına olanak vermediği ya da yetersiz
kaldığı durumlarda siyanürasyon kullanılmakta olup günümüz altın endüstrisinde, bu
60
tipte altın tanecikleri içeren cevherlerin zenginleştirilebilmesi için ise tek yöntemdir.
Pirit ve arsenopiritli altın cevherlerinin ekonomik olarak siyanürle kazanılabilmesi için
siyanür tüketiminin azaltılması gerekmektedir. Bunun için de siyanürasyon öncesinde
cevher flotasyon ile ön zenginleştirilmeli ve/veya kavurma işlemine tabi tutulmalıdır
(Yıldız, 2010; Yüce, 1997; Acarkan, 2014).
61
Refrakter altın cevherlerinin oksidasyon proseslerine alternatif olarak 1993 yılında
geliştirilmiş Albion prosesi, günümüzde Xstrata ve Highlands Pasific/OMRD
konsorsiyumunun sahipliğinde dünyada pek çok yer de kullanılmaktadır. Proses,
Isamill karıştırmalı değirmende ultra ince boyuta öğütülen sülfür flotasyon
konsantresinin atmosferik basınç altında karıştırmalı tanklarda atmosferik basınçta
sisteme oksijen verilerek gerçekleştirilen oksidasyonu işlemidir. Altın içeren piritik
cevherler alkalin şartlar altında; arsenikli cevherler ise asidik şartlarda okside
edilmektedir (Celep ve Alp, 2008; Yüce, 2014).
Altın içeren cevherin siyanür ile çözünmesi sırasında katı fazdaki altının sıvı faza
geçebilmesi için ortamda oksijen dışında serbest siyanür (CN)- iyonlarının da
bulunması gerekir. Düşük pH’larda serbest siyanür iyonlarının su ile tepkimeye
girerek hidrolize olma durumu söz konusu olduğu için siyanür çözücü özelliğinin
kaybolmaması adına ortamın alkali (bazik) yani 9,5-12 pH aralığında tutulması
gerekir. Altının siyanür ile çözündürme prosesinde en ideal pH değeri ise 10-11
aralığıdır (Yüce, 1997).
Avantajları:
62
❖ Liç kimyasının ve mekanizmasının çok iyi bilinmesi.
Dezavantajları:
Son yıllarda tüm dünyada artan çevre bilinciyle siyanüre alternatif olarak tiyoüre,
tiyosülfat, tiyosiyanat, organik nitriller (malononitril gibi), amonyak, bisülfid, asit ve
halojenler (klor, brom ve iyot) gibi reaktifler laboratuvar ölçekte denenmektedir ancak
endüstriyel boyutta henüz uygulanmamaktadır (Selengil, 2010; Yüce, 2014).
63
64
4. DENEYSEL ÇALIŞMALAR
65
Çizelge 4.1: Numunelerin kimyasal analizi.
Sülfürlü Oksitli Sülfürlü Oksitli
Elementler Elementler
Numune Numune Numune Numune
Au, ppm 1,39 2,38 La, ppm 2,22 1,00
Au, ppb 1458,56 2626,26 Mg, % 0,01 0,01
Ag, ppm 0,30 0,54 Mn, ppm 41,80 348,65
Al, % 0,78 0,62 Mo, ppm 3,74 4,47
As, ppm 25,25 49,87 Na, % 0,01 0,00
B, ppm 37,38 11,47 Ni, ppm 24,78 14,02
Ba, ppm 111,86 1092,69 P, % 0,01 0,02
Bi, ppm 1,71 1,46 Pb, ppm 37,38 11,47
Ca, % 0,02 0,01 S, % 4,12 0,07
Cd, ppm 0,96 0,10 Sb, ppm 1,05 1,59
Co, ppm 39,95 9,89 Sc, ppm 0,50 0,39
Cr, ppm 99,57 126,20 Se, ppm 2,67 0,71
Cu, ppm 35,58 25,23 Sr, ppm 133,41 12,49
Fe, % 3,89 1,82 Te, ppm 2,49 1,69
Ga, ppm 1,27 1,00 Th, ppm 1,00 0,68
Hg, ppm 0,04 0,07 Tl, ppm 1,89 0,16
K, % 0,05 0,01 U, ppm 35,58 25,23
La, ppm 2,22 1,00 V, ppm 5,16 4,52
66
Şekil 4.1: Sülfürlü numunenin mikroskop görüntüleri.
67
Kırma işlemi sırasında çoğunlukla çeneli, döner ve konik kırıcı kullanılmasının yanı
sıra darbeli, otojen veya rulolu kırıcılar da kullanılabilir.
68
4.3.2 Öğütme işlemi
Öğütme, boyut küçültme işleminin son kademesi olup, 25 mm’den daha küçük tane
boyutlarına uygulanmaktadır. Cevher zenginleştirme tesislerindeki öğütme
devrelerinin amacı, mineral tanelerinin serbestleşmesini sağlamak üzere kırıcı
devresinden çıkan ürünün, optimum serbestleşme derecesinin gerektirdiği inceliğe
ufalanmasıdır (Tanrıverdi, 2016).
Sülfürlü ve oksitli grup numunelerini, ayrı ayrı sabit katı oranı (%60 PKO) ve değişen
öğütme sürelerinde 74, 53, 38 mikron altı olmak üzere üç farklı boyutta küçültmek
amacıyla her gruptan 1000 gram numune miktarı, yaklaşık 9 kg bilya şarjı ve %60
Pülpte Katı Oranı (PKO) ile kademeli öğütme deneyleri gerçekleştirilmiştir. Çizelge
4.2’de öğütme deneyinde kullanılan bilyalı değirmenin özellikleri Çizelge 4.3’te ise
numune ve boyuta bağlı kademeli öğütme süreleri ise verilmiştir.
69
Çizelge 4.3: Öğütme analizleri.
Sülfürlü numune için öğütme analizi Oksitli numune için öğütme analizi
Sistematik deneysel çalışmalarda kullanmak üzere 3 farklı boyutta (-74, -53, -38
mikron) kademeli olarak sulu öğütme gerçekleştirilmiştir. İstenen boyutlara göre
öğütülen numune gruplarının elek analizleri yapılmış ve tane boyut dağılımları Şekil
4.4 ve Şekil 4.5’te verilmiştir.
Şekil 4.4 : Kademeli öğütme yapılmış sülfürlü numunenin boyut dağılım eğrileri.
70
Şekil 4.5 : Kademeli öğütme yapılmış oksitli numunenin boyut dağılım eğrileri.
71
Çizelge 4.4 : Öğütme sürelerine bağlı d50 ve d80 boyut değerleri.
Sülfürlü numune için öğütme analizi Oksitli numune için öğütme analizi
Boyut Öğütme Süreleri (dk) d50 d80 Boyut Öğütme Süreleri (dk) d50 d80
μm) (μm) (μm) (μm) (μm) (μm)
72
4.4 Falcon Ayırıcısı ile Fiziksel Zenginleştirme Deneyleri
73
Falcon ayırıcısında santrifüj kuvvet değeri (G) motor dönüş hızına bağlı olarak
ayarlanmaktadır. Motor hızı ise ayırıcı üstündeki Autopac kontrol sistemi ile
ayarlanmaktadır. Bu kontrol sistemine girilen motor hız değerleri sistemi çalışılmak
istenilen G kuvvet değerine getirmektedir. Çizelge 4.6’da Falcon L40 ayırıcısındaki
G değeri tablosu görülmektedir.
Çizelge 4.6: Falcon L40 ayırıcısının motor hızı ve çekim kuvveti değerleri.
74
Sülfürlü numuneden her deney sonrası, girenin yaklaşık %24’ü oranında konsantre
elde edilirken, oksitli numuneden yaklaşık %27 oranında konsantre sağlanmıştır.
75
Çizelge 4.7: Pürüzsüz hazne ile gerçekleştirilen Falcon L40 deney koşulları.
Çizelge 4.8: Pürüzsüz hazne ile gerçekleştirilen Falcon L40 deney sonuçları.
Numune G Kuvveti Ürünler Miktar (%) Au İçerik (Au, ppm) Verim (Au, %)
Konsantre 24,2 2,20 38,3
100 G
Artık 75,8 1,13 61,7
Besleme 100,0 1,39 100,0
Konsantre 24,4 2,46 43,1
Sülfürlü 200 G
Artık 75,6 1,05 56,9
Numune
Besleme 100,0 1,39 100,0
Konsantre 21,4 2,37 36,4
300 G
Artık 78,6 1,12 63,6
Besleme 100,0 1,39 100,0
Konsantre 28,5 1,26 15,1
100 G
Artık 71,5 2,83 84,9
Besleme 100,0 2,38 100,0
Konsantre 25,5 1,59 17,1
Oksitli 200 G
Artık 74,5 2,65 82,9
Numune
Besleme 100,0 2,38 100,0
Konsantre 26,6 1,85 20,6
300 G
Artık 73,4 2,57 79,4
Besleme 100,0 2,38 100,0
76
Deney sonuçlarının tatminkâr olmadığı görüldüğünden çentikli akışkanlık sağlayan
hazne (super bowl with riffles or fluidized grooves) deneylerine geçiş yapılmıştır. Bu
yöntemde ekstra bir yıkama suyu olacağı için pülpte katı oranı biraz arttırılarak her
grup için %20 PKO ile 53 mikron altına öğütülen ortalama 2’şer kg malzeme 300 G
de çalışan Falcon’a beslenmiştir. 300 G deneyinden elde edilen artık ürün, sırasıyla
200 G den 3 kez, 100 G den ise 4 kez geçirilerek, temiz bir artık elde edilmeye
çalışılmıştır. Bu deneylerin deney akım şemaları Şekil 4.7 ve Şekil 4.8’de, deneylerin
koşulları ise Çizelge 4.9’da verilmiştir.
77
Şekil 4.8: Oksitli numune deney akım şeması.
Çizelge 4.9: Çentikli hazne ile gerçekleştirilen Falcon L40 deney koşulları.
78
Pürüzsüz ve çentikli hazne ile gerçekleştirilen deneylerdeki konsantre tabakalaşması
Şekil 4.9 ve Şekil 4.10’da gösterilmiştir.
79
Kimyasal analizi sonucuna göre sülfürlü numune için en iyi zenginleştirme sonucu 300
G’de ve %7 altın kazanım verimi ile 4,79 ppm Au olarak elde edilmiştir. Optimum
tenör ve verim ise 200 G’de gerçekleştirilen deneyde elde edilmiştir. Sülfürlü
numunenin Falcon konsantratörü ile ön zenginleştirme deneyinde toplamda altın
kazanım verimi ise %41 civarındadır. Aynı şekilde analiz sonuçlarına göre oksitli
numune için en iyi zenginleştirme sonucu 300 G’de ve %2 altın kazanım verimi ile
2,70 ppm Au olarak elde edilmiş olsa da numunenin nihai artık tenörünün 2,51 olması
sebebiyle verimli bir zenginleştirme olmadığı sonucuna varılmıştır. Oksitli numunenin
Falcon konsantratörü ile ön zenginleştirme deneyinde toplamda altın kazanım verimi
ise %11 civarında kalmıştır. Deney sonuçları Çizelge 4.10’da sonuçların yer aldığı
akım şemaları ise Şekil 4.11 ve Şekil 4.12’de verilmiştir.
Çizelge 4.10: Çentikli hazne ile gerçekleştirilen Falcon L40 deney sonuçları.
G Miktar Au İçerik Verim
Numune Ürünler
Kuvveti (%) (Au, ppm) (Au, %)
300 G Konsantre 2,1 4,79 7,1
80
Şekil 4.11: Sülfürlü numune deney sonucu akım şeması. Şekil 4.12: Oksitli numune deney sonucu akım şeması.
81
4.5 Flotasyon Yöntemi ile Fizikokimyasal Zenginleştirme Deneyleri
82
Çizelge 4.11: Flotasyon deneylerinde kullanılan reaktifler ve özellikleri.
83
Şekil 4.13: Deneylerde kullanılan flotasyon cihazları.
84
Çizelge 4.12: Reaktif miktarının etkisinin incelendiği deneylerin koşulları.
Parametre Miktar
Na2SiO3 2000 g/t (1000+500+500)
3418 A 60, 120, 240, 480, 960 g/t
Aero 208
60, 120, 240, 480, 960 g/t
MIBC
60 g/t (20+20+20)
Na2SiO3 kıvam süresi 10+5+5
3+3+3
Kollektör kıvam süresi
3+3+4
Flotasyon süresi
pH 4-4,5
PKO %20
85
Çizelge 4.14: Reaktif miktarı etkisinin incelendiği deneylerin sonuçları.
Reaktif
Au İçerik Verim
Deneyler Miktarı Ürünler Miktar (%)
(Au, ppm) (Au, %)
(g/t)
Konsantre 21,7 4,17 65,1
Deney 1 60+60 Artık 78,3 0,62 34,9
Beslenen 100,0 1,39 100,0
Konsantre 25,3 3,90 71,0
Deney 2 120+120 Artık 74,7 0,54 29,0
Beslenen 100,0 1,39 100,0
Konsantre 24,0 4,21 72,7
Deney 3 240+240 Artık 76,0 0,50 27,3
Beslenen 100,0 1,39 100,0
Konsantre 19,7 4,62 65,3
Deney 4 480+480 Artık 80,3 0,60 34,7
Beslenen 100,0 1,39 100,0
Konsantre 45,9 2,57 84,8
Deney 5 960+960 Artık 54,1 0,39 15,2
Beslenen 100,0 1,39 100,0
Reaktif kullanım miktarlarına göre bu beş deney karşılaştırıldığında, 480 gr/ton Aero
208 ve 480 gr/ton Aerophine 3418A kollektör kullanıldığı deneyde 4,62 ppm Au ile
en yüksek tenör elde edilmişken %85 ile en yüksek verim 960+960 g/t kollektör
kullanılan deneyde elde edilmiştir. Ancak optimum tenör ve verim 240+240 g/t
kollektör kullanılan deneyde 4,21 ppm Au ve %73 verim ile sağlanmıştır. Reaktif
miktarına bağlı olarak Altın kazanım verim (Au, %) ve tenör (Au, ppm) değişimi
Şekil 4.14’teki grafikte verilmektedir.
86
5,00 90,00
4,50 80,00
4,00
70,00
3,50
60,00
Tenör(Au,ppm)
Au Verim(%)
3,00
50,00
2,50
40,00
2,00
30,00
1,50
20,00
1,00
Tenör (Au,ppm)
0,50 10,00
Verim (Au,%)
0,00 0,00
0 240 480 720 960 1200 1440 1680 1920
Toplam Reaktif Miktarı(g/t)
87
Çizelge 4.15 : Bastırıcı miktarının etkisinin incelendiği deneylerin koşulları.
Parametre Miktar
Na2SiO3 (Sodyum Silikat) 500, 1000, 1500, 2000 g/t
3418 A 240 g/t (80+80+80)
Aero 208 240 g/t (80+80+80)
MIBC 60 g/t (20+20+20)
Na2SiO3 kıvam süresi 10+5+5
Kollektör kıvam süresi 3+3+3
Flotasyon süresi 3+3+4
pH 4-4,5
PKO %20
88
Çizelge 4.17: Bastırıcı miktarı etkisinin incelendiği deneylerin sonuçları.
Bastırıcı
Miktar Au İçerik Verim
Deneyler Miktarı Ürünler
(%) (Au, ppm) (Au, %)
(Na2SiO3) (g/t)
Konsantre 26,2 3,76 70,8
89
5 100
4,5 90
4 80
3,5 70
Tenör(Au,ppm)
Verim(Au,%)
3 60
2,5 50
2 40
1,5 30
1 20
Tenör (Au,ppm)
0,5 10
Verim ( Au,%)
0 0
0 500 1000 1500 2000 2500
Bastırıcı ( Na2SiO3) Miktarı (g/t)
4.5.3 pH etkisi
Birçok kaynakta yüksek pH’larda altının bastırılmasına dikkat çekilmiş olup bununla
birlikte cevher içeriğinde bulunan diğer minerallerin farklı pH’larda yüzme
durumunun da altının yüzme verimini etkileyebileceği belirtilmiştir (Monte ve diğ,
1997; Forrest ve diğ, 2001). Ancak aslında altının yüzmesi için pH etkisi daha çok
kullanılan kollektöre bağlıdır. Aynı cevherin flotasyonu esnasında kullanılan farklı tip
kollektörlere göre pH 4,5’da iyi bir altın kazanımı elde edilirken 12’den yüksek bir
pH’da da iyi bir sonuç elde edilebilir (Forrest ve diğ, 2001).
90
Bu deneylere ait deney koşulları Çizelge 4.18’de deneylerin toplu sonuçları ise Çizelge
4.19’da verilmiştir.
Kaba flotasyon deneyi sonunda elde edilen konsantrenin tenörünü artırmak için,
öncelikle kaba flotasyonda en uygun sonuçların elde edildiği aşağıda verilen
koşullarda kaba flotasyon deneyleri yapılmıştır.
❖ pH 4-4,5
91
Elde edilen kaba konsantre üzerinde hem temizleme devrelerinde kollektör
kullanılarak hem de kullanılmaksızın deneyler yapılmıştır. Temizleme işlemleri
kollektörlü ve kollektörsüz olarak 4 kademede gerçekleştirilmiştir. Temizleme
flotasyon deneylerinin koşulları sırası ile Çizelge 4.20 ve Çizelge 4.21’de akım
şemaları ise Şekil 4.16’da verilmektedir.
92
Çizelge 4.21: Kollektör ilavesiz 4 kademe temizleme devreli flotasyon deneyi
koşulları.
Flotasyon Devresi Parametre Miktar
Na2SiO3 1500 g/t (900+300+300)
3418 A 240 g/t (80+80+80)
Aero 208 240 g/t (80+80+80)
MIBC 60 g/t (20+20+20)
Kaba Flotasyon Devresi Na2SiO3 kıvam süresi 10+5+5
Kollektör kıvam süresi 3+3+3
Flotasyon süresi 3+3+4
Ph 4-4,5
PKO %20
3418 A -
Aero 208 -
MIBC 10+10+10+10
Kollektör İlavesiz 4 Kademeli
Kollektör kıvam süresi 3+3+3+3
Temizleme Devresi
Flotasyon süresi 3+2+2+2
Ph 4-4,5
PKO %15
93
Şekil 4.16 : Kollektör ilaveli ve ilavesiz 4 kademeli temizleme flotasyonunun akım
şeması.
94
Çizelge 4.22 : Kollektörlü temizleme devresi deneylerin sonuçları.
Kollektörsüz temizleme devresi deney sonuçları Çizelge 4.25 ve Çizelge 4.26’da ara
ürünlerin birleştirildiği sonuçlar Çizelge 4.27’de, ara ürünlerin dağıtıldığı sonuçlar ise
Çizelge 4.28’de verilmektedir.
95
Çizelge 4.25 : Kollektörsüz 4 kademeli temizleme devresi deneylerin sonuçları.
96
Altın içeriğinin yükseltilmesi için 240 g/t Aerophine 3418A ve 240 g/t Aero 208
kollektörleri (1500 g/t Na2SiO3, 60 g/t MIBC ve pH 4-4,5) ile birlikte en iyi verim ve
tenörün sağlandığı 3 kademeli kaba flotasyondan sonra 4 kademeli temizleme
flotasyonları gerçekleştirilmiştir. Hem temizleme kademesi hem de kollektör ilavesi
etkisi araştırılmıştır. Kaba flotasyon aynı şartlarda gerçekleştirildikten sonra iki ana
temizleme flotasyon deneyi gerçekleştirilmiş olup birinde kollektör ilave edilmiş
diğerinde ise kollektör ilave edilmeden temizleme flotasyonu gerçekleştirilmiştir.
Her kademesinde 25 g/t Aerophine 3418A ve 25 g/t Aero 208 kollektörleri ilave edilen
4 kademeli temizleme flotasyon deneyleri sonucunda nihai konsantredeki altın içeriği
8,37 ppm değerine yükselmiş verim ise %36,37 olarak hesaplanmışken ara ürünlerin
dağıtılması durumunda, konsantre verimi teorik olarak %78,10 değerine yükselmiştir.
97
98
5. SONUÇLAR
Mineralojik analize göre ise sülfürlü numune içeriğinde kuvars (SiO2) içerisinde bol
miktarda pirit (%72 SO3+ %28 Fe2O3), piritle birlikte 6 µm boyutlarında galen (PbS),
150 µm boyutlarına kadar barit (%38 SO3+ %62 BaO) ve az miktarda 15-20 µm
boyutlarında nabit gümüşe (Ag) rastlanırken, oksitli numune içeriğinde ise yine kuvars
(SiO2) içerisinde nispi olarak az miktarda 4-5 µm boyutlarında pirit (%1 SiO2+ %71
SO3+ %28 Fe2O3), 200 µm boyutlarına kadar barit (%37 SO3+ %63 BaO) ve yine az
miktarda 20 µm boyutlarında nabit gümüş (Ag) ve ilmenit (FeTiO3) taneleri tespit
edilmiştir. Her iki numunenin incelenen parlak kesitinde altın (Au) tanelerine
rastlanmamıştır.
Sülfürlü numuneden her deney sonrası, girenin yaklaşık %24’ü oranında konsantre
elde edilirken, oksitli numuneden yaklaşık %27 oranında konsantre sağlanmıştır.
Pürüzsüz hazne ile gerçekleştirilen Falcon zenginleştirme deneylerinde kimyasal
analizi sonucuna göre en iyi sonuç sülfürlü numune için 200 G’de (2,46 ppm Au) %43
verim ile oksitli numune için ise 300G’de (1,85 ppm) %21 verim ile alınmıştır.
99
Çentikli hazne ile gerçekleştirilen Falcon deneyleri sonucunda sülfürlü numuneden
%16 konsantre miktarı sağlanırken, oksitli numune için %15 konsantre miktarı
sağlanmıştır. Kimyasal analizi sonucuna göre sülfürlü numune için en iyi
zenginleştirme sonucu 300 G’de ve %7 altın kazanım verimi ile 4,79 ppm Au olarak
elde edilmiştir. Sülfürlü numunenin Falcon konsantratörü ile ön zenginleştirme
deneyinde toplamda altın kazanım verimi ise %41 civarındadır. Aynı şekilde analiz
sonuçlarına göre oksitli numune için en iyi zenginleştirme sonucu 300 G’de ve %2
altın kazanım verimi ile 2,70 ppm Au olarak elde edilmiştir.
100
değerinde ve pH 4-4,5 değerlerinde flotasyon deneyleri gerçekleştirilerek altın
kazanımında pH etkisi incelenmiştir. Altın tenör ve kazanım verimlerine bakıldığında
diğer literatür çalışmalarına benzer şekilde pH 4-4,5’da daha iyi sonuçlar (4,21 ppm
Au, %73 verim) elde edilmiştir.
Kaba flotasyon deneyi sonuçlarına istinaden daha yüksek tenörlü nihai konsantrenin
elde edilebilmesi için hem temizleme devresi etkisinin hem de kollektör ilavesi
etkisinin incelendiği deneylerde kaba flotasyon deneylerinde en iyi verim ve tenörün
elde edildiği koşullarda (1500 g/t Na2SiO3, 240 g/t 3418 A, 240 g/t Aero 208 ve pH 4-
4,5) kollektörlü ve kollektörsüz olarak 4 kademeli iki ana temizleme flotasyon deneyi
gerçekleştirilmiştir. 3 kademeli kaba flotasyon deneyi sonrasında kollektörlü olarak
gerçekleştirilen temizleme deneyinde 4 kademe ideal olsa da kollektörsüz
gerçekleştirilen temizleme flotasyon deneyinin tenör ve verim etkinliği açısından
uygulamada 2 kademede bırakılmasının daha iyi olacağına karar verilmiştir.
Gerçekleştirilen temizleme flotasyon deneylerinde, en iyi sonuç 4 kademenin her
kademesinde 25 g/t Aerophine 3418A ve 25 g/t Aero 208 kollektörleri ilave edilen
temizleme deneyinde 8,37 ppm Au içeriği ve %78,10 verim ile elde edilmiştir.
Yapılan tüm deneysel çalışmalar sonucunda 8,37 ppm Au içerikli nihai ön konsantre
%36,37 verim ile elde edilmişken ara ürünlerin dağıtılması ile konsantre verimi teorik
olarak %78,10 değerine yükselmiştir.
Flotasyon yöntemi ile elde edilen 8,37 ppm Au içerikli ön konsantrenin sülfürlü
içerikten ayrılabilmesi; dolayısıyla altın kazanım veriminin ve tenörünün daha çok
yükseltilebilmesi amacıyla malzeme tekrar boyut küçültme işlemine tabi tutularak
sülfürlü minerallerin bozunması için yüksek basınç (1800-2200 kPa) ve yüksek
sıcaklık (170-225°C) altında, otoklava O2 ve su buharı gönderilerek geleneksel basınç
altında oksidasyon prosesi uygulanabilir veya yeni geliştirilen ve çok ince boyuta
101
(d80: 5-15 µ) öğütülen cevherin daha düşük basınç ve sıcaklıkta (100kPa, 98-100°C)
okside olmasına olanak sağlayan ActivoxTM prosesi ya da atmosferik basınç altında
gerçekleştirilebilen Albion prosesi ile alkali ortamda oksidasyon işlemi
gerçekleştirilebilir. Okside olan cevher, karıştırma liçi ve pülpte karbon (CIP) yöntemi
ile zenginleştirildikten sonra yüklü çözelti basınç altında ya da organik (alkol ilaveli)
sıyırma yöntemleri ile aktif karbondan sıyrılarak altın bakımından zengin nihai çözelti
elde edilebilir. Son olarak elektroliz ve ergitme işlemlerine tabi tutulan altın
çözeltisinden dore külçe üretilebilir daha sonra ise rafinasyonla saf altına
dönüştürülebilir.
102
KAYNAKLAR
Acarkan, N., Bulut, G., Gül, A., Kangal, O., Karakaş, F., Kökkılıç, O., & Önal,
G. (2010). The Effect of Collector's Type on Gold and Silver Flotation in a
Complex Ore. Separation Science and Technology, 46(2), 283-289.
doi:10.1080/01496395.2010.512029.
Allan, G. C., & Woodcock, J. T. (2001). A review of the flotation of native gold and
electrum. Minerals Engineering, 14(9), 931-962.
Ancia, P., Frenay, J., & Dandoris, P. (1997). Comparison of Knelson and Falcon
Centrifugal Seperators. Imm (Dü.), Innovation in Physical Separation
Technologies içinde (s. 53-62). Falmouth, UK: IMM.
http://seprosystems.com/wp-content/uploads/2016/09/comp-knelson-sb.pdf
adresinden alındı.
103
Bayoğlu, Y. (2013). Eskişehir-Kaymaz Epitermal Altın Cevherleri Üzerinde Çevreye
Duyarlı Nitelikli Ön Zenginleştirme Yöntemlerinin Araştırılması. Yüksek
Lisans Tezi, İstanbul Teknik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Cevher
Hazırlama Mühendisliği Bölümü, İstanbul.
Bernstein, P. L. (2008). Altının Gücü: Bir Tutkunun Olağanüstü Tarihi. (L. Konyar,
Çev.) İstanbul: Scala Yayıncılık.
Celep, O., Alp, İ., Deveci, H., Vıcıl, M. ve Yılmaz, T. (2006). Knelson Santrifüj
Gravite Ayırıcısıyla Mastra (Gümüşhane) Cevherinden Altın Kazanımı.
İstanbul Üniv. Müh. Fak. Yerbilimleri Dergisi, 19(2), 175-182, 2016 tarihinde
http://journals.istanbul.edu.tr/iuyerbilim/article/viewFile/1023015215/102301
4418 adresinden alındı.
Chryssoulis, S. L., & Dimov, S. S. (2004). Optimized conditions for selective gold
flotation by TOF-SIMS and TOF-LIMS. Applied Surface Science, 231-232,
265-268.
104
Çilingir, Y. (1996). Metalik Cevherler ve Zenginleştirme Yöntemleri. İzmir: D.E.Ü
Mühendislik Fakültesi Basım Ünitesi.
Dennis, W. (1987). Demirden Gayrı Metaller Metalurjisi. (H. Tulgar, Çev.) İstanbul:
İTÜ.
DPT. (2001). Metal Madenler Alt Komisyonu Değerli Metaller Çalışma Grubu
Raporu. Madencilik Özel İhtisas Komisyonu Raporu (ÖİK:634). Ankara:
Devlet Planlama Teşkilatı. 2016 tarihinde
http://www.maden.org.tr/meslegimiz/oik634.pdf adresinden alındı.
Gökçe, A. (1995). Özel Maden Yatakları. Maden Yatakları (s. 133-140). içinde Sivas:
Cumhuriyet Üniversitesi Yayınları.
Gray, A. H. (1997). InLine Pressure Jig- An Exciting, Low Cost Technology with.
The AusIMM Annual Conference, (s. 259-265). Ballarat.
Gupta, A., & Yan, D. S. (2006). Mineral Processing Design and Operations.
Amsterdam: Elsevier.
105
Kırıkoğlu, M. (1990, Mart). Epitermal Altın Yataklarının Oluşumu ve Özellikleri.
Madencilik, 29(1), 41-50. Aralık 2015 tarihinde
http://www.maden.org.tr/resimler/ekler/e40fb944ee70039_ek.pdf adresinden
alındı.
La Brooy, S. R., Linge, H. G., & Walker, G. S. (1994, Ekim). Rewiew of Gold
Extraction From Ores. Minerals Engineering, 7(10), 1213-1241.
Linge, H. G., & Welham, N. J. (1997, Haziran). Gold recovery from a refractory
arsenopyrite (FeAsS) concentrate by in-situ slurry oxidation. Minerals
Engineering, 10(6), 557-566.
https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0892687597000356#!
adresinden alındı.
106
Majumder, A. K., & Barnwal, J. P. (2006). Modelling Of Enhanced Gravity
Concentrators- Present Status. Mineral Processing and Extractive Metallurgy
Review, 27(1), 61-68.
McAlister, S. (1992). Case studies in the use of the Falcon gravity concentrator. 24th
Annual Canadian Mineral Processors Conference, (s. 22). Ottawa, ON,
Canada.
McQuiston, F. W., & Shoemaker, R. S. (1981). Gold and Silver Cyanidation. Society
of the American Institute of Mining, Metallurgical and Petroleum Engineers
(AIME. içinde Baltimore, MD: Port City Press.
Monte, M. B., Dutra, A. J., Albuquerque, C. R., Tondo, L. A., & Lins, F. F. (2002).
The Influence of the Oxidation State of Pyrite and Arsenopyrite on the
Flotation of an Auriferous Sulfide Ore. Minerals Engineering (15), 1113-1120.
Monte, M. B., Lins, F. F., & Oliveira, J. F. (1997). Selective Flotation of Gold from
Pyrite Under Oxidizing Conditions. International Journal of Minerals
Engineering (51), 255-256.
Patchejieff, B., Gaidarjiev, S., & Lazarov, D. (1994). Opportunities for Fine Gold
Recovery from A Copper Flotation Circuit Using A Knelson Concentrator.
Minerals Engineering, 7(2), 405-408.
107
Pieterse, M. G. (2017, Ağustos). Gold Market Outlook. Goldletter International.
Pyke, B. L., Johnston, R. F., & Brooks, P. (2000). The Characterization and
Behaviour of Carbonaceous Material in a Refractory Gold Bearing Ore.
Minerals Engineering, 12(8), 851-862.
Sayın, Z. E. (2010, Haziran). Altın Konsantresinden Doğrudan Liç ile Altın Eldesi.
Doktora Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Maden
Mühendisliği Bölümü, İzmir. Ocak 18, 2016 tarihinde
http://acikerisim.deu.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/12345/9178/283691.pdf?s
equence=1&isAllowed=y adresinden alındı.
Taggart, A. F. (1945). Handbook of Mineral Dressing. New York: John Wiley &
Sons.
Tanrıverdi, M. (2016). Cevher Hazırlama Tasarımı Öğütme. Ders Notu, Dokuz Eylül
Üniversitesi, Maden Mühendisliği Bölümü.
http://slideplayer.biz.tr/slide/2964390/ adresinden alındı.
108
Trade Map. (2017, Ekim). List of exporters for the selected product: 7108 Gold, incl.
gold plated with platinum, unwrought or not further worked than semi-
manufactured or in powder form. Ekim 10, 2017 tarihinde
http://www.trademap.org/Country_SelProduct_TS.aspx?nvpm=1|||||7108|||4|1|
1|2|2|1|2|1|1 adresinden alındı.
Trade Map. (2018, Ocak 3). List of supplying markets for a product group (gold)
imported and exported by Turkey.
Van Devender, J. S., Teague, A. J., & Swaminathan, C. (2000). Factors Affecting
the Flotation of Free Gold in the Presence of Refractory 7 Gold. XXI. Cevher
Hazırlama Kongresi İtalya, Bildiriler Kitabı, B8a.24-B8a.31.
109
Yüce, A. E. (2014). Kıymetli Metallerin Kazanımı Ders Notları. Altın Madenciliği ve
Siyanür, İstanbul Teknik Üniversitesi, Cevher Hazırlama Mühendisliği
Bölümü.
Url-1 <http://www.comparisonofmetals.com/en/physical-properties-of-gold/model-
3-1>, erişim tarihi 10.5.2016.Physical Properties of Gold.
Url-4 <http://cevher.itu.edu.tr/docs/librariesprovider82/Deney
F%C3%B6yleri/Cevher-Haz%C4%B1rlama-II/gravite-deneyi.pdf?sfvrsn=2>,
erişim tarihi 10.10.2017.
Url-5 <http://cevher.itu.edu.tr/docs/librariesprovider82/default-document-
library/jig-deneyi-f%C3%B6y%C3%BC.pdf?sfvrsn=0>,
erişim tarihi 10.10.2017.
Url-6 <https://seprosystems.com/products/gravity-concentrators/_falcon-sb-gravity-
concentrators/ >,erişim tarihi 19.11.2017.
Url-7 <https://cms.inonu.edu.tr/uploads/contentfile/221/files/
Falcon%20konsantrator%20zenginlestirme%20Lab2015bahar.pdf>,
erişim tarihi 25.11.2017.
110
ÖZGEÇMİŞ
E-posta : [email protected]
ÖĞRENİM DURUMU:
111