0% found this document useful (0 votes)
181 views139 pages

İstanbul Teknik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü

process design

Uploaded by

Seyit Avcu
Copyright
© © All Rights Reserved
We take content rights seriously. If you suspect this is your content, claim it here.
Available Formats
Download as PDF, TXT or read online on Scribd
0% found this document useful (0 votes)
181 views139 pages

İstanbul Teknik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü

process design

Uploaded by

Seyit Avcu
Copyright
© © All Rights Reserved
We take content rights seriously. If you suspect this is your content, claim it here.
Available Formats
Download as PDF, TXT or read online on Scribd

İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ  FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

KONYA İNLİCE EPİTERMAL ALTIN CEVHERLERİNİN


ZENGİNLEŞTİRİLMESİ

YÜKSEK LİSANS TEZİ

Ayşe Nur DÖĞME

Cevher Hazırlama Mühendisliği Anabilim Dalı

Cevher Hazırlama Mühendisliği Programı

HAZİRAN 2018
İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ  FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

KONYA İNLİCE EPİTERMAL ALTIN CEVHERLERİNİN


ZENGİNLEŞTİRİLMESİ

YÜKSEK LİSANS TEZİ

Ayşe Nur DÖĞME


(505141103)

Cevher Hazırlama Mühendisliği Anabilim Dalı

Cevher Hazırlama Mühendisliği Programı

Tez Danışmanı: Prof. Dr. Ali GÜNEY

HAZİRAN 2018
İTÜ, Fen Bilimleri Enstitüsü’nün 505141103 numaralı Yüksek Lisans Öğrencisi
Ayşe Nur DÖĞME, ilgili yönetmeliklerin belirlediği gerekli tüm şartları yerine
getirdikten sonra hazırladığı “KONYA İNLİCE EPİTERMAL ALTIN
CEVHERLERİNİN ZENGİNLEŞTİRİLMESİ” başlıklı tezini aşağıda imzaları olan
jüri önünde başarı ile sunmuştur.

Tez Danışmanı : Prof. Dr. Ali GÜNEY ..............................


İstanbul Teknik Üniversitesi

Jüri Üyeleri : Prof. Dr. Gülay BULUT .............................


İstanbul Teknik Üniversitesi

Prof. Dr. Özgül TAŞPINAR ..............................


Piri Reis Üniversitesi

Teslim Tarihi : 27 Nisan 2018


Savunma Tarihi : 06 Haziran 2018

iii
iv
Aileme ve sevdiklerime,

v
vi
ÖNSÖZ

Bu tez, İstanbul Teknik Üniversitesi Cevher Hazırlama Mühendisliği Bölümü’nde,


“Konya İnlice Epitermal Altın Cevherlerinin Zenginleştirilmesi” adıyla hazırlanmıştır.
Çalışmanın deney ve yazım dâhil her aşamasında desteğini ve değerli tecrübelerini
esirgemeyen, hoşgörülü yaklaşan değerli danışmanım Sayın Prof. Dr. Ali Güney’e,
tecrübelerini benimle paylaşıp, sorduğum sorulara sabırla cevap veren Sayın Prof. Dr.
Neşet ACARKAN’a; tezime katkılarından dolayı jüri üyesi Sayın Prof. Dr. Gülay
BULUT’a ve Sayın Prof. Dr. Özgül TAŞPINAR’a sonsuz teşekkür ederim.

Çalışmalarım süresince hem akademik olarak hem sosyal olarak tecrübelerini,


yardımlarını ve en önemlisi zamanlarını esirgemeyen Arş. Gör. Esra TANISALI’ya,
Arş. Gör. Zeynep YEŞİLYURT’a, Arş. Gör. Hüseyin BAŞTÜRKÇÜ’ye ve Arş. Gör.
Onur GÜVEN’e, kimyasal analiz çalışmalarında yardımı dokunan Kimya Mühendisi
Sezin BAKAN’a, ESAN’da görevli Metalik Madenler Direktörü Ali
TÜRKİSTANLI’ya ve İnlice Tesis Müdürü İsmail BAKBAK’a teşekkürü bir borç
bilirim.

Doğduğum günden itibaren her şeyini feda etmekten kaçınmayan bu yoğun ve uzun
eğitim hayatımda beni bir an olsun yalnız bırakmayan başarımın yarısının sahibi olan
annem Hürriyet DÖĞME’ye, arkadaşlığını dostluğunu esirgemeyen babamızı
kaybettiğimiz günden sonra arkamda hep daha da dik duran, beni her adımımda yanlış
mı doğru mu demeden destekleyen ağabeyim Ali Gökhan DÖĞME’ye ve güzel eşine,
baba yarısının ne demek olduğunu hissettiren amcam Fatih DÖĞME ve değerli
ailesine ve en önemlisi, bugünleri görseydi benimle gurur duyacak olan canım babam
Bekir DÖĞME’ye;

Tez döneminde bana her türlü motive ve desteği veren hayat arkadaşım Eren SELÇUK
başta olmak üzere, Merve Seçkin ALTUN’a, Ahmad HASSANZADEH’e, Nurgül ve
Reşat KODRAZİ çiftine ve Ela CÜCE’ ye de özel teşekkür ederim.

Bu tez çalışması İTÜ Bilimsel Araştırma Projeleri 10:9857, 39277 nolu proje
kapsamında desteklenmiştir. Bu nedenle İTÜ ailesine de teşekkürü bir borç bilirim.

Nisan 2018 Ayşe Nur DÖĞME


(Maden Mühendisi)

vii
viii
İÇİNDEKİLER

Sayfa

ÖNSÖZ .............................................................................................................. vii


İÇİNDEKİLER ......................................................................................................... ix
KISALTMALAR ...................................................................................................... xi
SEMBOLLER ......................................................................................................... xiii
ÇİZELGE LİSTESİ ................................................................................................. xv
ŞEKİL LİSTESİ ..................................................................................................... xvii
ÖZET........................................................................................................................ xix
SUMMARY ........................................................................................................... xxiii
1. GİRİŞ ................................................................................................................ 1
2. ALTIN CEVHERİ ................................................................................................. 5
2.1 Altının Tarihçesi ................................................................................................. 5
2.2 Altının Doğada Bulunuşu ................................................................................... 6
2.3 Altının Genel Özellikleri .................................................................................... 7
2.3.1 Altının fiziksel özellikleri ........................................................................... 7
2.3.2 Altının kimyasal özellikleri......................................................................... 8
2.3.3 Altının mineralojik özellikleri..................................................................... 9
2.3.3.1 Serbest nabit altın ............................................................................... 11
2.3.3.2 İnce taneli serbest nabit altın .............................................................. 11
2.3.3.3 Subvolkanik altın-gümüş yatakları ..................................................... 11
2.3.3.4 Epitermal altın yatakları ..................................................................... 12
2.3.3. 5 Pirit, markazit, pirotin ve arsenopirit ile birlikte bulunan altın
cevherleri ............................................................................................ 14
2.3.3.6 Bakır mineralleri ile birlikte bulunan altın cevherleri ........................ 14
2.3.3.7 Altın-tellür cevherleri ......................................................................... 15
2.3.3.8 Karbon içeren altın cevherleri ............................................................ 15
2.3.3.9 Refrakter altın cevherleri .................................................................... 15
2.3.3.10 Plaser tipi altın yatakları ................................................................... 16
2.4 Altının Kullanım Alanları ................................................................................ 17
2.5 Altın Madenciliği ............................................................................................. 18
2.5.1 Dünyada altın madenciliği ........................................................................ 18
2.5.2 Türkiye’de altın madenciliği ..................................................................... 28
3. ALTIN ZENGİNLEŞTİRME YÖNTEMLERİ ................................................ 37
3.1 Fiziksel Yöntemler ........................................................................................... 40
3.1.1 Sarsıntılı masalar ....................................................................................... 42
3.1.2 Jig .............................................................................................................. 43
3.1.3 Knelson konsantratörü .............................................................................. 44
3.1.4 Falcon ayırıcısı .......................................................................................... 47
3.1.4.1 Falcon C ayırıcısı ............................................................................... 50
3.1.4.2 Falcon SuperBowl (SB) ayırıcısı ........................................................ 51
3.2 Fizikokimyasal Yöntemler ............................................................................... 53

ix
3.3 Kimyasal Yöntemler......................................................................................... 58
4. DENEYSEL ÇALIŞMALAR .............................................................................. 65
4.1 Kimyasal Analiz ............................................................................................... 65
4.2 Mineralojik Analiz ........................................................................................... 66
4.3 Boyut Analizi ................................................................................................... 67
4.3.1 Kırma işlemi .............................................................................................. 67
4.3.2 Öğütme işlemi ........................................................................................... 69
4.3.3 Eleme işlemi .............................................................................................. 70
4.4 Falcon Ayırıcısı ile Fiziksel Zenginleştirme Deneyleri ................................... 73
4.5 Flotasyon Yöntemi ile Fizikokimyasal Zenginleştirme Deneyleri ................... 82
4.5.1 Reaktif miktarı etkisi ................................................................................. 84
4.5.2 Bastırıcı miktarı etkisi ............................................................................... 87
4.5.3 pH etkisi .................................................................................................... 90
4.5.4 Kaba konsantre üzerinde yapılan temizleme deneyleri ............................. 91
5. SONUÇLAR ......................................................................................................... 99
KAYNAKLAR ........................................................................................................ 103
ÖZGEÇMİŞ ............................................................................................................ 111

x
KISALTMALAR

PKO : Pülpte Katı Oranı


ppm : Parts per million
MIBC : Methyl Isobutyl Carbinol
CIP : Carbon-in-pulp

xi
xii
SEMBOLLER

Au : Altın
g : Gram
t : Ton
lt : Litre

xiii
xiv
ÇİZELGE LİSTESİ

Sayfa

Çizelge 2.1 : Altının fiziksel özellikleri..................................................................... 7


Çizelge 2.2 : Dünya altın rezervlerinin ülkelere göre dağılımı. .............................. 20
Çizelge 2.3 : Dünya altın üretimi (2007-2015 yılları arası, ton). ............................ 20
Çizelge 2.4 : Dünyanın en büyük 10 altın üreticisi 2013-2015 yılları üretim
rakamları. ............................................................................................ 23
Çizelge 2.5 : Yıllara göre dünya altın ihracat ve ithalat değerleri. ......................... 23
Çizelge 2.6 : Dünyada altın ihracatında en yüksek paya sahip 10 ülkenin 2007-2016
yılları ihracat verileri. ........................................................................ 25
Çizelge 2.7 : Dünyada altın ithalatında en yüksek paya sahip 10 ülkenin 2007-2016
yılları ithalat verileri. ......................................................................... 27
Çizelge 2.8 : İşletilebilirliği söz konusu altın yataklarının rezervi. ......................... 30
Çizelge 2.9 : 2001-2016 yılları arası Türkiye altın üretimi. ................................... 30
Çizelge 2.10 : 2006-2015 yılları arası projelere göre altın üretimi (ons). ................ 33
Çizelge 2.11 : Yıllara göre Türkiye’nin altın ihracat ve ithalat verileri. .................. 35
Çizelge 3.1 : Altın kazanım prosesleri. .................................................................... 39
Çizelge 3.2 : Altın refrakterlik dereceleri. .............................................................. 57
Çizelge 4.1 : Numunelerin kimyasal analizi. ........................................................... 66
Çizelge 4.2 : Laboratuvar tipi bilyalı değirmenin özellikleri. ................................. 69
Çizelge 4.3 : Öğütme analizleri. ............................................................................. 70
Çizelge 4.4 : Öğütme sürelerine bağlı d50 ve d80 boyut değerleri. ........................... 72
Çizelge 4.5 : Laboratuvar ölçekli L40 model Falcon ayırıcısı spesifikasyonları. .. 73
Çizelge 4.6 : Falcon L40 ayırıcısının motor hızı ve çekim kuvveti değerleri. ....... 74
Çizelge 4.7 : Pürüzsüz hazne ile gerçekleştirilen Falcon L40 deney koşulları. ...... 76
Çizelge 4.8 : Pürüzsüz hazne ile gerçekleştirilen Falcon L40 deney sonuçları. ...... 76
Çizelge 4.9 : Çentikli hazne ile gerçekleştirilen Falcon L40 deney koşulları. ....... 78
Çizelge 4.10 : Çentikli hazne ile gerçekleştirilen Falcon L40 deney sonuçları. ....... 80
Çizelge 4.11 : Flotasyon deneylerinde kullanılan reaktifler ve özellikleri. ............... 83
Çizelge 4.12 : Reaktif miktarının etkisinin incelendiği deneylerin koşulları. .......... 85
Çizelge 4.13 : Deneylerde kullanılan reaktiflerin miktar dağılımı. .......................... 85
Çizelge 4.14 : Reaktif miktarı etkisinin incelendiği deneylerin sonuçları. ............... 86
Çizelge 4.15 : Bastırıcı miktarının etkisinin incelendiği deneylerin koşulları. ........ 88
Çizelge 4.16 : Deneylerde kullanılan bastırıcının miktar dağılımı. ........................... 88
Çizelge 4.17 : Bastırıcı miktarı etkisinin incelendiği deneylerin sonuçları. .............. 89
Çizelge 4.18 : pH etkisinin incelendiği deneylerin koşulları. .................................... 91
Çizelge 4.19 : pH etkisinin incelendiği deneylerin sonuçları. .................................. 91
Çizelge 4.20 : Kollektör ilaveli 4 kademe temizleme devreli flotasyon deneyi
koşulları. ............................................................................................ 92
Çizelge 4.21 : Kollektör ilavesiz 4 kademe temizleme devreli flotasyon deneyi
koşulları. ............................................................................................ 93
Çizelge 4.22 : Kollektörlü temizleme devresi deneylerin sonuçları. ......................... 95

xv
Çizelge 4.23 : Kollektörlü temizleme devresi deneylerin sonuçları
(ara ürünler birleştirilmiş). ................................................................ 95
Çizelge 4.24 : Kollektörlü temizleme devresi deneylerin sonuçları
(ara ürünler dağıtılmış). ..................................................................... 95
Çizelge 4.25 : Kollektörsüz 4 kademeli temizleme devresi deneylerin sonuçları. ... 96
Çizelge 4.26 : Kollektörsüz 2 kademeli temizleme devresi deneylerin sonuçları. ... 96
Çizelge 4.27 : Kollektörsüz temizleme devresi deneylerin sonuçları
(ara ürünler birleştirilmiş). .................................................................. 96
Çizelge 4.28 : Kollektörsüz temizleme devresi deneylerin sonuçları
(ara ürünler dağıtılmış). ...................................................................... 96

xvi
ŞEKİL LİSTESİ

Sayfa

Şekil 2.1 : İnce altın levhanın farklı oksidan çözeltiler içindeki çözünme hızı. ....... 9
Şekil 2.2 : Bir jeotermal sistemin oluşturmuş olduğu epitermal altın yatakları. ... 14
Şekil 2.3 : 2007-2015 yılları arasında dünya altın rezervlerindeki gelişme. .......... 19
Şekil 2.4 : Dünya altın rezervlerinin ülkelere göre oransal dağılımı. .................... 20
Şekil 2.5 : 2007-2015 yılları arası Dünya altın üretim grafiği. .............................. 22
Şekil 2.6 : 2015 yılı altın üretiminin ülkelere göre dağılımı. ................................. 22
Şekil 2.7 : Dünya altın ihracat ve ithalat verilerinin yıllara göre dağılımı. ........... 24
Şekil 2.8 : Altın ihracatında en yüksek paya sahip 10 ülkenin 2007-2016 yılları
ihracat verileri dağılımı (x1000$). ....................................................... 26
Şekil 2.9 : Altın ithalatında en yüksek paya sahip 10 ülkenin 2007-2016 yılları
ithalat verileri dağılımı (x1000$). ........................................................ 28
Şekil 2.10 : 2001-2016 yılları arasında Türkiye’de gerçekleşen altın üretimi grafiği.
.............................................................................................................. 31
Şekil 2.11 : Ülkemizde faaliyet gösteren altın madenlerinin kronolojisi. ............... 32
Şekil 2.12 : 2007-2015 yılları arası Türkiye’nin Dünya altın üretimindeki payı. ... 34
Şekil 3.1 : Endüstriyel proseslerin dünya altın üretimindeki payı. ........................ 37
Şekil 3.2 : GMF şirketine ait altın masası. ............................................................. 43
Şekil 3.3 : Knelson ayırıcısı. .................................................................................. 46
Şekil 3.4 : Standart tip Knelson ayırıcısının şematik görünümü. .......................... 46
Şekil 3.5 : Falcon ayırıcısı şematik görünümü. ..................................................... 49
Şekil 3.6 : Falcon konsantratörünün bölümleri. .................................................... 49
Şekil 3.7 : Falcon C ayırıcısı şematik görünümü. .................................................. 51
Şekil 3.8 : Falcon SB ayırıcısının şematik görünümü. .......................................... 52
Şekil 3.9 : Falcon UF ayırıcısının şematik görünümü. .......................................... 53
Şekil 4.1 : Sülfürlü numunenin mikroskop görüntüleri. ........................................ 67
Şekil 4.2 : Oksitli numunenin mikroskop görüntüleri. .......................................... 67
Şekil 4.3 : Boyut küçültme işlemlerinin akım şeması. .......................................... 68
Şekil 4.4 : Kademeli öğütme yapılmış sülfürlü numunenin boyut dağılım eğrileri.
.............................................................................................................. 70
Şekil 4.5 : Kademeli öğütme yapılmış oksitli numunenin boyut dağılım eğrileri. 71
Şekil 4.6 : Laboratuvar tipi L40 model Falcon Ayırıcısı. ...................................... 73
Şekil 4.7 : Sülfürlü numune deney akım şeması. ................................................... 77
Şekil 4.8 : Oksitli numune deney akım şeması. ..................................................... 78
Şekil 4.9 : Sülfürlü numunenin pürüzsüz ve çentikli haznedeki tabakalaşması. ... 79
Şekil 4.10 : Oksitli numunenin pürüzsüz ve çentikli haznedeki tabakalaşması. ..... 79
Şekil 4.11 : Sülfürlü numune deney sonucu akım şeması. ...................................... 81
Şekil 4.12 : Oksitli numune deney sonucu akım şeması. ........................................ 81
Şekil 4.13 : Deneylerde kullanılan flotasyon cihazları. ........................................... 84
Şekil 4.14 : Reaktif miktarına bağlı olarak Au tenör ve verimi. .............................. 87

xvii
Şekil 4.15 : Bastırıcı miktarına bağlı olarak Au tenör ve verimi. ............................ 90
Şekil 4.16 : Kollektör ilaveli ve ilavesiz 4 kademeli temizleme flotasyonunun akım
şeması. .................................................................................................. 94

xviii
KONYA İNLİCE EPİTERMAL ALTIN CEVHERLERİNİN
ZENGİNLEŞTİRİLMESİ

ÖZET

Altın, Latince parlayan şafak anlamına gelen “Aurum” kelimesinden gelen metalik bir
elementtir. Kimyasal sembolü “Au” dur. Altın, ortalama 35 km kalınlığındaki yer
kabuğunun 10 milyonda 2 sini oluşturan nadir elementlerden biridir. Bu nedenle
insanların altın edinme arzusu tarih boyunca hiç azalmamış olup aksine altına sahip
olmayı güç sembolü olarak görmüşlerdir.
Yer kabuğunda bulunan nadir elementlerden biri olma özelliğine sahip altın doğada
bilinen en iyi iletken malzemedir. Ayrıca su ve oksijenle tepkimeye girmez, yani
altında oksitlenme olmaz. Bu özelliği sayesinde elektronik, uzay sanayi ve sağlık
sektöründe çok yaygın biçimde kullanılmaktadır. Altının kolay işlenebilir özelliği, ona
şekil verme konusunda olağanüstü bir üstünlük sağlamaktadır. Bu üstünlük sayesinde
altın kuyumculuk sanayinin vazgeçilmez metali haline gelmiştir. Geçmişten
günümüze gücün, güzelliğin, ihtişamın simgesi haline gelen altının en önemli
özelliği ise yüzyıllar boyunca en güvenilen yatırım aracı olarak kullanılmasıdır.
Altının, para olarak ticarette kullanılması ona ekonomik önem kazandırmıştır. Sanayi
devrimi sonrasında uluslararası ticaretin de gelişmesiyle altının devletlerin iç-dış
ticareti başta olmak üzere ekonomi politikalarındaki önemi artmıştır. Günümüzde altın
fiyatlarında gerçekleşen artış eğilimi, bu metalin tüm dünyada kazanılması için
yürütülen çalışmaları arttırmıştır.
Altın sülfürlü renkli metal cevherlerinden yan ürün olarak kazanıldıkları gibi, ana ürün
olarak bulundukları kendi cevherlerinden zenginleştirilerek elde edilebilirler. Yan
ürün olarak diğer metal cevherlerinden elde edilen altının büyük bölümü bakır
cevherlerinden elde edilmektedir. Gümüş ve kurşun üretiminde de bir miktar altın elde
edilmektedir. Ayrıca dünya altın üretiminin yaklaşık %25-30’u da teknolojik
hurdalardan ve eski süs eşyası ile hurda paralardan sağlanır. Yürütülen tüm çalışmalar
değerlendirildiğinde dünyada altın üretiminin ve kazanımının yaklaşık %85’lik
kısmının doğrudan siyanürasyon işlemi sonucunda altının çözündürülmesi esasına
dayanmakta iken, geri kalan altın üretimi ise altının cevherleşmesine göre fiziksel
ve/veya fizikokimyasal yöntemleri ile kazanılmaktadır. Son yıllarda hem ülkemizde
hem de küresel anlamda çevresel duyarlılık artışının olması ile birlikte çevresel
problemleri azaltmak ve nitelikli ön konsantre elde edebilmek adına daha çok tercih
edilen yöntemler fiziksel ve fizikokimyasal yöntemlerdir.
Türkiye’nin değişik yörelerindeki altın ve gümüş cevherleri üzerinde sınırlı sayıda
fiziksel ve fizikokimyasal yöntemlerle laboratuvar ölçekli çalışmalar yapılmış olmakla
birlikte ülkemizde altının fizikokimyasal yöntemlerle kazanıldığı tesis uygulaması
Tüprag Efemçukuru flotasyon ile altın zenginleştirme tesisi ile sınırlıdır. Bu açıdan
yaklaşıldığında Türkiye’nin değişik yörelerindeki altın cevherleşmelerinden, gravite
ve flotasyon yöntemleri ile veya bu yöntemlerin bir kombinasyonu ile altının

xix
ön konsantrasyonunun elde edilmesi ve bunun tesis bazında uygulanması gerek
çevresel gerekse de ekonomik açıdan önemli olacağı düşünülmektedir.
Bu tez kapsamında Konya-İnlice bölgesine ait epitermal altın cevherine uygulanan
zenginleştirme yönteminin ilki; küçük boyutlara öğütülen cevherin gravite ile
zenginleştirme yöntemi olan Falcon cihazı ile zenginleştirilmesidir. Bu deneyler
sırasında santrifüj kuvveti, hazne tipi etkisi ve besleme Pülpte Katı Oranı (PKO) gibi
parametrelerin etkileri incelenmiştir. İkinci zenginleştirme yöntemi olarak
Konvansiyonel Flotasyon tekniği uygulanmıştır. Bu zenginleştirme deneylerinde;
uygun tane boyutu, flotasyon süresi, reaktif miktarı ve bastırıcı miktarı ve pH etkisi
incelenmiştir. Sistematik deneyler sonucunda elde edilen optimum koşullarda üretilen
kaba konsantrenin hangi koşullarda temizleme işlemine tabi tutulacağı da ayrıca
araştırılmıştır.
Tez kapsamında gerçekleştirilen zenginleştirme deneyleri öncesinde deneysel
çalışmalarda kullanılacak cevher kimyasal ve mineralojik analizlerle incelenmiştir.
Cevher numuneleri Sülfürlü ve Oksitli cevher olarak ikiye ayrılmıştır. Kimyasal analiz
sonucuna göre sarı renkli oksitli tüvenan cevherde 2,38 ppm Au ve gri renkteki sülfürlü
tüvenan numunede 1,39 ppm Au bulunmaktadır.
Mineralojik incelemelerde ise; oksitli numuneyi oluşturan mineraller, kuvars, barit, az
pirit ve ilmenit iken; sülfürlü numuneyi oluşturan mineraller, pirit, galen, kuvars ve
barit olarak tespit edilmiştir.
Konya İnlice bölgesi epitermal yataklı altın cevherinden tamamı 53 mikron altı boyuta
öğütülen sülfürlü ve oksitli numuneler ile öncelikle %15 lik sabit PKO ve ortalama
6 lt/dk besleme hızlarında, pürüzsüz hazne kullanılarak, 100 G, 200 G ve 300 G
değerlerinde santrifüj kuvvetine tabi tutularak, Falcon aygıtı ile fiziksel zenginleştirme
deneyleri gerçekleştirilmiştir.
Pürüzsüz hazne ile gerçekleştirilen Falcon zenginleştirme deneylerinde, sülfürlü
numune ile 200 G’de yapılan deneylerde 2,46 ppm Au içerikli konsantre, %43 verimle
elde edilirken, oksitli cevher numunesi ile 300 G’de yapılan deneylerde 1,85 ppm Au
içerikli konsantre %21 verim ile alınmıştır.
Çentikli hazne ile gerçekleştirilen Falcon deneyleri sonucunda ise; sülfürlü numune ile
300 G’de yapılan deneylerde 4,79 ppm Au içerikli konsantre, %7 verimle elde
edilirken, oksitli cevher numunesi ile 300 G’de yapılan deneylerde 2,70 ppm Au
içerikli konsantre %2 verim ile alınmıştır.
Reaktif miktarı etkisinin incelendiği konvansiyonel flotasyon deneylerinde optimum
konsantre tenör ve verim değerleri; 240 g/t Aerophine 3418A ve 240 g/t Aero 208
kollektörlerinin kullanıldığı deneyde 4,21 ppm Au ve %73 verim şeklinde elde
edilmiştir.
Bastırıcı miktarı etkisinin incelendiği flotasyon deneylerinde sonuçlar
karşılaştırıldığında; 2000 gr/ton Na2SiO3 kullanıldığı deneyde 4,21 ppm Au (%73 altın
kazanım verimi) ile en yüksek tenör elde edilirken %88 altın kazanım verimi (2,39
ppm Au) ile en yüksek verim 1500 g/t silikat bastırıcı kullanılan deneyde elde
edilmiştir.
Altının flotasyon yöntemi ile zenginleştirme deneylerinde en iyi verimin 3418 A ve
Aero 208 kollektör kombinasyonunun kullanımı ile elde edilmesi ve bu kollektörlerle
yapılan önceki çalışmalarda optimum tenör ve verimin, pH 4,5’da elde edilmiş olması
dikkate alınarak, Konya İnlice altın cevherin için doğal pH (6,6-6,9) değerinde ve

xx
pH 4-4,5 değerlerinde flotasyon deneyleri gerçekleştirilerek altının kazanımında
pH etkisi incelenmiştir. Tenör ve kazanım verimlerine bakıldığında diğer literatür
çalışmalarına benzer şekilde pH 4-4,5’da daha iyi sonuçlar (4,21 ppm Au, %73 verim)
elde edilmiştir.
Kaba flotasyon deneyi sonuçlarına istinaden daha yüksek tenörlü nihai konsantrenin
elde edilebilmesi için kaba flotasyon deneylerinde en iyi verimin elde edildiği
koşullarda (1500 g/t Na2SiO3, 240 g/t 3418 A, 240 g/t Aero 208 ve pH 4-4,5)
kollektörlü ve kollektörsüz olarak 4 kademeli temizleme flotasyonu gerçekleştirilerek
verim ve tenör üzerindeki etkisi incelenmiştir. Kollektör ilaveli gerçekleştirilen
temizleme deneylerinde 4 kademinin sonuncunda tenör ve verim yükselmişken
ilavesiz gerçekleştirilen deneylerde 2.kademeden sonra değerlerde yaşanan düşüş
sebebiyle uygulamada temizleme devresinin 2 kademe olarak kalmasının daha iyi
olacağına karar verilmiştir.
Kollektör ilavesiz olarak 2 kademeli gerçekleştirilen temizleme deneyleri sonucunda
nihai konsantredeki altın içeriği 5,23 ppm değerine yükselmiş verim ise %21,61 olarak
hesaplanmışken ara ürünlerin dağıtılması durumunda, konsantre verimi teorik olarak
%65,66 değerine yükselmiştir.
Her kademesinde 25 g/t Aerophine 3418A ve 25 g/t Aero 208 kollektörleri ilave edilen
4 kademeli temizleme deneyleri sonucunda nihai konsantredeki altın içeriği 8,37 ppm
değerine yükselmiş verim ise %36,37 olarak hesaplanmışken ara ürünlerin dağıtılması
durumunda, konsantre verimi teorik olarak %78,10 değerine yükselmiştir.
Yapılan tüm çalışmalar değerlendirildiğinde, tamamı 74 mikron altına öğütülen
sülfürlü numune için en iyi sonuç, 240 g/t Aerophine 3418A, 240 g/t Aero 208
kollektörleri ve 1500 g/ton Na2SiO3 bastırıcının kullanıldığı sonrasında 4 kademeli
kollektör ilaveli temizleme işleminin gerçekleştirildiği konvansiyonel flotasyon
deneyleri ile elde edilmiştir. Nihai ön konsantre 8,37 ppm Au içerikli olarak %36,37
verim ile elde edilmişken ara ürünlerin dağıtılması ile konsantre verimi teorik olarak
%78,10 değerine yükselmiştir.
Elde edilen ön konsantrenin sülfür içeriğinden ayrılabilmesi bu sayede altın kazanım
veriminin ve tenörünün yükseltilebilmesi amacıyla malzeme tekrardan bir boyut
küçültme işlemine tabi tutulduktan sonra sülfürlü minerallerin bozunması adına
yüksek basınç ve sıcaklık altında, otoklav içerisinde oksidasyon işlemi
gerçekleştirilebilir. Okside olan cevher, sırasıyla karıştırma liçi ve pülpte karbon (CIP)
yöntemi ile zenginleştirildikten sonra yüklü çözelti basınç altında veya organik (alkol
ilaveli) sıyırma yöntemleri ile aktif karbondan sıyrılabilir ve zengin altın içeriğine
sahip nihai çözelti elde edilmiş olur. Son olarak elektroliz ve ergitme işlemlerine tabi
tutulan altın çözeltisinden dore külçe üretilebilir ve rafinasyonla saf altına
dönüştürülebilir.

xxi
xxii
ENRICHMENT OF KONYA INLICE EPITERMAL GOLD ORES

SUMMARY

Au, used as the chemical symbol for the metallic element gold, comes from the Latin
word Aurum, which means ‘shining dawn’. In the periodic table, element gold, a
transition metal, is tucked properly between mercury (Hg) and platinum (Pt). Gold is
also one of the rare and the most precious elements found in the earth's crust with an
average thickness of 35 km. Two in ten million of the earth’s crust are gold; for this
reason, people's desire to have a gold has never diminished throughout history; on the
contrary, having a gold has been considered as the symbol of power and wealth.
Besides the ability to be one of the rare elements in the earth's crust, gold is the best-
known conductor in nature. It also does not react with water and oxygen; that is, it
does not oxidize. Because of this feature, it is widely used in the electronics, healthcare
and space industries. The fact that gold has an easily malleable feature gives it an
extraordinary advantage over shaping. Therefore, gold is the indispensable metal of
the jewelry and the jewelry industry. Throughout history, the most important feature
of gold, besides being a symbol of power, beauty and magnificence, is the most reliable
investment tool throughout the ages. It has become an actor of the economy since it
started to be used as money. With the increasing world trade volume and interstate
commerce after the Industrial Revolution, gold has become an important element in
world history by increasing the role in money and trade (finance) policies of states.
Nowadays, the upward trend in gold prices has increased the efforts to recover this
metal all over the world.
Gold can be obtained as the main product from its own ores by enriching as it can be
recovered as a by-product from sulfur colored metal ores. A large part of the gold,
which is recovered as a by-product from other metal ores, is obtained from the copper
ores. A little gold is also produced in the process of extracting silver and lead.
Moreover, about 25-30% of world gold production is provided from technological
scrap, and old ornaments and scrap coins. In studies done, while 85% of world gold
production is based on the principle of dissolution of gold because of the direct
cyanidation process, depending on the mineralization, the rest of the gold is recovered
by physical or/and physicochemical methods. In recent years, along with increasing
environmental awareness both in the world and in our country, in order to reduce
environmental hazards and obtain qualified pre-concentrate, physical and
physicochemical methods have been preferred.
Along with the limited number of laboratory-scale studies done by physical and
physicochemical methods on gold and silver ores in different regions of Turkey, the
plant application which gold is obtained by physicochemical methods in our country
is limited to Tüprag-Efemçukuru gold enrichment plant with flotation. When
approached from this aspect, obtaining pre-concentration of the gold from gold
mineralization in the different regions of Turkey by gravitational and flotation methods

xxiii
or by a combination of these methods, and the facility-based application of this are
thought to be important both economically and environmentally.
Within the scope of this thesis, the first one of the enrichment methods applied to the
epithermal gold ore belonging to the Konya-Inlice region, ground to a small size, is
enriched with Falcon Concentrator, which is an enrichment method with gravity.
During these experiments, the effects of parameters such as centrifugal force, the effect
of bowl type and the pulp solid ratio of feed have been investigated. Conventional
flotation technique was applied as the second enrichment method. In these enrichment
experiments, appropriate particle size, flotation time, amount of reactive and amount
of depressant and the effect of pH have been examined. It has also been investigated
that under which conditions, rough concentrate produced in optimum conditions
obtained as a result of systematic experiments will be subjected to cleaning process.
Chemical and mineralogical examination of the ore to be used in experimental work
has been carried out before the enrichment experiments have been done within the
scope of the thesis. The ore samples were divided into 2 groups according to the color
and were named as the oxidized group and the sulphurous group formed by blending
3 kinds of gray different samples, very close to each other as average grade. According
to the chemical analysis result, there are 2.38 ppm Au in the yellow colored oxidized
run-of-mine sample and 1.39 ppm Au in the gray colored sulphurous run-of-mine
sample.
In the mineralogical studies, while the minerals forming the oxidized sample were
quartz, barite, a small amount of pyrite and ilmenite, the minerals forming the
sulphurous sample were identified as pyrite, galena, barite and native silver.
With all oxidized and sulphurous samples ground under 53 microns in size from the
epithermal bearing gold ore in the Konya Inlice region, physical enrichment
experiments have primarily been carried out with the Falcon Concentrator at 15 %
solid in the pulp constantly, at an average feed rate of 6 lt/min, using smooth bowl and
by subjecting to 100 G, 200 G and 300 G gravitational force.
In the Falcon enrichment experiments conducted with the smooth bowl, while 2.46
ppm Au concentrate was obtained with 43% efficiency in experiments with sulfurous
sample at 200 G, 1.85 ppm concentrate Au was acquired with the efficiency of 21% in
experiments with oxidized sample at 300 G.
As a result of the Falcon experiments with the bowl including special fluidized grooves
or riffles, while 4.79 ppm Au concentrate was obtained with 7% efficiency in
experiments with sulfurous sample at 300 G, 2.70 ppm concentrate Au was acquired
with the efficiency of 2% in experiments with oxidized sample at 300 G.
In conventional flotation experiments in which the effect of the reagent amount was
examined, the optimum concentrate grade as 4.21 ppm Au and efficiency as 73% were
obtained in the experiment in which 240 g/t Aerophine 3418A and 240 g/t Aero 208
were used as collectors.
When the results were compared in the flotation experiments in which the effect of the
depressant amount was investigated, the highest gold recovery efficiency was acquired
with 88% efficiency (2.39 ppm Au) in the experiment using 1500 g/t silicate depressant
(Na2SiO3) while the highest grade was obtained with 4.21 ppm Au (73% gold recovery
efficiency) in the experiment in which 2000 g/t Na2SiO3 was used.

xxiv
Considering that the best efficiency in gold enrichment experiments is achieved by the
collector combination of 3418A and Aero 208 and that the optimum grade and
efficiency have been obtained at pH 4.5 in previous experimental studies done with
these collectors, the effect of pH on the recovery of gold has been investigated by
carrying out flotation experiments for Konya Inlice gold ore both at natural pH (6.6-
6.9) and at pH 4-4.5. When looking at the grade and recovery efficiencies, similar to
other literature studies, better results were obtained with 4.21 ppm Au and 73 %
efficiency.
Based on the results of the rough flotation, to obtain a higher grade of final concentrate,
its effect on the gold recovery and the gold grade were examined by performing the
four-stage cleaning flotation with and without collectors in the conditions (1500 g/t
Na2SiO3, 240 g/t 3418 A, 240 g/t Aero 208 and at pH 4-4.5) where the best efficiency
is obtained from the rough flotation. While in cleaning experiments with collectors
added, the grade and efficiency was increasing as a result of 4 stages, in experiments
without addition, it decided that it would be better for the cleaning cycle to remain in
2 steps in practice due to the decline in values after 2nd step.
As a result of the two-stage cleaning experiments carried out without collector
addition, the gold content in the final concentrate increased to 5.23 ppm and while the
efficiency was calculated as 21.61 %; in case of distribution of middlings, the
concentrate efficiency theoretically increased to 65.66%.
In consequence of the four-stage cleaning experiments with 25 g/t Aerophine 3418A
and 25 g/t Aero 208 collectors added at each stage, the gold content in the final
concentrate increased to 8.37 ppm and while the efficiency was calculated as 36.37 %;
in the event of distribution of middlings, the concentrate efficiency increased to
78.10% in theory.
When all works done were evaluated, the best result for the overall sulphurous sample
ground to below 74 microns was obtained with conventional flotation in which 4-stage
collector-assisted cleaning process was carried out after using 240 g/t Aerophine
3418A, 240 g/t Aero 208 collectors and 1500 g/ton Na2SiO3 depressant. While the final
preconcentrate was obtained with 8.37 ppm Au content and the efficiency of 36.37 %,
by distributing the middlings, the concentrate efficiency rose to 78.10 % theoretically.
In order to be able to separate the obtained preconcentrate from the sulfur content; by
this means, for the purpose of being able to increase the gold recovery efficiency and
the grade, pressure oxidation can be carried out in autoclave under high pressure and
temperature after the material has been subjected to a size reduction process again. The
loaded solution can be eluted from the active carbon under pressure or organic (alcohol
additive) elution methods and the final solution having rich gold content can be
obtained after oxidized ore enriched with agitation leaching and carbon-in-pulp
process, respectively. Finally, doré bar can be produced from the gold solution
subjected to electrolysis (electrowinning) and smelting processes, and then doré bar
can be converted to pure gold with refining process.

xxv
xxvi
1. GİRİŞ

Altın, Latince “Aurum” (ışıldayan-parlayan anlamından) kelimesinden gelen Au


simgesi ile gösterilen parlak sarı renkte ve yumuşak kimyasal bir elementtir. Altının
doğada serbest halde bulunabilmesi, kolay işlenebilir olması, asitlere karşı
dayanıklılığının fazla olması ve parlak sarı renge sahip olması gibi özellikleri
sayesinde ilkçağlardan günümüze insanların ilgisini çekmiştir. Anadolu’da M.Ö. 5000
yıllarında altından yapılmış süs eşyaları kullanılmaya başlanmıştır. İlk altın para
basımı ise Salihli-Sart yöresinde hükmünü sürdüren Lidya Kralı Krezüs tarafından
M.Ö. 700 yıllarında bastırılmıştır. Osmanlı İmparatorluğu dönemi boyunca üretim
yapılan tüm altın-gümüş madenleri mali kaynak olarak hazine de değerlendirilmiştir.
Bu dönemde Anadolu’da işletilen son altın madeni, 1. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla
(1914) birlikte faaliyeti durdurulan Çanakkale-Kartaldağı-Astyra madenidir.
Cumhuriyet döneminde, 1933 yılında kurulan Altın Arama ve İşletme İdaresi ilk
madencilik kurumudur (DPT, 2001).

Altın, parlak sarı rengi ve ışıltısıyla göz kamaştıran ağır bir metaldir. Üstelik kolay
kolay hava ve suyla tepkimeye girmeyen çok kararlı bir element olduğu için hiçbir
zaman paslanmaz, kararmaz, oksitlenmez ve donuklaşmaz. En önemli özelliklerinden
biri de saf haldeyken çok yumuşak olmasıdır; bu nedenle kolayca dövülerek
biçimlendirilip şekillendirilebilir. Altın bütün bu önemli özellikleri sayesinde tarih
boyunca en kıymetli metallerden sayılmıştır.

Dünya altın madenciliğinin 1970’li yıllardan başlayarak yükselen bir eğilim


yakalaması epitermal, porfiri ve listvenit tipi yataklardan yapılan üretimin çok büyük
önem kazanmasına yol açmıştır. Batı Anadolu bölgesinin epitermal cevherleşmeler
açısından önem teşkil eden jeotermal sistemler bakımından zengin oluşu ve epitermal
altın yataklarının iz element olarak Sb-As-Hg gibi önemli cevherleşmelerinin
yaygınlaşması; Orta ve Doğu Anadolu bölgesinde listvenitlerle yakından ilgisi
bulunan ofiyolitlerin geniş alanlar kaplaması ve yine Doğu Karadeniz bölgesinde altın
yatakları açısından önem teşkil eden masif sülfit ve porfiri yataklarının bulunması

1
topraklarımızın jeolojik açıdan, altın oluşumuna çok elverişli olduğunu göstermektedir
(DPT, 2001; Ünal ve diğ, 2016).

Dünyada altın ve gümüş cevherlerinin zenginleştirilmesi için cevher bulunduğu


yatağın türüne, cevherin miktarına, tenörüne ve mineralojik yapısına bağlı olarak farklı
yöntemler (fiziksel, kimyasal ve metalürjik yöntemler) uygulanabilmektedir (Celep,
2005).

Dünya’da altının zenginleştirilmesi için %84 oranında siyanürleme, %10 oranında


gravite ve %4 oranında flotasyon yöntemleri kullanılmaktadır İri boyutlu altın tanesi
içeren cevherlerin zenginleştirilmesi için gravite, amalgamasyon ve aglomerasyon
yöntemleri uygulanırken ince boyutlu tane içeren düşük tenörlü cevherler için ise
flotasyon ve hidrometalurjik yöntemler uygulanabilse de bu tür cevherlere yaygın
olarak siyanür ile liç prosesi uygulanmaktadır. Nispeten daha ince ve serbest altın
taneleri ihtiva eden cevherlerin zenginleştirilmesinde santrifüjlü gravite ayırıcıları da
tercih edilebilmektedir (Celep ve diğ, 2006).

Siyanür ile liç işlemi 130 yılı aşkın süredir yaygın bir şekilde cevherlerden altın ve
gümüş¸ elde etmek için uygulanmaktadır (Yüce ve diğ, 2012). Siyanürle kimyasal
zenginleştirme yönteminin tüm üstünlükleri yanı sıra çevresel yan etkileri, yüksek pH
değerinde çalışma gerekliliği ve refrakter altın cevherlerinde etkinliğinin düşük olması
gibi nedenlerden dolayı siyanüre alternatif reaktifler için araştırmalar yapılmaktadır.
Son yıllarda dünyada ve ülkemizde artan çevre bilinciyle siyanüre alternatif olarak
tiyoüre, tiyosülfat, tiyosiyanat, organik nitriller (malononitril gibi), amonyak, bisülfid,
asit ve halojenler (klor, brom ve iyot) gibi reaktifler laboratuvar ölçekte denenmektedir
ancak endüstriyel uygulaması bulunmamaktadır (Selengil, 2010; Yarkutay, 1999).

Öğütme, yıkama, gravitasyon ve flotasyon gibi cevher zenginleştirme proseslerinin


olumlu netice verdiği iri ve serbest altın taneleri muhteva eden plaserler ile 30-40
mikrondan daha büyük tane boyutuna sahip serbest altın tanelerinin elde edilebildiği
cevherler için fiziksel zenginleştirme yöntemleri yeterli olmakta ve son ürün eldesi
için ergitme işleminden faydalanılmaktadır (DPT, 2001).

Altının, bazı epitermal cevherlerdeki gibi diğer minerallerin kafes yapılarına dağılmış
olarak ya da kuvars kapanımları içinde çok küçük tane boyutuna (5-10 mikron) sahip
kompleks cevherlerin zenginleştirilmesi için ise kimyasal ve metalürjik prosesler
uygulanmaktadır. Altın üretimi genellikle cevherin doğrudan veya flotasyon ya da

2
kavurma gibi ön hazırlama işlemlerinden geçirildikten sonra uygun bir çözücü ile
çözündürülerek katı fazdaki altının sıvı faza özütlenmesi (leaching) sağlandıktan sonra
sıvı fazdan geri kazanılması ilkesine dayanmaktadır.

Bu tez kapsamında Konya-İnlice bölgesine ait epitermal altın cevherine uygulanan


zenginleştirme yönteminin ilki; küçük boyutlara öğütülen cevherin gravite ile
zenginleştirme yöntemi olan Falcon cihazı ile zenginleştirilmesidir. Bu deneyler
sırasında santrifüj kuvveti, hazne tipi etkisi ve besleme Pülpte Katı Oranı (PKO) gibi
parametrelerin etkileri incelenmiştir. İkinci zenginleştirme yöntemi olarak
Konvansiyonel Flotasyon tekniği uygulanmıştır. Bu zenginleştirme deneylerinde;
uygun tane boyutu, flotasyon süresi, reaktif miktarı ve bastırıcı miktarı ve pH etkisi
incelenmiştir. Sistematik deneyler sonucunda elde edilen optimum koşullarda üretilen
kaba konsantrenin hangi koşullarda temizleme işlemine tabi tutulacağı da ayrıca
araştırılmıştır.

Konya volkan kuşağında keşfedilen yirmiyi aşkın hidrotermal alterasyon zonlarının


muhtemelen ilki İnlice zonudur. İnlice’deki altın yatağı epitermaldir ve magmatik
evrede sıcaklığın en düşük olduğu zaman oluşan yataklardır. Altın içeriği genellikle
1-2 g/ton dur. Epitermal altın yataklar, kayaçlar ile mineral içeren basınçlı sıcak sular
arasındaki karmaşık kimyasal reaksiyonlar sonucunda ortaya çıkan yüzeye yakın
yataklardır. Volkanik bölgelerdeki bu epitermal sistemler (sıcak su sistemleri)
içerisinde dolaştıkları kayaçlardan metalleri çözdükten sonra çeşitli jeolojik yapı ve
ortamlarda 1000 m'den başlayarak yüzeye kadar olan derinliklerde sıcak su oluşumları
şeklinde depolanmaktadırlar (Kırıkoğlu, 1990).

3
4
2. ALTIN CEVHERİ

2.1 Altının Tarihçesi

Madenlerin keşfi 10-12 bin yıl öncesine kadar dayanmaktadır. Bu keşif sürecinde
insanoğlunun metal olarak tanıdığı ilk element altın olmuştur. Altınla olan ilk
tanışmanın bu kadar eskilere dayanmasına karşın insanın altına duyduğu tutku ve
heveste hiçbir dönem azalma olmamıştır. Aksine altın, yumuşak bir yapıya sahip
olması, herhangi bir zor işleme tabi olmaksızın kolay şekillendirilebilmesi ve
neredeyse hiç kaybolmayan parlak sarı renge sahip olması gibi özellikleriyle insanların
ilgi ve dikkatini her zaman üzerine çekmeyi başarmıştır. Ticari olarak mal ve hizmet
karşılığında ödenecek bir bedel olarak kullanılmaya başlanmadan önce altın, eski
Yunanlı, Asurlu, Mısırlı ve Etrüsklülerce birçok benzersiz sanat eserleri yapımında
kullanılmıştır. Geçmiş dönemlerde tanrısallık simgesi olarak sayılan ve bu nedenle de
tanrılara sunulan adaklara konu olan altın, siyasal iktidarın tanrısal iktidarın yerini
almasıyla yön değiştirerek kralların madeni olarak değerlendirilmiştir. Doğada
genelde saf halde bulunabilen altının neolitik ve kalkolitik dönemlerde öneminin
artmasıyla toprak altından çıkarılmak yerine madencilik teknikleri sayesinde daha
basit bir şekilde toprak yüzeyinden elde edilmeye geçilmiştir. Alüvyon içerisindeki
doğal altın, %90-99 Au ve %1-10 Ag içermektedir. Anadolu Medeniyetleri
Müzesi’nde Cilalı Taş Devrine ait sergilenen koleksiyonlar M.Ö. 6000’li yıllarda
insanoğlunun altın, bakır ve demir gibi madenlerle yakından ilgilendiğini
göstermektedir (Habashi, 2005; Erdem, 2006).

Bilinen tarih kayıtları çerçevesinde M.Ö. 3200 yıllarındaki Mısır hükümdarları


zamanında, altın darphanelerden eşit boyutta çubuklar halinde çekilerek para olarak
kullanılmıştır. Peru’da MÖ 2000 yılına ait altın ziynet eşyalarının kalıntılarına
rastlanılmış olup, Amerika kıtasındaki İnkaların ve Azteklerin de altına ilgi duydukları
ayrıca bilinmektedir.

MÖ 1500’lerde Mısır tam bir altın şehri haline gelmiş olup MÖ 1300’lerde ilk resmi
altın üretim tesisin kurulmasıyla birlikte altın üretiminde büyük bir patlama
yaşanmıştır. Altına ulaşma çabaları sonucunda birçok farklı alaşım ortaya çıkmıştır.
Örneğin bakırı altına dönüştürmeye çalışırken, bakır ve çinko karbonatın ısıtılmasıyla
pirinç elde edilmiştir.

5
MÖ 1000 senesinde edebiyatta altından ilk kez Hintli Vedanta bahsetmiştir.
Sonrasında MÖ 484-425 yılları arasında Heredot’un yazılarında da altından yine
bahsedilmiştir (Habashi, 1997).

İlk altın sikkenin M.Ö 600 yılında Lidyalılarca basılmasından sonra para basımı Pers,
Makedonya krallıklarında, sonrasında Roma İmparatorluğu ve birçok toplumda
yaygınlaşmıştır (Erdem, 2006). Altının para olarak basılmasıyla birlikte ticaret
etkinliği artmış böylece şehirler zenginleşmiş ve dünyada yeni bir refah dönemine
geçiş yaşanmıştır.

2.2 Altının Doğada Bulunuşu

Doğada dağılmış olarak bulunan altının yerkabuğunda bulunma oranı ortalama tonda
0,0035 gram (0,0035 ppm) civarındadır. Bu derişimi ile birlikte altın, nadir elementler
arasında yer almaktadır. Altın, doğada genel olarak nabit olarak veya altın-gümüş
alaşımı olarak bilinen elektrum halinde ve nadir olarak da tellüridler halinde bulunur
(Bayraktar ve Yarar, 1985; Erdem, 2006).

Yeterli miktarlarda altın içeren yerlerde yılda yaklaşık olarak 1000 ton kadar altın elde
edilebilir. Deniz suyunda yaklaşık 0,008-4 mg/m3 konsantrasyonu ile seyreltik halde
bulunması sebebiyle elde edilmesi güçtür. 2000 m3 (yaklaşık 2200 ton) deniz suyundan
iyi bir özütleme ile elde edilebilecek altın miktarı 1 gram civarındadır. Altın,
denizlerde daha çok planktonlarda adsorplanmış şekilde ve deniz diplerindeki
çamurlarda bulunur (Erdem, 2006).

Kârla işletilebilen altın cevherleri için en düşük tenör günümüzde yaklaşık 1 gram/ton
olarak kabul edilmektedir. Bu kapsamda, bir yatağın işletilebilmesi için yerkabuğunda
bulunma ortalamasının en az 300 katı kadar altın içermesi gerekir (Bayraktar ve Yarar,
1985).

Altın birçok kayaç oluşumunda az miktarlarda dağılmış durumda bulunsa da genellikle


kuvars damarları ile birlikte doğal atmosferik olaylar sonucunda yine bu damarlardan
türemiş diğer yataklardan ve plaser tipteki yataklardan elde edilir. Altın, saf veya az
miktarlardaki gümüş ile alaşım halinde bulunmasının yanı sıra genellikle pirit,
kalkopirit, galen, arsenopirit, stibnit ve orpiment gibi sülfürlerle birleşik şekilde
bulunur (Dennis, 1987).

6
2.3 Altının Genel Özellikleri

2.3.1 Altının fiziksel özellikleri

Altın, parlak sarı rengi ve ışıltısıyla göz kamaştıran ağır bir metaldir. Saf altın, çok
yumuşak olmasından dolayı levha haline gelme yeteneği en yüksek olan metaldir. 31
gram altından 80 km uzunluğunda tel levha elde edilebildiği gibi yine 10 g altının
dövülmesiyle 0,1 μm inceliğinde ve 12 m2’lik bir alanı kaplayacak levhanın elde
edilmesi de mümkündür. Altın, yumuşaklığından dolayı parlatılabilirliği çok
yüksektir. Altının parlaklığı içerdiği alaşım elementlerinin içerik ve miktarına bağlı
olarak değişebilmektedir (Bernstein, 2008). Saf halinin çok yumuşak olması sebebiyle
tek başına kullanılamayan altın, örneğin bakır ile kırmızı altın, gümüş ile ise yeşil altın
gibi alaşım oluşturup kullanılmaktadır (Erdem, 2006).

Altın oktahedral, kübik ve dodekahedral gibi kristal yapısına sahip olup yüzeylerin
görünen kısımlarında ipliğimsi, yaprağımsı ve küresel şekiller de sergilemektedir
(Habashi, 1997).

Altının genel fiziksel özellikleri Çizelge 2.1’de verilmektedir (Url-1; Url-2).

Çizelge 2.1 : Altının fiziksel özellikleri (Url-1; Url-2).


ÖZELLİK BİRİM DEĞER
Element Serisi Geçiş Metalleri
Grup, Periyot, Blok 112,6, d
Atom Numarası 79
Atom Ağırlığı g/mol 196,9665
Renk Metalik Sarı
Çizgi Rengi Parlak Sarı
Parlaklık Metalik
Maddenin Hali Katı
Kristal Yapısı Kübik Yüzey Merkezli
Saydamlık Opak
Yoğunluk, 273 °K g/cm³ 19,32
Sıvı Haldeki Yoğunluğu g/cm³ 17,31
°K 1337,58
Ergime Noktası
°C 1064,43
°K 3080,15
Kaynama Noktası
°C 2807
Ergime Isısı kJ/mol 12,55
Buharlaşma Isısı kJ/mol 324
Isı Yapısı J/(mol-K) 25,418
Mohs sertliği 2,5
Brinell sertliği MPa 194
Vickers sertliği MPa 216

7
2.3.2 Altının kimyasal özellikleri

Kimyada altın, Latince parlayan şafak anlamına gelen “Aurum” kelimesinden gelen
Au sembolü ile tanımlanır. Doğada serbest halde ve dağılmış biçimde bulunan altın
çok ağır olmasına karşın yumuşak bir metaldir.

Altın normal koşullarda suyla, kuru ve nemli olması fark etmeksizin havayla, yüksek
sıcaklıklarda olsa dahi oksijenle, ozonla, hidrojenle, hidrojen sülfürle, azotla, kükürtle,
florla ve iyotla tepkime vermez. Bu özelliği sayesinde altın yüzeyinde hiçbir zaman
oksitlenme, paslanma, kararma ve donuklaşma yaşanmaz.

Metal hidroksitlerin, mineral asitlerin, alkali metal sülfür ve alkali metal tuzlarının sulu
çözeltileri altına etki etmez. Yine çok yüksek konsantrasyonlardaki durumu hariç
halojensiz nitrik asit, hidroflorik asit, sülfürik asit, fosforik asit ve uygulamada tüm
organik asitlerin seyreltik ya da derişik sulu çözeltileri kaynama noktasında olsalar bile
altına etki edemezler. İstisnai olarak altın yalnızca klor ve broma tepki verirken
çözünme işlemi civa içerisinde amalgam olarak gerçekleşmektedir (Erdem, 2006).

Altın kuru klor ile bütün sıcaklıklarda tepkimeye girer ancak spesifik olarak en fazla
250ºC’de en az ise 475ºC’de reaksiyona girmektedir. 475ºC’den başlayarak ergime
sıcaklığının da üzerindeki sıcaklıklarda reaksiyon tekrar hızlanır (Erdem, 2006).

Altın, hidrohalojenik asit, hidrojen peroksit, nitrik asit ve kromik asitin serbest halojen
gibi bir oksidanla birleştirilmesi ile elde edilen çözelti içinde çözünebilir. Bununla
birlikte oksijen varlığında tiyosülfat çözeltisinde ve oksijen ya da siyanojen bromür;
3-nitrobenzenosülfonik asit, 4-nitrobenzoik asit, selenik asit, nitrobezoik asit gibi
oksidanların varlığında çözünebilmektedir.

Farklı endüstriyel çözeltiler içerisinde altının çözünme hızları Şekil 2.1’deki grafikte
verilmektedir. Yüksek sıcaklıklarda dahi oksijenle tepkimeye girmeyen, asitlere karşı
tepki vermeme konusunda dayanaklı olan altın kral suyu olarak adlandırılan 3 mol HCl
+ 1 mol HNO3 karışımı başta olmak üzere NaCN, KCN ile birlikte demir III klorürün
sıcak çözeltisi, Br2 ve CI2 halojenlerinde çözünür (Habashi, 1997).

8
Şekil 2.1 : İnce altın levhanın farklı oksidan çözeltiler içindeki çözünme hızı
(Habashi, 1997).

a) Kral suyu, 6 mol/L;


b) HCl, 6 mol/L + Br2, 0,2 mol/L;
c) NaCN, 0,45 mol/L + 4-nitrobenzoik asit,0,1 mol/L + NaOH, 0,2 mol/L;
d) HCl, 6 mol/L + Cl2 (doymuş);
e) HCl, 6 mol/L + H2O2, 0,22 mol/L;
f) NaCN, 1 mol/L + hava;
g) NaCN, 0,45 mol/L + NaOH, 0,2 mol/L + hava;
h) NaCN, 0,006 mol/L + CAO(OH)2, 0,04 mol/L + hava.

2.3.3 Altının mineralojik özellikleri

Altın, doğada bulunduğu gibi kristalin bir görünüme sahip değildir. Kristallerinin arası
seyrek olup genelde pul, tel, levha ve külçe biçimindedir. Altın oktahedral, kübik ve
dodekahedral gibi kristal yapısına sahip olup yüzeylerin görünen kısımlarında
ipliğimsi, yaprağımsı ve küresel şekiller de gözlemlenmektedir (Habashi, 1997).

Altın, yeryüzünde kayaları oluşturan mineraller arasına serpilmiş biçimde


bulunmaktadır. Volkanik kuvarslar başta olmak üzere okyanus diplerinde ve nehirlerin
kumlu yataklarında parça veya toz şeklinde altın bulunmaktadır.

Yer kabuğunda nadir olarak bulunan elementlerden olan altının günümüzde en fazla
bulunduğu bölgenin okyanuslar olduğu tahmin edilse de günümüz teknolojisiyle bu
altını kazanmak şu an için mümkün değildir (Dennis, 1987; Kırıkoğlu, 1992).

9
Mineralleri oluşturan kristal kafeslerde bakır, gümüş gibi kendisine kimyasal açıdan
benzer elementlerle yer değiştirebilen altın aynı zamanda pirit (FeS2), arsenopirit
(FeAsS), kalkopirit (CuFeS2), orpiment (As2S3), realgar (AsS) ve stibnit (Sb2S3) gibi
sülfürlü minerallerin içerisinde küçük kapanımlar halinde de yer alabilir (Bayraktar ve
Yarar, 1985).

Plaka (levha) tektoniğine dayalı olmasından magmatik, sedimanter, denizsel,


volkanik-plutonik kökene bağlı oluşuna, yataklanma biçimine kadar (damar tipi veya
plaser tipi) çok farklı başlıklar altında sınıflandırılabilen altın cevherleri genel olarak
nabit altın, sülfürlü ve refrakter altın olarak 3 ana grupta değerlendirilir. Alt
sınıflandırma ise yataklanma üzerinde yapılmaktadır. Kayaçların içerisindeki
çatlakları dolduran veya kayaç/mineral içerisine yoğun bir biçimde dağılan damar tipi
yataklar ya da volkanik kayaçlar içerisinde termal su dolaşımı sayesinde saçılmış halde
bulunan ve epitermal yatakları da içinde barındıran hidrotermal yataklar olarak
sınıflandırılmıştır. Epitermal yatakların rezervi büyük olmasına karşın altın içeriği
düşüktür (Kırıkoğlu, 1990; Kiriş, 1994).

Plaser veya serbest altın içeren damar tipteki cevherlerden altın kazanımında
siyanürleştirme, aktif karbon üzerine absorpsiyonu ya da çinko ile sementasyon
sonrasında dore metal ergitmesi ve rafinasyon işlemleri uygulanmaktadır. Altının
sülfür veya karbon içeren mineraller içerisinde kapanımlar halinde bulunduğu
refrakter tipteki cevherlerde altın doğrudan siyanürleştirmeye elverişli değildir. Bu
nedenle, bu türdeki cevherlerde altının oksidasyon gibi bir ön işleme tabi tutulması
gerekmektedir. Ön işlem proseslerinin uygulanması ile birlikte refrakter tipteki altın,
siyanürle kolay bir biçimde kompleks yapabilir hale getirilerek metal kazanımında
engel oluşturarak verim düşüşünü neden olan bileşiklerin cevherden uzaklaştırılması
sağlanabilmektedir (Bayraktar ve Yarar, 1985).

Altın doğada genellikle nabit (saf) veya elektrum denilen altın-gümüş alaşımı olarak
bazen de tellüridler halinde bulunur:

❖ Nabit (Au)

❖ Elektrum (Au, Ag, Fe, Cu): %55-65 Au ve %35-45 Ag

❖ Kalaverit (AuTe2; Au2Te4): ~ %44 Au

❖ Krennerit ((Au, Ag) Te2; Au4AgTe10, Au8Te6): ~ %33 Au

10
❖ Silvanit ((Au, Ag) Te2; AuAgTe4, Au2Ag2Te6): ~ %24 Au

❖ Petzit (Au3AgTe2): ~ %26 Au

❖ Kustelit Ag (± Au)

❖ Aurokuprit Au2Cu3

❖ Aurostibit AuSb2

❖ Rodit Au (Pt, Rh, Fr, Pd)

❖ Tetsit (Au, Ag) Te

❖ Kennerit (Au, Ag) Te2

Bunların yanı sıra pirit, kalkopirit, arsenopirit ve pirotin gibi sülfürlü mineraller önemli
ölçüde altın muhteva edebilir. Birincil altın yataklarından Ag, Pt grubu elementler, Cu,
U, Te, W, Bi ve diğer bazı elementler elde edilebildiği gibi bakır, kurşun ve çinko
yataklarından da yan ürü olarak altın kazanılabilmektedir (Gökçe, 1995; Acarkan,
2014).

2.3.3.1 Serbest nabit altın

Bu cevherlerde bulunan altın göreceli olarak iri boyuta sahiptir. Ayrıca sülfürlü
mineral içeriklerinin az olması ile birlikte arsenik, antimon, bizmut, karbon (grafit)
talk ve kil içermezler. Daha çok kuvarsitlere bağlı altın taneleridir. Mineralojik olarak
basit yapıya sahip bu cevherlere bir boyut küçültme işlemi uygulandığında altın
serbestleşmektedir (Acarkan, 2014; Bayraktar ve Yarar, 1985).

2.3.3.2 İnce taneli serbest nabit altın

Bu gruptaki nabit altın tanecikleri birkaç mikron ve mikrondan daha küçük


boyutlardadırlar. Karbonatlı silt taşı tabakalarında bulunan bu tip altın cevherleri
içerisinde pirit, kalkopirit, galen, zinober, sfalerit, realgar, stibnit ve orpiment gibi
sülfürlü mineraller nadiren bulunmaktadır (Acarkan, 2014).

Başlıca altın yatakları ise aşağıdaki gibi sıralanabilir:

2.3.3.3 Subvolkanik altın-gümüş yatakları

Bütün altın çeşitlerini içeren yataklardır. Hidrotermal altın yatakları çoğunlukla


granitik ve alkali granitik bileşimli volkanik, plutonik ve subvolkanik kayaçlarla

11
ilişkilidir. Ana yay bölgesi volkanitleri ve granitoyitleri ile ilişkili yataklanmaları
yaygındır. Hidrotermal altın yatakları ilişkili olduğu yan kayaçlara göre volkanojenik-
hidrotermal ve plütonojenik-subvolkanik yataklar olmak üzere alt sınıflara
ayrılabilmektedir. İntraplutonik damarlar ve stokvorklar yatak çeşidine sahiptirler.

Oluşum sıcaklığı açısından incelendiğinde hidrotermal altın yatakları, genellikle


200ºC’dan düşük sıcaklıklarda oluşan epitermal yataklardan oluşmaktadır. Bunun
yanında travertenimsi kayaçlar içerisinde yüzeye çok yakın biçimde meydana gelen
hidrotermal altın yatakları özellikle sedimanter bir yapı içerisinde karbonatlı
kayaçların tabanında ılıca tipi olarak tanımlanırken carlin tipi yataklar olarak
tanımlanan yataklar stratabound tipi oluşum göstermektedir. Bileşimleri açısından
değerlendirildiğinde bu tipteki altın yatakları, altınlı-gümüşlü-kuvarslı-adularyalı
oluşumlar, altınlı-kuvarslı oluşumlar veya altınlı-sülfidli-kuvarslı oluşumlar gibi
değişik isimler altında gruplandırılabilmektedir. Bu yataklarda altın, sülfürlü
mineraller içinde bakırın yerini alarak ya da tellüridli bileşikler halinde
zenginleşmektedir. Ara sıra nabit altın oluşumlarına da rastlanmaktadır (Kırıkoğlu,
1992; Acarkan, 2014).

2.3.3.4 Epitermal altın yatakları

Magmatik evrede sıcaklığın en düşük olduğu zaman oluşan epitermal altın yataklarının
altın içeriği genellikle 1-2 g/ton civarındadır (Acarkan, 2014).

Epitermal altın yatakları 200ºC’ın altındaki düşük sıcaklıklarda yüzeye çok yakın,
biçimde oluşmuş hidrotermal yataklardır. Epitermal yatakları, kuvars damarları başta
olmak üzere ağsal damarlar veya saçınımlar biçiminde oluşabilmektedir.

Bu saçınımlar sebebiyle cevherin tenörü düşmekte ancak rezerv miktarı fazlasıyla


artmaktadır (Oygür, 1996).

Bu tür yataklar altının yanında gümüş, arsenik, civa, antimuan, bizmut ve talyum
içerebilir. Altınlı kuvars damarlarında, altın taneleri gözle görülebilen (0,1mm’den
daha büyük) boyuttadır (Kırıkoğlu, 1992).

Epitermal altın yataklar, mineral içeren basınçlı sıcak sular ile içerisinden geçtiği
kayaçlar arasında gerçekleşen karmaşık kimyasal reaksiyonlar sonucunda ortaya çıkan
yüzeye yakın yataklar olarak da tanımlanabilmektedir. Volkanik sahalarda bulunan bu
epitermal sistemler (sıcak su sistemleri), içerisinde dolaştıkları kayaçlardaki metalleri

12
çözmektedir. Çözülen metaller sıcak su oluşumu şeklinde, 1000m derinlikten
başlayarak yüzeye kadar farklı derinliklere sahip jeolojik ortamlarda depolanırlar
(Kırıkoğlu, 1990).

Günümüzde termal kaynaklarla olan ilişkileri göz önüne alındığında epitermal


sistemler, jeotermal sistemlerin fosil eş değeri olarak kabul edilirler (Kırıkoğlu, 1990).

Epitermal yatakların arama çalışmaları esnasında dikkate alınması gereken en önemli


özelliği alterasyondur. Kayaçlar içerisinde dolaşan sıcak su sistemlerinin bir çeşit
parmak izi olarak tanımlanan alterasyon epitermal çözeltilerin öncellikle metalleri
çözdükten sonra tekrar çöktürme prosesinin yanı sıra çevre kayaçlar üzerinde
oluşturmuş olduğu değişimlerdir. Cevherin yan kayaçlarında dolaşan ve magma ocağı
tarafından ısıtılmış bu sıcak su sistemleri meteorik su çözeltisi ve Juvenil su katkısı
olup sahip oldukları kimyasal bileşim ve ısı özellikleri sayesinde güçlü çözme
yeteneğine sahiptirler. Bu yetenekleri sayesinde yüksek sıcaklıklarda kazandıkları soy
metalleri soğuma sürecinde geçirgenliği yüksek olan volkanik kayaçlar içinde
bırakırlar (Kırıkoğlu, 1990).

Killi ve silisli zonlar sayesinde alterasyon zonu belirlenmektedir. Epitermal


çözeltilerin yüzeye doğru yaklaştıkça sıcaklık ve basın kaybetmesi sonucunda klasik
alterasyon zonları oluşur. Alterasyon, cevher hacminden çok daha büyük hacimlerdeki
kayaç kütleleri etkilemesinden dolayı epitermal cevher yataklarının tespit edilmesi için
yürütülen araştırmalarda önemli bir yol göstericidir. Alterasyon zonlarının dikkatli bir
biçimde değerlendirilmesi sonucunda derinlerde aktif ya da fosil bir jeotermal sisteme
bağlı şekilde oluşan örtülü bir yatağın bulunması mümkündür (Kırıkoğlu, 1990).

Epitermal altın yataklarının saha topografyası ve bu topografya altında yer alan


cevherleşmeler ile birlikte silisleşme, arjilitleşme, piropilitleşme gibi bu cevherlerin
oluşum süreçleri, kuvars ve adularya oluşumu, damar tipi, dissemine ve breşik
cevherleşme özellikleri Şekil 2.2’de gösterilmektedir (Kırıkoğlu, 1990).

13
Şekil 2.2 : Bir jeotermal sistemin oluşturmuş olduğu epitermal altın yatakları
(Kırıkoğlu, 1990).

2.3.3.5 Pirit, markazit, pirotin ve arsenopirit ile birlikte bulunan altın cevherleri

Bu tip cevherlerde altın ya serbest halde ya da sülfürlü mineraller içerisine dağılmış


çok ince boyutlu taneler şeklinde bulunur. Aslında pirit dünyadaki birçok altın
yatağında bulunduğu için piritli altın cevherleri başlı başına bir grup olarak
değerlendirilebileceği gibi arsenopirit ve diğer arsenik minerallerini içeren yataklar da
kendi başlarına ayrı bir grup olarak düşünülebilir. Pirit, kalkopirit ve stibnit gibi diğer
sülfür minerallerini de içerisinde bulunan bu grubun ayrı tutulmasının sebebi arsenikli
bileşiklerin çevre kirliliğine neden olmasıdır (Bayraktar ve Yarar, 1985; Acarkan,
2014).

2.3.3.6 Bakır mineralleri ile birlikte bulunan altın cevherleri

Bu tip cevherlerde altın daha çok kalkopirite bağlı olup bakırın rafinasyonu esnasında
oluşan anod çamurundan kazanılır. Bazı yataklarda altın kalkopiritle birlikte pirite de
bağlı olabilir (Bayraktar ve Yarar, 1985; Acarkan, 2014).

Porfiri tipi altın yataklarının ana mineralinin altından daha çok bakır ve/veya molibden
olması nedeniyle bu tip yataklar “altın bakımından zengin porfiri yataklar” olarak
adlandırılırlar ve en az 0,4 ppm Au içerirler. Yataklanma, dik silindir şeklindeki

14
porfiritik stoklara ve tahminen aynı magmadan türemiş benzer kompozisyona sahip
volkanik kayalara bağlı biçimde gelişir. Potasik zonda gerçekleşen alterasyonlarda
bakır ve altının büyük bir kısmı yatak kayasına geçiş yapar. Bu tip yataklarda altın,
kayaçtaki sülfürlü minerallerin içerisinde damar, damarcık ve saçınımlar halinde
bulunur. Altının en yüksek tenörlü olarak bulunduğu alterasyon kuşağı çekirdekte
bulunan potasik kuşağıdır. Bununla birlikte küçük ama yüksek tenörlü altın-gümüş-
kalkopirit damarlan propilitik kuşakta bulunabilmektedir (Sillitoe, 1979; Kiriş, 1994).

2.3.3.7 Altın-tellür cevherleri

Nabit altın cevherlerinden sonra en önemli altın mineralleri altın tellüridlerdir. Bu


tellürlü minerallerinden Kalaverit (AuTe2) ve Krennerit (Au4AgTe10) %40 altın
içerirken Silvanit (AuAgTe4) ve Petzit (Ag3AuTe2) %25 altın içermektedir. Bu
minerallerin yanında bu tip cevher yataklarında nabit altın ve altına bağlı pirit minerali
bulunabilse de kalkopirit, arsenopirit ya da tetraedrite bağlı altın nadir bulunmaktadır.
Pirit içerisindeki altın genellikle ince taneli olduğundan altın kazanımında pirit ve
tellüridler aynı konsantrede toplanırlar (Acarkan, 2014).

2.3.3.8 Karbon içeren altın cevherleri

Bu tip cevherlerin kazanılmasında grafit, aktif karbon ve polimer tipi yapıya sahip
hümüs (ayrışamayan organik bileşikler) bileşiklerin altın siyanür anyonunu
tutmasından dolayı doğrudan siyanürasyon işlemi uygulanamaz. Altın kazanımının
gerçekleştirilebilmesi için karbon içeren bileşiklerin altın tutma özelliklerinin
çeşitli ön işlemlerle pasifize edilmesi gerekmektedir (Bayraktar ve Yarar, 1985;
Acarkan, 2014).

2.3.3.9 Refrakter altın cevherleri

Geleneksel siyanür ile çözündürme yöntemiyle ekonomik altın kazanımı


gerçekleştirilemeyen altın cevherleri refrakterdir. Refrakter altın cevherleri, pirit ve
arsenopirit gibi sülfürlü minerallerin içerisine hapsolmuş kapanımlar halinde
bulundukları için altının siyanür çözeltisi ile kazanılması esnasında sorun
yaşanmaktadır. Bu nedenle bu tip altın cevherlerinin siyanürasyonla kazanılabilmesi
için bir takım ön hazırlık işlemlerinin uygulanması ve cevheri kaplayan sülfür
minerallerinin parçalanarak cevherin serbest hale gelmesi sağlanmalıdır (Çelik, 2005).

15
Genellikle tellür, karbon, arsenik ve antimon içeren altın cevherleri refrakter tipte
cevherlerdir. Altının refrakter özellik göstermesinin temel nedenlerinden bazıları
aşağıda sıralanmıştır:

❖ Özellikle pirit, pirotit veya arsenopirit gibi sülfür minerallerin içerisinde çok ince
taneli ya da submikroskopik altının kapanımlar halinde bulunması,

❖ Altının tellüridler ile birlikte siyanür ile çözünmeyen bileşikler halinde


bulunması,

❖ Çözünmüş altını adsorbe edebilen karbonlu malzemelerin bulunması,

❖ Liç esnasında oluşan altın siyanür bileşiğini adsorbe edebilen kil minerallerinin
içerikte bulunması,

❖ Cevher içerisinde arsenik minerallerinin bulunması,

❖ Liç ortamında demir ve bazı metal sülfürlerin parçalanma ürünlerinin sadece


siyanür sadece oksijen ya da her ikisine tepki vermeleri (Çelik, 2005).

2.3.3.10 Plaser tipi altın yatakları

Diğer yataklardan farkı damar tipi değildir. Damar tipi yatakların atmosferik
koşullarda bozunup ayrışıp; ısı veya yağmur etkisiyle akarsularda birikip çökelmesiyle
oluşur. Altın bakımından zengin yataklardır (Acarkan, 2014).

Yüzeysel bozunmalar esnasında, kayaç ve cevherde sülfürlü ya da tellürlü mineraller


içinde bulunan altın, nabit altın tanecikleri biçiminde serbestleşir. Altın yüksek
yoğunluğa sahip soy bir metal olması nedeniyle plaser yatakları oluşturan bileşenler
arasında en yaygın olanıdır.

Plaser tipi yataklardan altın elde edilmesinin kolay olması nedeniyle çok eski
zamanlardan beri bu yataklar işletilmiştir. Bu tip yataklarda altın, yatak içerisinde
mikrondan yumruk büyüklüğüne kadar değişebilen tane boyutunda ve düzensiz bir
biçimde dağılmıştır (Kırıkoğlu, 1992).

Plaser tipi yataklanmalara kaynak oluşturan metamorfik kayaçlar içindeki arsenopirit


damarlarına bağlı hidrotermal altın yatakları ise hidrotermal çözeltilerce ya da
postmetamorfik hidrotermal faaliyetler gibi değişik süreçlerle metamorfizma sırasında
oluşan küçük boyutlu ve düşük tenörlü altın yataklarıdır (Gökçe, 1995; Kiriş, 1994).

16
Bu tipteki yatakların en önemlileri metamorfizma geçirmiş altınlı konglomeralar ile
birlikte siyah şeyller içerisindeki yataklardır (Kiriş, 1994).

2.4 Altının Kullanım Alanları

Çok eski çağladan günümüze kadar, altın sahip olduğu temel özellik ve işlevleri
sayesinde en değerli metaller arasında yer almaktadır. Altının değerli ve yaygın
kullanılmasının başlıca nedenleri kolay işlenebilmesi, dayanıklı olması, ziynet eşyası
olarak kullanılabilmesinin yanı sıra pek çok endüstri alanında (kuyumculuk,
dekorasyon, mühendislik, uzay ve havacılık teknolojisi, dişçilik, tıp ve elektronik
sektörlerinde) yaygın biçimde kullanılabilmesi, ticarette ise altın para olarak, değişim
aracı olarak ya da servet biriktirme aracı olarak kullanılmasıdır. Dünyada üretilen altın
%43 oranında mücevher sektöründe, %37 oranında elektronik sektöründe, %15 oranda
altın para biçiminde ve %5 de dişçilik alanında kullanılmaktadır (Url-3).

Altının en çok tepkime veren oksijenle bile reaksiyona girmemesi ona oksitlenmeme,
paslanmama, aşınmama gibi önemli üstünlükler sağlar ve bu sayede birçok alanda
kullanılır. Altının bilinen en geniş kullanım alanı mücevher gibi gözükse de
günümüzde oksijenle tepkimeye girmemesi sayesinde altının, uzay ve havacılıktan
(uzay araçları, uçak motorları, motor sistemleri, hava yastıkları, uçak pencereleri vb.)
lazer ve optik alanına (astronomi, güvenlik sistemleri, uydular, kopyalama makinaları
vb.); elektrikten (yarı iletkenler) iletişim araçlarına (telefonlar, bilgisayarlar,
televizyonlar) kadar daha birçok farklı alanda kullanılması gereksinim haline
gelmiştir. Altının, en az tepkime veren metallerden biri olması ona hem kimyasal
alanda hem de biyolojik alanda kullanım üstünlüğü sağlar. Bu nedenle altın, tıp ve
dişçilik gibi sağlık sektöründe de kullanılır.

Yumuşak bir metal olduğu içi altını şekillendirmek çok kolaydır. Kırılmadan çok ince
tel veya plaka haline getirilebilir. Altının bir diğer önemli özelliği ise gümüş ve
bakırdan sonra gelen en iyi elektrik iletkeni olmasıdır. Altının elektrik iletkenliğinin
yüksek olması, kolay şekillenebilir olması ve bozunmaya uğramaması gibi önemli
özellikleri sebebiyle günümüzde bilgisayar ve iletişi araçlarının önemli bir bileşeni
haline gelmiştir (Sayın, 2010).

17
2.5 Altın Madenciliği

2.5.1 Dünyada altın madenciliği

Bazı toplumlar tarafından güç sembolü bazı toplumlar tarafındansa servet biriktirme
ve değişim aracı olarak kabul gören altın, insanlar tarafından 7000 yıldan beri
kullanılmaktadır. Bu nedenle yazılı tarih dönemi boyunca insanoğlunun altın ile
ayrılmaz bir bağı olduğu bilinmektedir.

Dünyadaki en eski altın üreticileri M.Ö. 5000 yıllarında bakır ile alaşım halinde
bulunan altını, toprak altından çıkarmakla başlayan Mısırlılardır. Tarihte, altın
üretiminin başladığını belgeleyen ilk kroki de Mısır’daki bir altın madenine aittir.

Peru'da MÖ 2000 yılına ait altın ziynet eşyalarının kalıntılarına rastlanılmış olup,
Amerika kıtasındaki Aztekler ve İnkârlar başta olmak üzere Lidyalıların, Sümerlerin,
Yunanlıların, Makedonyalıların, Asurluların ve İranlıların altına önem verdikleri
bilinmektedir. M.Ö 1000 yıllarında ise milli kahramanları konu alan altın toka
yapımında İskit ve Sarmatların üstün oldukları bilinmektedir (Ünal ve diğ, 1997).

M.Ö 700 yıllarına Lidyalılar tarafından altın ilk kez para (sikke) olarak bastırılmış ve
ticarette kullanılmasını yolu açılmıştır. Örneğin Roma döneminde devlet borçlarını
ödemek için altın kullanılmıştır.

Altın arayıcılarının kullandığı leğene benzeyen bir düzenek olan “bate” ilk kez
Portekiz istilasından önce 1471 yılında Batı Afrika’da kullanılmıştır. Günümüz ticari
koşullarına göre ise ilk altın madenciliği 19. yüzyılın ortasında Kaliforniya’da "Altına
Hücum" olarak tanımlanmış ve dere yatağındaki nabit altının tesadüf eseri bir su
değirmeni işçisi tarafından bulunmasıyla başlamıştır.

Plaser tip yataklarda bugüne kadar bulunmuş en büyük yekpare altın parçası,
Avustralya’nın Victoria bölgesinde rastlanan ve 72 kg ağırlığa sahip olan “Welcome
Stranger”dır. Dünyada altın madenciliği ağırlıklı olarak Avustralya, Rusya, Güney
Afrika, Kanada, ABD, Endonezya, Peru Meksika ve Çin Halk Cumhuriyet’in de
yapılmaktadır. Altın üretiminin ağırlıklı olarak bu ülkelerde yapılmasının temel sebebi
tektonik neden ve olaylarla birlikte diğer jeolojik olayların da etkisiyle altının bu
bölgelerde oluşmuş olmasıdır (Ünal ve diğ, 2016).

Tarih boyunca dünyada çıkarılan altının 2015 yılı sonu itibari ile 182.000 ton olduğu
tahmin edilmektedir. Çıkarılan bu altının hacmi yaklaşık olarak 21,13 m uzunluğunda

18
kenarlara sahip bir kübe eşittir. Altının ons bazında güncel pazar değeri 1.346 US$
(Nisan 2018) olduğu için bu küpün değeri yaklaşık olarak 8 trilyon US$
hesaplanmaktadır (Ünal ve diğ, 2016).

Dünya altın rezervleri 2000’li yılların ortalarında 42.000 ton civarındayken


Avustralya, Güney Afrika, Peru ve ABD’de yürütülen arama ve rezerv geliştirme
çalışmaları sonucunda 2015 yılı itibari ile dünyadaki toplam altın rezervleri 56.000
tona ulaşmıştır (Şekil 2.3) (Ünal ve diğ, 2016).

Şekil 2.3 : 2007-2015 yılları arasında dünya altın rezervlerindeki gelişme.

Toplam rezerv içindeki en büyük payı sırasıyla Avustralya, Rusya, Güney Afrika,
ABD, Endonezya, Peru ve Brezilya almaktadır (Çizelge 2.2). Şekil 2.4’te dünya altın
rezervlerinin ülkelere göre dağılımı verilmiştir (Ünal ve diğ, 2016).

19
Çizelge 2.2 : Dünya altın rezervlerinin ülkelere göre dağılımı.
ÜLKE REZERV (TON)
Avustralya 9.100
Rusya 8.000
Güney Afrika 6.000
ABD 3.000
Endonezya 3.000
Peru 2.800
Brezilya 2.400
Kanada 2.000
Çin 1.900
Özbekistan 1.700
Meksika 1.400
Papua Yeni Gine 1.200
Gana 1.200
Türkiye 1.175
Diğer Ülkeler 11.125
Toplam 56.000

Şekil 2.4: Dünya altın rezervlerinin ülkelere göre oransal dağılımı.


Çizelge 2.3 ve Şekil 2.5’teki dünya altın üretimi verilerine göre 2007 yılında 2.393 ton
olan üretim 2015 yılında %30 artışla 3.117 tona yükselmiştir. Çin Halk Cumhuriyeti,
Güney Afrika, Avustralya, ABD, Peru Rusya, Kanada ve Endonezya altın üretim
konusunda söz sahibi ülkelerdir. 2015 yılı altın üretiminin ülkelere göre dağılımı
Şekil 2.6’da verilmiştir. Altın üretim ve talep arasında ortaya çıkan fark hurda altın
ticaretinden ve merkez bankaları tarafından satılan külçe altından karşılanmaktadır
(Ünal ve diğ, 2016).

20
Çizelge 2.3 : Dünya altın üretimi (2007-2015 yılları arası, ton) (Ünal ve diğ, 2016).
Ülke 2007 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2015
ABD 238 233 223 231 234 235 230 210 200
Avustralya 246 215 222 261 258 250 265 274 300
Brezilya 40 50 60 58 62 65 71 80 80
Çin 275 285 320 345 362 403 430 450 490
Endonezya 118 60 130 120 96 59 61 69 75
Gana 84 75 86 82 80 87 90 91 85
Güney Afrika 252 213 198 189 181 160 160 152 140
Kanada 101 95 97 91 97 104 124 152 150
Meksika 39 50 51 73 84 97 98 118 120
Özbekistan 85 85 90 90 91 93 98 100 103
Papua Yeni Gine 65 62 66 68 66 53 57 53 50
Peru 170 180 182 164 164 161 151 140 150
Rusya 157 176 191 192 200 218 230 247 242
Şili 42 39 41 38 45 50 51 50 50
Türkiye 10,4 11,5 15 17,1 24,9 28,8 33 31,1 27,9
Diğer 471 446 490 559 640 655 684 858 855
Dünya Toplamı 2393,4 2275,5 2462 2578,1 2684,9 2718,8 2833 3075,1 3117,9
Türkiye’nin Payı 0,43 0,51 0,61 0,66 0,93 1,06 1,16 1,01 1,00

21
Her geçen gün daha çok büyüyen takı endüstrisi başta olmak üzere iletkenlik ve kolay
şekillendirilebilmesi gibi özellikleri sayesinde teknolojik araçların içerisinde altın
kullanımının artması sebebiyle dünya altın üretimi sürekli artmaktadır.

Şekil 2.5 : 2007-2015 yılları arası Dünya altın üretim grafiği.

Şekil 2.6 : 2015 yılı altın üretiminin ülkelere göre dağılımı (Ünal ve diğ, 2016).

Dünya altın üretiminin büyük bir kısmını Kanada, ABD, Güney Afrika ve Avustralya
kökenli şirketler gerçekleştirmektedir. Dünyanın en büyük 10 altın üreticisinin yıllık
toplam üretimi 1.000 ton civarında olup bu üretim miktarı dünya genelinin neredeyse
1/3’üne denk gelmektedir (Çizelge 2.4).

22
Çizelge 2.4 : Dünyanın en büyük 10 altın üreticisi 2013-2015 yılları üretim rakamları
(Ünal ve diğ, 2016).

Yıllara Göre Üretim Miktarı (Ton)


Sıra Şirket
2013 2014 2015
1 Barrick Gold 222,9 194,4 190,3
2 Newmont Mining 157,5 150,7 155,5
3 AngloGold Ashanti 127,7 138 122,8
4 Goldcorp 82,9 89,3 107,6
5 Kinross Gold 77,7 82,2 80,7
6 Newcrest Mining 73,5 72,4 74,6
Navoi Mining and
7 70,5 73 74
Metallurgical Combinat
8 Gold Fields 58,1 63,6 67,15
9 Polyus Gold International 51,3 52,8 54,8
10 Sibanye Gold 44,5 49,4 47,77
Toplam 966,6 965,8 975,22

Dünya altın ihracat ve ithalatı 2007 yılında 68 milyar dolar civarında iken 2013 yılında
altın fiyatlarındaki %28’lik düşüş ile ihracat 478 milyar dolara ulaşırken ithalat ise 413
milyar doları görmüştür (Pieterse, 2017; Trade Map, 2017). Çizelge 2.5 ve Şekil 2.7’de
2007-2016 yılları dünya altın ihracat ve ithalat verileri verilmiştir.

Çizelge 2.5 : Yıllara göre dünya altın ihracat ve ithalat değerleri


(Trade Map, 2017).
Yıllar İhracat Değeri (x1000 $) İthalat Değeri (x1000 $)
2007 67.783.027 68.593.246
2008 101.321.316 103.181.076
2009 112.945.341 79.689.279
2010 146.341.928 118.986.656
2011 225.727.128 180.468.119
2012 383.628.861 338.053.214
2013 477.531.728 412.927.910
2014 310.745.398 281.057.357
2015 308.415.217 330.720.878
2016 327.787.557 339.965.627

23
Dünya Altın İhracat ve İthalatı ( x 1000 $)
600.000.000

500.000.000
Veriler (X1000$)

400.000.000

300.000.000

200.000.000

100.000.000

0
2006 2007 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2015 2016 2017
Yıllar
İhracat Verileri (x1000 $) İthalat Verileri (x1000 $)

Şekil 2.7 : Dünya altın ihracat ve ithalat verilerinin yıllara göre dağılımı.

Trade Map verileri doğrultusunda altın ihracatı en yüksek olan 10 ülke: İsviçre, Hong
Kong (Çin), Birleşik Arap Emirlikleri, Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık,
Avustralya, Kanada, Türkiye, Japonya ve Tayland iken; dünyada altın ithalatı en
yüksek olan 10 ülke ise İsviçre, Çin, Birleşik Krallık, Hong Kong (Çin), Hindistan,
Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Arap Emirlikleri, Türkiye, Tayland ve
Kanada’dır (Çizelge 2.6, Şekil 2.8, Çizelge 2.7 ve Şekil 2.9).

24
Çizelge 2.6 : Dünyada altın ihracatında en yüksek paya sahip 10 ülkenin 2007-2016 yılları ihracat verileri (Trade Map, 2017).

Yıllara Göre İhracat Verileri (x1000 $)


Birleşik Amerika
Hong Kong Birleşik
Yıl/Ülke İsviçre Arap Birleşik Avustralya Kanada Türkiye Japonya Tayland
(Çin) Krallık
Emirlikleri Devletleri
2007 181.428 4.349.266 4.540.910 11.792.112 1.705.898 9.530.819 5.505.491 974.070 3.563.861 1.512.980

2008 238.825 7.185.133 7.960.682 16.644.090 969.650 12.030.355 7.700.607 3.624.476 4.986.841 3.399.027

2009 320.255 10.047.606 12.120.254 684.124 11.770.530 7.347.076 4.639.186 4.303.823 5.667.778

2010 1.041.977 10.091.340 15.260.668 932.019 13.123.427 13.436.678 2.070.647 5.951.877 6.493.845

2011 2.279.841 25.972.018 31.063.706 1.453.434 15.441.144 16.980.881 1.474.546 8.640.590 5.897.301

2012 87.452.949 49.905.151 33.751.875 34.021.371 2.314.851 15.997.371 15.335.097 13.344.554 6.272.009 6.637.622

2013 130.172.997 76.190.635 23.121.748 31.870.040 79.120.779 13.465.708 15.717.586 3.349.042 4.633.945 3.272.511

2014 74.088.346 49.952.585 12.332.311 21.018.228 37.575.198 12.026.506 14.972.792 3.211.907 4.374.532 2.779.662

2015 72.446.611 45.005.679 16.253.350 19.321.348 38.535.942 10.703.463 12.420.535 7.381.135 4.907.749 3.736.420

2016 82.265.563 54.060.499 25.770.568 17.682.578 15.743.121 13.465.828 12.459.605 8.248.539 7.344.793 7.263.238

25
Al tı n İ h racatı n d a E n Yü k sek Paya S ah i p 10 Ül k e n i n
20 07 -2016 Yı l l arı İ h racat Değerl eri
135.000.000

120.000.000
İHracat Değerleri (X1000$)

105.000.000

90.000.000

75.000.000

60.000.000

45.000.000

30.000.000

15.000.000

0
2007 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2015 2016
Yıllar

İsviçre Hong Kong (Çin)


Birleşik Arap Emirlikleri Amerika Birleşik Devletleri
Birleşik Krallık Avustralya
Kanada Türkiye
Japonya Tayland

Şekil 2.8: Altın ihracatında en yüksek paya sahip 10 ülkenin 2007-2016 yılları ihracat
verileri dağılımı (x1000$).

26
Çizelge 2.7 : Dünyada altın ithalatında en yüksek paya sahip 10 ülkenin 2007-2016 yılları ithalat verileri (Trade Map, 2017).
Yıllara Göre İthalat Verileri (x1000 $)
Hong Amerika Birleşik
Birleşik
Yıl/Ülke İsviçre Çin Kong Hindistan Birleşik Arap Türkiye Tayland Kanada
Krallık
(Çin) Devletleri Emirlikleri
2007 110.395 0 1.676.411 2.148.457 17.209.734 4.136.575 8.364.532 5.325.078 1.635.933 2.753.200

2008 149.329 0 9.186.750 3.928.812 19.875.545 5.689.979 13.225.635 4.991.021 6.091.284 3.567.409

2009 206.437 0 1.004.629 3.988.749 23.365.125 8.120.948 1.632.308 3.784.954 3.968.575

2010 416.584 0 1.745.191 7.223.151 38.352.372 12.319.798 2.523.442 7.848.869 7.358.619

2011 377.979 0 2.117.124 24.951.508 53.685.534 15.340.715 6.251.532 16.464.829 10.194.827

2012 95.410.833 0 5.555.385 47.617.181 52.606.772 16.227.514 41.233.718 7.636.748 10.742.256 9.809.048

2013 118.891.000 0 15.197.452 97.142.939 37.711.847 14.708.105 40.902.160 15.127.226 14.981.216 9.281.503

2014 71.349.260 0 20.296.211 54.964.496 31.039.689 13.470.153 29.746.353 7.106.855 6.612.474 7.999.389

2015 70.738.420 78.976.975 18.708.541 36.212.640 34.999.549 10.800.145 25.508.002 3.425.893 7.202.003 6.547.892

2016 82.874.507 63.984.721 57.973.103 29.535.581 22.944.490 16.466.952 13.468.907 6.458.906 5.919.747 5.598.919

27
Altın İthalatında En Yüksek Paya Sahip 10 Ülkenin 2007-2016
Yılları İthalat Değerleri
140.000.000

120.000.000
İthalat Değerleri (X1000$)

100.000.000

80.000.000

60.000.000

40.000.000

20.000.000

0
2007 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2015 2016
Yıllar
İsviçre Çin
Birleşik Krallık Hong Kong (Çin)
Hindistan Amerika Birleşik Devletleri
Birleşik Arap Emirlikleri Türkiye
Tayland Kanada

Şekil 2.9 : Altın ithalatında en yüksek paya sahip 10 ülkenin 2007-2016 yılları
ithalat verileri dağılımı (x1000$).

2.5.2 Türkiye’de altın madenciliği

Eski çağlarda, Türkler altını devlet ya da hükümdarlık sembolü olarak kullanmıştır.


Bu nedenle altın madenciliği ve altın işlemeye çok önem vermişlerdir. Altından küpe,
yüzük, kolye gibi takılar, süsler, vazolar, kâseler, mızraklar ve miğfer yapmışlardır.
Müslümanlığın kabulü ile altından eşya üretimleri biraz azalsa da Türkler özellikle takı
ve süs eşyası olarak altını her dönem de kullanmışlardır. Yapılan kazı çalışmaları ve
tarih araştırmalarına göre, altın süs eşyası olarak Anadolu’da M.Ö. 5000 yıllarında
kullanılmaya başlanmış olup M.Ö. 800 yıllarında ise İskitlerin takı yapmak için altını
madeni işlettikleri bilinmektedir. Dünyada ticaret aracı olarak kullanılması için ilk
altın para (sikke) ise M.Ö. 700 yıllarında Salihli-Sart yöresindeki Lidyalılar tarafından
Kral Krezüs (Karun) döneminde basılmıştır. Osmanlılar dönemi süresince işletilen
altın-gümüş madenleri hazine için mali kaynak oluşturmuştur.

Bu dönemde Anadolu’da işletilen son altın madeni, 1914 yılında 1. Dünya Savaşı’nın
başlamasıyla birlikte durdurulan Çanakkale-Kartaldağı-Astyra madenidir (DPT, 2001;
Ünal ve diğ, 2016).

28
Cumhuriyet döneminde, yeraltı kaynaklarının devlet eliyle çıkarılıp değerlendirilmesi
amacıyla 1933 yılında Ekonomi Bakanlığı’na bağlı "Altın Arama ve İşletme İdaresi"
ve "Petrol Arama ve İşletme İdaresi" olmak üzere iki bağımsız kurum birden
kurulmuştur. Sonrasında madenlerimizin gerekli jeolojik ve madencilik etütleriyle
araştırılması ve bu çalışmalara uygun şekilde madenlerin işletilmesi için 22 Haziran
1935 tarihli 2804 sayılı kanunla Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü (MTA)
kurulmuştur (Doğan, 2005).

2013 yılından sonraki senelerde altın fiyatlarında görülen yüksek artışlar (yılda
yaklaşık %20 artış) tüm dünyanın altına olan ilgisi yeniden arttırmıştır. Bu kapsamda
yeni altın yataklarının arama, bulma ve işletme çalışmalarına önem verilmiş kapatılan
altın madenleri yeniden işletmeye açılmıştır. Özellikle 1980’li yıllardan sonra,
dünyada olduğu gibi Türkiye’de de altın arama ve işletme konularına büyük önem
verilmiştir (Doğan, 2005).

Uluslararası kaynak tahmin hesaplarına göre Türkiye, toplam 6500 tonluk bir altın
potansiyeline; metal bazında ise 840 ton işletilebilir altın rezervine sahip olduğu
bilinmektedir. Günümüze kadar en fazla altın üretimi 2013 yılında 34 ton olarak
yapılmış ve aynı sene 3,5 Milyar US$ karşılığında 72 ton altın ihraç edilmesine karşın
15 Milyar US$ karşılığında 351 ton altın da ithal edilmiştir (Url-3; Köse ve Oygür,
2009). Bu nedenle altın talebinin karşılanması için işletilebilir altın rezervlerinin
değerlendirilmesi ve yeni altın maden sahalarının bulunması gerekmektedir.

İzmir-Bergama-Ovacık, İzmir-Efemçukuru Gümüşhane-Mastra, Balıkesir-Havran-


Küçüktepe, Eskişehir-Sivrihisar-Kaymaz, Uşak-Eşme ve Konya-İnlice epitermal tipte
işletilebilir altın yataklarıdır. Bunlarla birlikte Uşak-Kışladağ, İzmir-Seferihisar ve
Erzincan-Çöpler skarn tipi altın yatakları iken Artvin-Cerattepe ise volkanojenik masif
sülfid yatağının oksitlenmiş Gossan (demir şapkası)’ınıdr. Manisa-Sart ve Hatay-
Akıllıçay ise plaser tipi altın yataklarıdır. İşletilebilirliği söz konusu olan altın
yataklarının rezerv bilgileri Çizelge 2.8’de verilmiştir (DPT, 2001; Ünal ve diğ, 2016).

29
Çizelge 2.8 : İşletilebilirliği söz konusu altın yataklarının rezervi (DPT, 2001).
Yatak Tenör (Au, ppm) Rezerv (ton) Toplam Rezerv (Au, ton)
İzmir-Efemçukuru 12,65 2.500.000 31.63
Gümüşhane-Mastra 12 1.000.000 12
İzmir-Bergama-Ovacık 9 2.980.000 26.82
Balıkesir-Küçükdere 6,43 1.410.000 9,07
Eskişehir-Kaymaz 6,04 974.000 5,88
Artvin-Cerattepe 4 8.200.000 32,8
Konya-İnlice 2,36 629.000 1,48
Uşak-Kışladağ 1,43 74.000.000 105,8
Erzincan-Çöpler 1,4 74.400.000 104,2
Çanakkale-Akbaba 1,25 8.000.000 10

Cumhuriyet döneminde ilk altın üretimine resmi olarak 2001 yılında İzmir-
Bergama’da bulunan Ovacık altın madeninde başlanmıştır. Türkiye’ni resmi altın
üretim miktarı başlangıçta yılda 1,4 ton seviyesindeyken yeni maden sahalarının
açılması ve mevcut madenlerin kapasitelerini arttırmasıyla birlikte altın üretimi 2013
yılında 34 ton ile şu ana kadar en yüksek üretim miktarına ulaşmıştır. Ülkemizin 2001-
2016 yılları arası toplam altın üretimi 252,4 ton olarak gerçekleşmiştir (Çizelge 2.9 ve
Şekil 2.10) (Ünal ve diğ, 2016; Url-3).

Çizelge 2.9 : 2001-2016 yılları arası Türkiye altın üretimi (Ünal ve diğ, 2016; Url-3).
Yıllar Üretim Miktarı(Ton)
2001 1,4
2002 4,3
2003 5,4
2004 5,0
2005 5,0
2006 8,0
2007 9,9
2008 11,1
2009 14,5
2010 16,4
2011 24,5
2012 29,4
2013 34,0
2014 31,3
2015 28,2
2016 24,0

30
Türkiye Altın Üretimi (Ton)
40

35 34,0
31,3
Üretim Miktarı(Ton)
30 29,4 28,2
24,5 24,0
25

20
16,4
14,5
15
11,1
9,9
10 8,0
4,3 5,4 5,0 5,0
5 1,4
0
2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2015 2016 2017
Yıl
Şekil 2.10 : 2001-2016 yılları arasında Türkiye’de gerçekleşen altın üretimi grafiği.

2013 yılına kadar altın üretim miktarı sürekli yükselmiştir. Ancak dünya genelinde
metal fiyatlarında yaşanan düşüşten altın da payını almış ve %28 lik fiyat düşüşü
yaşamıştır. Bunun sonucunda ülkemizdeki üreticilerde altın üretimini düşürerek
kapasitelerini arttırmak için yapmayı planladıkları yatırımları da altın ticaretinin daha
kârlı şekilde gerçekleşeceği zamanlara ertelemişlerdir. Altının pazar fiyatının
artmasıyla ülkemizin altın potansiyelinin 34 ton/yıl seviyelerinden 50 ton/yıl
seviyelerine yükselmesi tahmin edilmektedir (Ünal ve diğ, 2016).

Türkiye’de faaliyet gösteren altın işletmeleri İzmir-Efemçukuru-Ovacık/Bergama -


Çukuralan, Uşak-Kışladağ, Erzincan-Çukurdere/Çöpler, Ordu-Altıntepe, Gümüşhane-
Mastra, Eskişehir-Kaymaz, Balıkesir-Küçükdere, Artvin-Cerattepe, Niğde-Bolkardağ,
Kayseri-Himmetdede-Öksüt, Manisa-Sart ve Sivas-Bakırtepe madenleridir (Doğan,
2005; Ünal ve diğ, 2016).

Günümüzde aktif olarak 9 proje kapsamında altın üretilmektedir. Bu projelerin


kronolojik sıralaması Şekil 2.11 verilmektedir.

31
Şekil 2.11: Ülkemizde faaliyet gösteren altın madenlerinin kronolojisi.

2015 yılında bu projelerden 28,2 ton (869.174 ons) altın üretilmiş olup 2006-2015
yıllarına ait detaylı üretim verileri Çizelge 2.10’da verilmiştir. Sivas-Bakırtepe altın
madeni, üretime 2016 yılında başladığı için tabloda yer almamaktadır.

32
Çizelge 2.10 : 2006-2015 yılları arası projelere göre altın üretimi (ons).

Sıra Proje 2006 2007 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2015

1 Kışladağ 70.895 135.306 190.334 237.210 274.592 284.648 289.293 306.182 311.233 281.280

2 Efemçukuru 484 69.899 82.786 98.829 100.482

Himmetdede,
3 187.000 187.000 167.000 228.000 256.000 304.000 338.000 350.000 316.510 266.000
Ovacık, Kaymaz

4 Çöpler 185.418 188.756 271.063 227.927 204.665

5 Altıntepe 608

6 Niğde-Bolkar 10.864 16.304 13.935 15.213

7 Sart 750 574 490 670 1.087 1.380 817 1.047 1.090 926

Toplam (ons) 258.645 322.880 357.824 465.880 531.679 775.930 897.629 1.027.382 969.524 869.174

33
Türkiye, bugüne kadar hesaplanan 1.175 ton altın rezervi ile dünyada %2’lik paya
sahip iken dünya üretiminde yaklaşık olarak %1’lik paya sahiptir (Şekil 2.6 ve
Şekil 2.12) (Ünal ve diğ, 2016).

Şekil 2.12 : 2007-2015 yılları arası Türkiye’nin Dünya altın üretimindeki payı.

Türkiye’de altın madenciliği yapan başlıca şirketler Tüprag Metal Madencilik San. ve
Tic. A.Ş., Koza Altın İşletmeleri A.Ş., Lidya Madencilik San. ve Tic. A.Ş., Esan
Eczacıbaşı Endüstriyel Hammaddeler San. ve Tic. A.Ş. ve Pregold Madencilik
A.Ş. ’dir.

Türkiye’nin altın ihracat ve ithalat verileri incelendiğinde altın fiyatlarında artış


olduğu senelerde ihracatın arttığı altın fiyatlarında düşüşün olduğu senelerde ise
ithalatın arttığı gözlenmektedir. 2007 yılında altın ihracatı 974 milyon dolar civarında
iken 2012 13,5 milyar dolar seviyelerine çıkmış olsa da 2013 yılında altın
fiyatlarındaki %28’lik düşüş ile ihracat 3,4 milyon dolara ulaşırken 2015 yılında tekrar
bir yükseliş yakalayarak 2016 sonunda 8,3 milyara ulaşmıştır. Trade Map verilerine
göre Türkiye’nin altın ithalatı 2007 yılında 5,3 milyar dolar civarında iken 2013
yılında altın fiyatlarındaki düşüş ile ithalat 15 milyar dolara ulaşırken 2015 yılında
tekrar ihracatın artışı ile birlikte düşüşe geçerek 3,4 milyara gerilemiştir (Çizelge 2.11).

34
Çizelge 2.11 : Yıllara göre Türkiye’nin altın ihracat ve ithalat verileri
(Trade Map, 2018).
İhracat İhracat İthalat İthalat
Yıllar Değeri Miktarı Değeri Miktarı
(x1000 $) (Ton) (x1000 $) (Ton)
2007 974.070 49 5.325.078 242
2008 3.624.476 142 4.991.021 180
2009 4.639.186 165 1.632.308 53
2010 2.070.647 56 2.523.442 64
2011 1.474.546 30 6.251.532 128
2012 13.344.554 253 7.636.748 158
2013 3.349.042 72 15.127.226 351
2014 3.211.907 78 7.106.855 192
2015 7.381.135 193 3.425.893 105
2016 8.248.539 206 6.458.906 178

Bu verilere göre Türkiye’nin en yüksek oranda altın ihracatı gerçekleştirdiği 10 ülke


sırasıyla Birleşik Krallık, İsviçre, Birleşik Arap Emirlikleri, İran, Avustralya,
Almanya, Irak, Malezya, Hindistan ve Singapur iken; Türkiye’nin en yüksek oranda
altın ithal ettiği 10 ülke ise Birleşik Arap Emirlikleri, İsviçre, Irak, Almanya,
Avustralya, Belçika, Amerika Birleşik Devletleri, Fas, Güney Afrika ve Mısır’dır.

35
36
3. ALTIN ZENGİNLEŞTİRME YÖNTEMLERİ

Altın madenciliğinde, kırma/öğütme işleminin ardından teknoloji seçimi, cevher


içerisindeki altın taneciklerinin boyutuna, çevresel ve coğrafik etkiler göz önüne
alınarak cevherin oluşum şartlarına, türüne, cevherdeki diğer minerallerin kimyasal,
fiziksel, mineralojik yapısına ve tenörüne göre yapılır. Çoğunlukla, altın tanecikleri
mikroskobik büyüklükte dağılmış ise siyanürle çözeltiye alma teknolojisi tercih
edilmektedir. Siyanürleme teknolojisi 120 yıldan daha fazla süredir dünya altın
üretiminin %84’lük kısmında kullanılmaktadır. Altının cevher içerisinden alınmasında
tercih edilen uygulamalar isteğe göre değildir. Siyanür liçi, flotasyon, gravimetrik ve
amalgamasyon altın cevherlerini zenginleştirirken kullanılan uygulamalardır. Altın
üretimi dünyada; %83-85 oranında siyanürasyon, %10-14 oranında gravite yöntemleri
ve %3-5 oranında flotasyon yöntemi ile yapılmaktadır. En çok altın kazanımı siyanür
liçi uygulamasıyla yapılmaktadır. Bunun sebebi günümüzde bilinen altın yataklarının
çok düşük tenörlü olmasıdır.

Dünya’da altın madenciliğinde uygulanmakta olan başlıca 3 uygulama vardır. Bunlar


altın tane büyüklüğüne ve cevherin özelliklerine bağlıdır. Şekil 3.1’de Endüstriyel
proseslerin dünya altın üretimindeki payları verilmiştir (Bhappu, 1990; Ünal ve diğ,
2016).

Şekil 3.1 : Endüstriyel proseslerin dünya altın üretimindeki payı (Bhappu, 1990).

37
Altın ana ürün olarak kendi bulunduğu cevherden zenginleştirilerek kazanılacağı gibi
yan ürün olarak sülfür içeren renkli metal cevherlerinden de kazanılabilir. Diğer metal
cevherlerinden yan ürün olarak kazanılan altının çoğu bakır cevherlerinden
kazanılmaktadır. Gümüş ya da kurşun üretiminden de az da olsa altın
kazanılabilmektedir. Bunlara ek olarak hurda paralardan, teknolojik atıklardan ve
eskimiş süs eşyalarından dünyadaki altın üretiminin %25-30’u sağlanmaktadır (Sayıcı
ve Gülaçtı, 2012).

Yer kabuğunda altın tenörü tonda ortalama 0,0035 g olup kârla işletilebilen en düşük
altın tenörü ise 1g/ton dur. Genel olarak 3 g/ton ve daha düşük Au içeriğine sahip olan
cevher fakir cevher; 3 g/ton dan fazla olup 10 g/ton a kadar altın içeriği olan cevher
nispeten zengin cevher ve 10 g/ton ve daha fazla Au içeriğine sahip cevher zengin
cevher olarak sınıflandırılır (Acarkan, 2014).

Gang minerallerinin cevherden uzaklaştırılarak kazanım devresinin yükünü


hafifletmek, kazanıma engel olan veya özel kimyasal madde tüketimine sebep olan
bileşiklerden kurtulmak, kazanım verimini arttırmak ve bu sayede doğrudan izabe
edilebilir konsantreler elde etmek için zenginleştirme işlemleri uygulanmaktadır
(Bayraktar ve Yarar, 1985).

Etkin ve doğru bir üretim şekli seçimi için altın cevherlerinin mineralojik karakterleri
önem arz etmektedir. En uygun yöntemin seçilmesi mineralojik karakter analizinin iyi
yapılmasına bağlıdır (Celep, 2005).

Cevherin tenörü ve tane boyut dağılımı, altın minerallerinin serbestleşme özellikleri,


gang ve ana mineralin tane boyut dağılımları, altının oluşum şekli ve mineralojisi,
mineral başkalaşımları, altın muhteva eden minerallerin ve bunların cevherde bulunma
oranlarının tespiti altın kazanım proseslerinden hangisinin seçileceğini ve seçilecek
yöntemin etkinliğini belirler (Yüce, 1995).

Altın cevherinin yataklanma tipine göre kullanılabilecek zenginleştirme yöntemleri


Çizelge 3.1’de verilmektedir.

38
Çizelge 3.1 : Altın kazanım prosesleri (Acarkan, 2014; Andrew, 1984; McQuiston ve
Shoemaker, 1981).
Yataklanma Tipi Proses Uygulanma Durumu
Günümüzde amalgamlaştırma tercih
Gravite ± Amalgamlaştırma edilmiyor ama Afrika ve Orta Amerika’daki
Plaser Altın küçük madenlerde hala kullanılabilmektedir.
Cevheri
Günümüzde modern tesislerde tercih
Gravite ± İzabe
edilmektedir.

Nabit Altın İçeren


Serbest Halde Gravite ayırma±Amalgamasyon Günümüzde amalgamlaştırma tercih
Ufalanmış Damar ±Siyanür liçi edilmemektedir.
Şeklindeki Cevher

Amalgamlaştırma Günümüzde terkedilmiş yöntem

Serbest Halde
İri boyutlar için gravite ile kolayca
Ufalanmış
Gravite+İzabe±Siyanür Liçi zenginleştirilebilirken, ince boyutlara inince
Cevherler
siyanürasyon gerekebilir.
Tane boyutu 30 mikron altındaysa doğrudan
Direkt Siyanür liçi
siyanürasyon uygulanabilir.

Gravite ayırma±
Nabit Altın İçeren
Amalgamasyon± Flotasyon ± Günümüzde amalgamlaştırma tercih
Diğer Cevherler
Siyanür liçi edilmiyor.

Toplu Flotasyon (±Kavurma) ±


Tellüridli Altın Oksidasyon (Kimyasal/Biyolojik
Kavurma yöntemi çevreye olan zararlı
Cevherleri ya da Basınç Altında
etkisinden dolayı terkedilmiştir.
Oksidasyon) + Siyanür liçi

Toplu Flotasyon ± Ergitme + Özellikle pirit, kalkopirit içinde kapanımlar


Siyanür liçi halinde bulundan altın için en çok uygulanan
Piritli Altın yöntemdir.
Cevherleri
Siyanür liçi + Fiziksel
zenginleştirme + Siyanür liçi Günümüzde terkedilmiştir.

Bakırlı Altın Flotasyon + Siyanür liçi


Kompleks
(Refrakter)
Cevherleri Flotasyon (±Kavurma)
Kavurma yöntemi çevreye olan zararlı
±Biyolojik ya da basınç altında
etkisinden dolayı terkedilmiştir.
oksidasyon + CN ile çözündürme

Kimyasal Oksidasyon + Siyanür


Karbonatlı Altın liçi
Cevherleri
±Flotasyon (±Kavurma)
Kavurma yöntemi çevreye olan zararlı
±Siyanür liçi
etkisinden dolayı terkedilmiştir.

39
İri tane boyutunda altın ihtiva eden cevherler için kullanılan zenginleştirme yöntemleri
gravite, aglomerasyon ve amalgamasyondur. Flotasyon ve hidrometalurjik
uygulamalar ise ufak taneli ve düşük tenöre sahip altın cevherleri için kullanılmaktadır
(Bhappu, 1990).

Serbest taneli ve nispeten ince boyuttaki altın cevherlerin zenginleştirmek için


santrifüjlü gravite ayırıcıları kullanılırken, ince tane boyuta sahip altın cevherleri için
genellikle siyanürasyon uygulanmaktadır (Linge ve Welham, 1997).

Cevherin mineralojik yapısına göre uygulanabilecek altın zenginleştirme yöntemleri


fiziksel, fizikokimyasal ve kimyasal yöntemler gibi ana yöntemlerin ve bunlarla
birlikte pirometalurjik yöntemlerin cevherin oluşum ve mineralojik durumuna göre bir
başlarına kullanılması ya da farklı kombinasyonlar şeklinde kullanılması olarak
özetlenebilir.

3.1 Fiziksel Yöntemler

Altının özgül ağırlığı yüksek olmasından yararlanılarak genellikle öğütme ve yıkama


sonrası gravite yöntemiyle altın cevheri zenginleştirilebilir. Ancak bu yöntem
çoğunlukla +75µm tane boyutuna sahip parçacıklar için verimlidir. Başlıca gravite
zenginleştirme yöntemleri: Sarsıntılı masa, jig, gemini masa ve Knelson, Falcon gibi
santrifüjlü ayırıcılardır (Acarkan, 2014).

Eski çağlardan bu yana gravimetrik zenginleştirme uygulamaları kullanılmaktadır.


Minerallerin yoğunluklarının birbirinden farklı olmasından faydalanılarak
gerçekleştirilen zenginleştirme işlemine “özgül ağırlık farkıyla zenginleştirme” ya da
“gravite zenginleştirmesi” denilmektedir. Bu uygulamaların ilkesi, içerisinde altın
bulunduran değerli minerallerin gang mineralden göreceli olarak daha yüksek
yoğunluğa sahip olmasına dayanmaktadır (Bayraktar ve Yarar 1985).

Bu yöntemde, bir akışkan içerisinde farklı özgül ağırlığa sahip tanelerden ağır olanlar
batar hafif olanlar askıda kalır veya pülp akışı ile birlikte uzaklaşır. Cevher içerisinde
2,7-3,5 g/cm3 yoğunluğa sahip gang mineralleri ile yaklaşık 19 g/cm3 yoğunluğa sahip
altın minerali arasındaki büyük yoğunluk farkı sebebiyle altın zenginleştirilmesinde
gravite ile zenginleştirme yöntemleri sıkça kullanılmaktadır (Celep, 2005).

40
Mineral tanelerinin akışkan ortam içerisindeki hareketleri, özgül ağırlığı başta olmak
üzere tane boyutu ve şekliyle de yakından ilgilidir. Boyuta göre gerçekleştirilen
zenginleştirme, yıkama ve dağıtma proseslerinin başarısız olduğu durumlarda gravite
ile zenginleştirme uygulaması tercih edilir. Bunun nedeni bu yöntemin diğer
zenginleştirme yöntemlerine nazaran daha ekonomik olmasıdır (Acarkan ve Önal,
2014).

Gravimetrik zenginleştirme yöntemlerinin uygulandığı cevherlerde iri ve serbest altın


tanelerinin olması gerekir. Siyanür çözeltilerinde iri tane boyutuna sahip altının
tamamen çözünmesi uzun zaman almaktadır. Örneğin, 150 mikron boyutundaki saf
altın tanesinin çözünmesi için teorik olarak 44 saat süre gerekmektedir. Gravimetrik
uygulamalarla buna benzer tanelerin daha kısa sürede ayrıştırılması, uzun süren liç
uygulamalarının gerekliliğini ortadan kaldırmaktadır. Ayrıca, altın tanelerinin
yüzeyleri, siyanür ile liçe mâni olacak derecede kirli ve kaplanmış vaziyette olması
halinde ilave bir işlem yardımıyla temizlenmesi icap etmektedir. Gravimetrik
yöntemle elde edilen konsantre miktarı, toplam cevher kütlesinin ufak bir kısmı
olacağı için bu tip ikincil uygulamaların yapılması, ekonomik açıdan problem
yaratmayacaktır (Bayraktar ve Yarar, 1985).

Serbest altının plaser tip altın yataklarından elde edilmesi için farklı gravite ile
ayrıştırma yöntemleri (jigler, sallantılı masalar, oluklar vb.) bulunmaktadır. Bu
yöntemlerle iri taneli altın cevherinin kazanılma verimi %40-70 arasında değişirken
ince boyutlu altınların elde edilmesinde çok büyük kayıplar ortaya çıkabilmektedir.
Sarsıntılı masa, gemini masa ya da jig gibi birçok gravite ile zenginleştirme aracı
bulunmasına rağmen altın serbestleşme tane boyutuna bağlı olarak bu yöntemlerin
etkinliği değişmekte olup özellikle çok ince boyutlarda serbestleşen altın için verimli
bir zenginleştirme yapılamamasından dolayı bu araçların altın zenginleştirmede
kullanımı sınırlıdır. Bu problemi çözmek adına Falcon Ayırıcısı, Knelson
Konsantratörü ve Multi Gravity Separator (MGS) gibi daha verimli ayrım yapabilen
cihazlar geliştirilmiştir. Bu cihazların çalışma prensibi, uygulanan santrifüj kuvveti
sayesinde tanenin özgül ağırlığı ile alakalı özelliklerinin daha belirgin kullanılmasını
sağlamaktır. Bu gelişmiş cihazlar, ince boyutlu değerli minerallerin elde edilmesindeki
etkinliklerini de kanıtlamış durumdadırlar (Sayın, 2010).

41
3.1.1 Sarsıntılı masalar

Sarsıntılı masalar, yoğunluk farkı ile zenginleştirmede sıkça tercih edilen aygıtlardan
biri olup üzerinde tabaka biçiminde akışkan sistem bulunduran dikdörtgen,
dikdörtgene yakın yamuk, paralelkenar ya da V biçiminde bir yüzeydir. Masa yüzeyi
yatayla arasında çok yakın açı olacak şekilde eğimlidir. Uygun bir düzenek yardımıyla
masanın uzun ekseni yönünde ve geriye doğru hareketi daha hızlı olacak şekilde ileri
geri hareket etmesi sağlanmaktadır. Çoğunlukla masa yüzeyinde dar ve uzun eşikler
bulunur (Önal, 1980).

Sarsıntılı masa üzerindeki mineral taneleri, tabaka şeklindeki akış hareketinin ve akışa
dik biçimde gerçekleşen ileri-geri hareketin bileşke kuvveti etkisiyle hareket eder.
Tabaka içerisinde ve masanın hareket yönünde en kısa mesafeyi, en iri ama en hafif
olan tane kat ederken en uzun mesafeyi, masa üzerinde en yavaş harekete sahip olan
en ince ve en ağır tane alır. Bu iki hareket düzgün biçimde birleştiğinde minerallerin
tane boyutu ve yoğunluk farkına göre iri-hafif, ince-hafif ile birlikte iri-ağır ve ince-
ağır taneler içeren üç farklı kuşak meydana gelir. Masa yüzeyinde oluşan her bir
kuşağın birbirine karışmayacak şekilde alınması ile ayırma işlemi tamamlanmış olur
(Önal, 1980).

Sarsıntılı masanın yüzeyi, sonradan eklenen çıtalar veya yüzeyde açılan oyuklar olarak
bilinen eşiklerle kaplanır. Bu sayede ayırma verimi arttırılır. Eşiklerin yükseklikleri,
mekanizmanın kenarından başlayarak konsantre kenarına doğru azalmakta ve
konsantre kenarına gelindiğinde sıfır olmaktadır. Çalışma yöntemine bağlı olarak çok
farklı biçimde eşik düzeneği tercih edilebilir. Akış koşulları, eşiklerden tarafından
değiştirildiği için eşikler arası engelli çöküş klasifikasyonu meydana gelmektedir.
Bunun sonucunda ayrıştırmanın etkili bir biçimde yapılabilmesinin yanında masada
kapasite artışı meydana gelmektedir (Önal, 1980).

Endüstride kullanılan iki tip sarsıntılı masa bulunmaktadır. Bunların birincisi yüksek
ve sık eşiklere sahip olan ve iri cevherler için kullanılan masalar iken diğeri alçak ve
seyrek eşiklere sahip olan ya da hiç eşiği bulunmayan ve ince cevherler (şlam) için
kullanılan masalardır (Önal, 1980).

Sarsıntılı masalar ile gerçekleştirilecek ayrıştırma işlemi için besleme boyutu


genellikle -2+0,03 mm arasında olmasına rağmen cevher zenginleştirmelerinde üst
sınır 2,5 mm’ye, kömür zenginleştirilmelerinde ise 8 mm’ye kadar çıkabilmektedir.

42
Bazı uygulamalarda ise besleme boyutunun alt sınırı 0,025 mm’ye kadar
inebilmektedir.

Bazı durumlarda masa yüzeyinde iri-hafif ve ince-ağır malzemenin birlikte hareket


etmesi ile ortaya çıkan sorun, besleme öncesinde malzemenin birbirine yakın
boyutlarda sınıflandırılmasıyla büyük oranda çözülmektedir (Önal, 1980).

Platin, altın, gümüş ve krom gibi yüksek özgül ağırlığa sahip kıymetli metallerin çok
ince boyutlarda zenginleştirilmesine olanak sağlayan endüstride altın zenginleştirme
masası ya da Gemini tip sallantılı masalar olarak da bilinen gelişmiş yeni tipte sarsıntılı
masalar da bulunmaktadır. GMF şirketine ait bir altın zenginleştirme masası
Şekil 3.2’de verilmiştir.

Şekil 3.2 : GMF şirketine ait altın masası.

3.1.2 Jig

Birbirinden farklı yoğunluklara sahip mineral tanelerinin düşey hareketli akışkan


içerisinde, yerçekimi ve hidrodinamiğin etkisiyle kat kat tabakalara ayrılmasıyla
yapılan zenginleştirme prosesine jig ile zenginleştirme, bu işlemin yapıldığı aygıta ise
Jig denilmektedir. Jiglerde akışkan ortam olarak genellikle su, bazen hava, nadir olarak
da ağır bir sıvı kullanılmaktadır. Akışkan ortamdaki aşağı yukarı (basma) ve yukarı
aşağı (emme) hareketleri sonucuna farklı yoğunluğa sahip tabakalar meydana gelir.
Özgül ağırlıkları farklı olan bu tabakaların oluşumu üç ana sebebe dayanmaktadır.
Birincisi çöküş başlangıcındaki ivmelerin farklı olması, ikincisi engelli çöküş

43
klasifikasyonu; sonuncusu ise çöküş sonunda ara boşluklardan sızma olmasıdır. Alt
tabakada ağır mineraller bulunurken üst tabakada hafif mineraller bulunur. Oluşan her
bir tabakanın birbirinden bağımsız olarak dışarı alınması sonucunda zenginleştirme
işlemi gerçekleşmiş olur (Url-4).

Cevherin jig ile zenginleştirilebilmesi için cevheri oluşturan mineraller arasındaki


yoğunluk farkının yeterli olması ve cevherin iri boyutlarda serbestleşebilmesi
gerekmektedir. Kömürün jig ile zenginleştirilebilmesi için besleme boyutunun -
100+0.5mm arası olması, cevherin jig ile zenginleştirilebilmesi için ise beslenecek
malzeme boyutunun -25+0,2 mm aralığında olması tercih edilir (Url-4).

Jig ile zenginleştirmenin endüstriyel ölçekte uygulamaları kömür ve krom


zenginleştirilmeleri, manyetit haricindeki demir cevherlerinin (limonit, hematit vs.)
zenginleştirilmeleri, kurşun-çinko, barit, mangan, kasiterit ve selestit cevherlerinin ön
zenginleştirilmeleri olarak karşımıza çıkmaktadır (Url-5).

IPJ Jigleri (InLine Pressure Jigs) geliştirilmiş olan en yeni jig türlerinden biri olup
serbest altın, nabit bakır, sülfürlü cevher, elmas ve kalay gibi minerallerin
zenginleştirilmeleri için kullanılmaktadır (Wills ve Napier-Munn, 2006).

IPJ jiglerinin çalışma prensibi, tamamıyla kapalı bir jig içine basınç uygulanarak jigin
tamamen pülp ile dolması prensibine dayanmaktadır (Gray, 1997). Bu yüzden diğer
jiglerden tamamıyla farklı bir şekilde çalışmaktadır. Jigin içerisinde dairesel bir yapıda
yatak oluşmakta ve bu yatak içerisinde düşey hareketli bir elek bulunmaktadır. IPJ
jiglerin içine 200kPa’a kadar basınç uygulanabilir olup bu sayede jigin tamamına pülp
birikmesi sağlanmaktadır. Böylece pülp hızının azalması, hava-su arasındaki yüzey
gerilimin düşmesi ve verimin yükselmesi hedeflenmektedir. Öğütme devrelerinde
genelde IPJ’ler kullanılmaktadır. Bunun sonucunda, devreden yükten serbest
mineraller elde edilebilmektedir. IPJ’lerin en büyük avantajı su tüketimlerinin düşük
seviyelerde olmasıdır. Bu jiglerin besleme miktarı 110 ton/saat’a kadar çıkabilir ve
30 mm’e kadar olan taneler zenginleştirilebilir (Gupta ve Yan, 2006).

3.1.3 Knelson konsantratörü

1988 yılında Kanada’da Byron Knelson, Knelson Konsantratörünün patentini almış


olup, dünyada damar tipi ve alüvyal altın kazanımında kullanılan yüksek santrifüj
etkili ayırıcıdır. Standart Knelson ayırıcısının üst besleme boyutu 6 mm’dir
(Patchejieff ve diğ, 1994).

44
Basit yapılı oluşu, kapasitesinin yüksek oluşu, geniş tane boyut aralığında
çalışabilmesi ve çok yüksek verimli ayrım yapabilmesi en önemli avantajlarıdır (Celep
ve diğ, 2006).

Tane yatağını akışkan tutabilmek için besleme miktarının 2-3 katına kadar çıkabilen,
çok yüksek miktarlarda su ihtiyacının bulunması Knelson ayırıcısının en büyük
dezavantajıdır (Luttrell ve diğ, 1995).

Hem primer şekilde hem plaser tipte meydana gelmiş altın yataklarında bulunan iri ve
ince altın tanelerinin kazanılması konusunda yetenekli olan Knelson ayırıcısı öncelikli
olarak altın endüstrisinde bunun yanında nehir kumlarından, metalurjik atıklardan ve
farklı cevherlerden platin, gümüş, kurşun ve bakır gibi değerli metallerin elde
edilebilmesi için endüstride yaygın biçimde kullanılmaktadır (Knelson ve Jones,
1993).

Knelson ayırıcısının verimliliği gang mineralinin yoğunluğuna ve besleme hızına bağlı


olarak değişmektedir. Gang yoğunluğunun düşük düzeyde tutulması koşuluyla tane
boyut dağılımının, Knelson ayırıcısı ile zenginleştirmeyi çok çok az etkilediği
bilinmektedir (Knelson ve Jones, 1994). Zenginleştirme prosesi, santrifüj kuvveti
etkisiyle haznenin (akışkan ortamın) çeper kısmında meydana gelen akışkan yatakta
gerçekleşmektedir. Genellikle siklon alt akımı ya da bilyalı değirmen çıkışındaki
malzeme ayrıcının merkezi besleme kanalından pülp biçiminde beslenir. Beslenen
malzemenin pülpte katı oranı (PKO) %70’e kadar çıkabilir. Pülp dönen koni tabanına
doğru aşağı iner. Ayırma haznesinin dibindeki pervane beslemeyi dağıtma görevi
görür (Knelson ve Jones, 1993). Knelson konsantratörünün bölümleri Şekil 3.3’te,
şematik görünümü ise Şekil 3.4’te verilmiştir.

45
Şekil 3.3 : Knelson ayırıcısı.

Şekil 3.4 : Standart tip Knelson ayırıcısının şematik görünümü


(Knelson ve Jones, 1994).

46
Santrifüj kuvvet sayesinde taneler olukların diplerine doğru hareket eder ve
tabakalaşma sağlanır. Haznenin ayırma çentikleri içerisinde bulunan ve akışkanlık
sağlayan deliklerden püskürtülen su, santrifüj kuvvetine kısmen karşı koyarak ağır
mineralleri içeren konsantre yatağı oluşturarak, aynı zamanda sıkışmasını engeller.
Böylece tabakalar akışkan hale gelir. Çöküş yönünün tersine verilen basınçlı su ile
hafif tanelerin haznenin yukarısından eşiği terk etmesi sağlanırken ağır tanelerin
ayırma çentikleri arasında kalması sağlanır (Majumder ve Barnwal, 2006).

Akışkanlaştırmaya yardımcı su basıncının, güçlü santrifüj kuvveti nedeniyle ağır


minerallerden oluşan konsantre yatağının sıkışmasını engelleyecek seviyede olması
gerekir (Banisi, 1990). Knelson ayırıcısı zenginleştirme sırasında santrifüj kuvveti ve
basınçlı su sayesinde hafif tanelerin ağır taneler ile yer değiştirmesini sağlamaktadır
(Knelson ve Edwards, 1990; Knelson ve Jones, 1994).

Malzemelerin ayırma çentikleri arasında tabakalaşmasını sağlayan santrifüj kuvveti,


akışkanlaştırma suyunun kısmen karşı koyması ile dengelenmektedir. Bunun
sonucunda çentikler arasında engelli çöküş klasifikasyonu meydana gelmektedir
(Knelson, 1988; Burt, 1992; Laplante, 1993).

Besleme pülp yoğunluğu (PKO), yıkama suyu miktarı ve kalış süresi (residence time)
Knelson konsantratörünün operasyonel anlamda ana değişkenleridir. Knelson
ayırıcısı, altın cevherinin ön zenginleştirilmesi için tasarlanmış olup yerçekimi
kuvvetinin ortalama 60 katı (60 G) kadar santrifüj kuvveti oluşturabilmektedir (Huang,
1996).

3.1.4 Falcon ayırıcısı

1930’larda MacNicol tarafından yürütülen öncü çalışmalar sonucunda 1994 yılında


Falcon ayırıcısı tasarlanmıştır. Tek duvarlı ayırıcılar ile geri basınç teknolojisini
birleştiren ince altının kazanımında başarı kanıtlanmış bir gravite ayırıcı olan Falcon
cihazı kesikli ya da sürekli olarak çalışmaktadır. Dikey eksenli ve akışkan yatağa sahip
olan bu ayırıcılarda santrifüj etkisinden doğan kuvvet yer çekimi kuvvetinin 300 katına
(300 G) kadar çıkabilmektedir. Bu sayede yüksek kapasiteli ve düşük ayırma
yoğunluklarında ayrım yapabilmektedir. İri besleme özelliklerinin bulunması
sayesinde birçok ürünün gravite ile zenginleştirilmesi için akışkan yataklı Falcon
cihazları tercih edilmektedir. Maksimum besleme boyutu 6 mm’dir.

47
Su tüketiminin düşük olması, çok az miktarda da olsa çok yüksek tenörlü konsantre
elde edilebilmesi, kullanımının basit olması bu nedenle kullanabilmesi için az bilgi ve
tecrübenin yeterli olması, bakım ve işletme maliyetindeki giderlerinin düşük olması
nedeniyle endüstri için fazlasıyla tercih edilen bir gravite aygıtıdır (Ancia ve diğ,
1997).

Falcon ayırıcısının çalışma prensibi, içi düz olan koni şeklinde bir haznenin (akışkan
ortamın) içerisinde çok yüksek santrifüj kuvveti sayesinde ince ve ağır taneciklerin
çökelerek tabakalaşmasına yol açan gelişmiş bir gravite ile zenginleştirme aygıtıdır.
Bu ayırıcı cevherdeki değerli ve gang mineralinin özgül ağırlıkları farkından
yararlanmaktadır. Böylece yüksek merkezkaç kuvveti ve basınçlı su etkisi ile ağır
malzeme hazne içerisinde kalırken hafif malzeme hazneden taşarak akışkan ortamdan
uzaklaşmaktadır (Ancia ve diğ, 1997; Parekh ve Abdel-Khalekh, 2002; McAlister,
1992; McAlister ve Amstrong, 1998).

Falcon ile zenginleştirme işleminde pülp, haznenin dibine sabitlenmiş karıştırıcının


üstüne doğru bir şekilde ve merkezi dikey besleme kanalından beslenir. Söz konusu
karıştırıcıya beslenen pülp, haznenin çeperine doğru fırlatılıp 300 G’e kadar santrifüj
kuvvetine ulaşabilecek hızda dönen bir rotor aracılığı ile ivmelendirilir.
Zenginleştirme işlemi esnasında oluşturulan bu çok yüksek merkezkaç kuvveti taneler
arası oluşan özgül ağırlık farkı etkisini arttırırken haznenin geometri ise hafif
tanelerinin proses suyu yardımı ile uzaklaştırılmasını ve ağır tanelerin hazne içerisinde
kalmasını sağlar (Ancia ve diğ, 1997; Parekh ve Abdel-Khalekh, 2002; McAlister,
1992; McAlister ve Amstrong, 1998).

Falcon ayırıcılarında iki farklı mineral ayırma zonu bulunmaktadır. Öncelikle


tabakalaşma zonuna beslenen cevherde bulunan ağır mineral tanecikleri, pülpün hazne
duvarı boyunca yukarı doğru hareket etmesi esnasında, gang yatağında bulunan hafif
taneler arasından süzülerek hazne çeperine erişmeye çalışır. Bu zonda, haznede oluşan
yatağın alt tarafında ağır taneler bulunurken üst tarafında çok daha hafif taneler yer
alır. Bu sayede, cevher içerisindeki minerallerin özgül ağırlık farkından yararlanılarak
kaba bir ayrım gerçekleşerek tabakalaşma oluşumu başlamış olur. Hazne içerisinde
ağır tanelerin alt kısımda, hafiflerin ise üstte kaldığı tabakalaşan yatak daha sonra
akışkanlaştırma zonuna girer. Bu zonda, üst kısımda bulunan ayırma çentikleri
içerisinde bulunan küçük çaplı deliklerden püskürtülerek verilen akışkanlaştırma suyu
engelli çöküş ortamı oluşumuna yardımcı olur ve Knelson çalışma prensibine benzer

48
şekilde hafif tanelerin haznenin üst kısmından sistemi terk etmesi, ağır tanelerin ise
ayırma çentikleri içerisinde kalarak tabakalaşması sağlanır (Url-6).

Ayrıca püskürtülen bu su ve yıkama suyu yardımıyla ağır tanecikler arasında kalmış


olabilecek hafif taneciklerin, haznenin üst tarafından sistemi terk etmesi ve artık
akımına geçmesi sağlanmış olur (Huang, 1996). Falcon konsantratörünün şematik
görünümü ve bölümleri Şekil 3.5 ve Şekil 3.6’da verilmiştir.

Şekil 3.5 : Falcon ayırıcısı şematik görünümü.

Şekil 3.6 : Falcon konsantratörünün bölümleri.

49
Falcon ayırıcısı, altın (özellikle plaser tipteki altın) ve kömür başta olmak üzere
endüstrideki temel mineral zenginleştirme çalışmalarında kullanılmaktadır. Dünyada
Falcon, en çok Kanada’da da tantal kazanımı için kullanılmaktadır (Abela, 1997).

Liç işlemi öncesinde ön konsantre elde edilmesi ve bu sayede liç veriminin


yükseltilmesi, liç ve flotasyon artıklarından ince boyutlu altının kazanılması, artık
barajlarından altın ve gümüş elde edilmesi, gümüş ve platin grubu metallerin
kazanılması, kömürden kül ve sülfürlü minerallerin uzaklaştırılması, cüruf
temizlemesi ve tesis artıklarından ince kalay ve tantalyum minerallerinin kazanılması
için endüstride Falcon ile zenginleştirme uygulamaları bulunsa da Falcon ayırıcısının
kullanıldığı ana endüstri, altın endüstrisidir. Genellikle plaser tipte ya da serbest
haldeki altının, liç işlemleri öncesinde ön konsantresinin elde edilmesi için
kullanılmaktadır (Abela, 1997).

Birincil, ikincil veya üçüncül temizleme aracı olarak ya da süpürme ünitesi olarak
kullanılabilen Falcon gravite aracının etkinliği birçok uygulamada ispatlanmıştır
(McAlister, 1992).

3.1.4.1 Falcon C ayırıcısı

Falcon C serisi ayırıcılar, yüksek santrifüj kuvveti etkisiyle çok ince boyuttaki altın
taneciklerinin kazanılması için tasarlanmış ve ilk olarak 1987’de test edilmiş sürekli
olarak çalışan konsantratörlerdir. Devreye sürekli bir konsantre akışı sağlanır.
Beslenen malzemenin miktarca %40’ı kadar konsantre akışı alınır (Url-7). Bu tipteki
ayırıcılarda, Knelson ayırıcısının aksine, ağır tanelerin hapsolup birikeceği ayırma
çentikleri ve bu çentikler arasında bulunarak akışkanlaştırmayı sağlayan su kanalları
bulunmamaktadır. Hazne duvarı boyunca oluşan ince bir pülp tabakası akar ve hidrolik
farklılıklar sayesinde tanelerin tabakalanmasını sağlar. Ağır taneler hazne iç çeperi
boyunca kayarak duvar içerisinde bulunan küçük açıklıklardan sistemi terk ederken,
tabakalanma üzerinde kalmış hafif taneler ise haznenin üst kısmında bulunan koni
dudağından (cone lip) sistemi terk ederler (Abela, 1997; Url-7).

Düşük tenörlü ama yüksek rezerve sahip cevherlerin zenginleştirilmesi için Sürekli
Falcon ayırıcısı uygundur. Aynı zamanda bazı uygulamalarda ince besleme boyutlu
taneler için de uygulanabilmektedir.

Akışkanlaştırıcı su ve çentiklerin bulunmadığı Falcon C serisi konsantratörler, etkin


santrifüj kuvveti sayesinde ince tane boyutunda ve pülp olarak beslenen malzemenin

50
içerisinde bulunan minerallerin özgül ağırlık farklarına göre yüksek yoğunluğa sahip
malzemenin tabakalaşma zonu altında, düşük yoğunluğa sahip malzemenin ise
tabakalaşma üzerinde kalarak sistemden uzaklaştırılması prensibine dayalı bir biçimde
ayrıştırma işlemini tamamlar (Url-7).

Falcon C serisi ayırıcı, genellikle -1+0,01 tane boyut aralığında besleme boyutu,100
ton/saat besleme kapasitesiyle, tenörü yüzde şeklinde ifade edilebilen krom, manyezit,
hematit, barit, ağır metal, tantalum gibi minerallerin ön zenginleştirilmesi için
kullanılır (Şekil 3.7).

Şekil 3.7 : Falcon C ayırıcısı şematik görünümü.

3.1.4.2 Falcon SuperBowl (SB) ayırıcısı

1930’larda MacNicol tarafından öncü nitelikli çalışmaların yürütülmesi sonucunda


1994 yılında Falcon SB tip kesikli çalışan konsantratör tasarlanmıştır. Bu seri
ayırıcılar, pülp içerisindeki en yoğun tanelerin zenginleştirilmesi prensibine uygun
geliştirilmiştir. Falcon SB tip ayırıcılar, pülp şeklinde beslenen malzemeden çok az
ama çok yüksek tenörlü konsantre elde edilmesini sağlarlar. Çok yüksek tenöre sahip
bu konsantrenin miktarı, besleme miktarının %1’i kadardır (Url-7).

Düşey eksenli ve akışkan yatağa sahip olan Falcon SB serisi ayırıcı; altın, gümüş gibi
değerli metallerin gravite ile yüksek tenörlü biçimde zenginleştirilmesi için
geliştirilmiştir (Url-6; Url-7).

SB serisi konsantratörler iri tanelerin zenginleştirilmesi için de kullanılabilir.


Maksimum besleme boyutu 6 mm’ye kadar çıkabilir. Maksimum santrifüj kuvveti ise

51
300 G ye (yerçekimi kuvvetinin 300 katına) kadar çıkabilmektedir. Bu sayede yüksek
kapasiteli olarak düşük ayırma yoğunluklarında dahi çalışabilmektedir (Ancia ve diğ,
1997; Parekh ve Abdel-Khalekh, 2002; McAlister, 1992; McAlister ve Amstrong,
1998).

Günümüzde Falcon SB konsantratörü, iri ve ince boyuttaki altın, platin gibi tenörü
ppm ile ifade edilen değerli minerallerin geniş boyut aralığında çok yüksek tenörlü
olarak ön zenginleştirmesi için tercih edilmektedir (Şekil 3.8).

Şekil 3.8 : Falcon SB ayırıcısının şematik görünümü.

Ayrıca çok ince boyuttaki (3 mikrona kadar) cevherlerin kazanımı için artıkların
sürekli olarak boşaltıldığı kesikli (ya da yarı-kesikli) ünitelere sahip olan Falcon UF
seri konsantratörü de alt bir kategori olup santrifüj etkisinden doğan kuvvet 600 G’ye
kadar çıkabilmektedir. Yine SB seri ayırıcısı çalışma prensibine benzer şekilde elde
edilen konsantrelerinin tenörleri çok yüksek olup; miktarları ise çok düşüktür
(Şekil 3.9).

52
Şekil 3.9 : Falcon UF ayırıcısının şematik görünümü.

3.2 Fizikokimyasal Yöntemler

Amalgamlaştırma ve flotasyon olmak üzere iki ana yöntem bulunmaktadır. Altın


üretimi için kullanılan en eski yöntemlerden biri amalgamlaştırmadır. Altın ve gümüş
metallerinin sulu bir ortamda civa ile temas edip civa fazına geçmesi prosesidir.
İçerikte civa ile reaksiyon veren Arsenik (As), Antimon (Sb), Bizmut (Bi) istenmez ve
altın yüzeylerinin temiz olması gerekir. Ayrıca cevher içeriğinde sülfür oranı da az
olmalıdır. Nispeten iri boyutlu altın cevherinin (-0,5+0,1mm) zenginleştirilmesinde
kullanılır; ancak civanın hem sıvı hem ağır metal olmasından dolayı doğaya çok büyük
zararı bulunmaktadır. Bu nedenle günümüzde bu yöntem terkedilmeye başlanmış olup,
dünyada plaser tipteki ya da kuvarsitlere bağlı altın cevherlerinin zenginleştirilmesi
için Afrika ve Orta Amerika’da bulunana küçük tesisler ile yıkama-çalkalama ile
üretim yapan tesislerde üretime ek olarak az oranda kullanılmaktadır (Acarkan, 2014).
Genellikle nabit altın cevherinin gravite ile ayrıştırma gibi fiziksel zenginleştirilme
yöntemleri ile elde edilen ön konsantrenin zenginleştirilmesi için kullanılan
amalgamlaştırma, civa ile çalışma koşullarının çok dikkat gerektirmesi ve siyanür liçi
yönteminin kendisine alternatif olması gibi sebeplerden dolayı günümüzde
uygulanabilirliğini yitirmiştir (Bayraktar ve Yarar, 1985; Yıldız, 2010).

53
Flotasyon, çok ince boyutta ve fiziksel yöntemlerle zenginleştirilemeyen cevherlerin
zenginleştirilebilmesi için yüzdürme prensibine dayalı fizikokimyasal bir
ayırma/zenginleştirme yöntemidir. Bu yöntemde, cevherin hidrofilik ya da hidrofobik
olması gibi farklı yüzey özelliklerinden yararlanılarak pülp içerisindeki tanelerin hava
kabarcığı oluşturarak suda yüzmesi veya batması ile diğer tanelerden ayrılmasını
sağlanarak zenginleştirme işlemi gerçekleştirilir. Taneler birbirinden, hava kabarcığı
ile temas edenlerin yani hidrofobların yukarıya doğru çıkması; hava kabarcığı ile
temas kurmayanların yani hidrofillerin ise aşağıya doğru inmesiyle ayrılmış olur.
İçerisinde sülfür bulunan altın cevherlerinin zenginleştirilmesi için uygun bir
yöntemdir (Pearse, 2005; Hacıfazlıoğlu, 2007). Genellikle altın kazanımı için ön
zenginleştirme yöntemi olarak kullanılan flotasyon, bazı tesislerde gravitasyonla
zenginleştirilen ön konsantrenin zenginleştirilmesi için de uygulanır. Bu sayede
çevreye çok zararlı olan amalgamasyon ile zenginleştirme prosesinin yerini almıştır
(Celep, 2005).

Flotasyon yöntemi ile genellikle altın içeren sülfürlü cevherlerin ön konsantrasyonu


sağlanır. Bunun yanında, cevherin içerisinde bulunan ve altın kazanımına engel olan
element ve minerallerin arasından altının selektif olarak kazanılmasını sağlar. Altın ve
gümüş cevherlerinde; Arsenik (As), Antimon (Sb), pirotin, bakır gibi siyanür tüketici
minerallerin ya da bitümlü kömür (aktif karbon) ile grafit gibi siyanür tutucuların
bulunması siyanürasyon işlemi sırasında hem siyanürü hem oksijeni tüketir. Arsenik
ve antimon, altın ve gümüş cevherlerinin siyanür ile çözünmüş bileşiklerinde altının
yerine geçerler. Bitümlü karbon (aktif karbon) ve grafit ise çözeltilerdeki altın ve
gümüş iyonlarını adsorbe ettiği için liç veriminde düşüş yaşanır. Bunlarla birlikte altın
ve gümüş cevherleri içerisinde bulunan tellürid minerallerin siyanür ile çözünme
verimleri oldukça düşüktür (Çilingir, 1990).

Tüm bu nedenlerden dolayı;

a) Cevherin siyanür ile liçinde sorun teşkil yaratabilecek elementleri uzaklaştırmak,

b) Siyanürasyonla çözünmeyen tellüridleri kazanmak,

c) Gravite ile zenginleştirme ve/veya amalgamasyon artıklarında kalan altın, gümüş


metallerini geri kazanmak,

d) Altının yüksek tenörlü ön konsantrelerini elde etmek için altın ve gümüş


cevherleri flotasyon yöntemi ile zenginleştirilir (Çilingir, 1990).

54
Göreceli olarak altın taneleri doğal hidrofobik tanelerdir. Bu özelliği sayesinde
bulunduğu cevherin mineralojik özelliğinin de elvermesi ile birlikte endüstriyel olarak
flotasyon yöntemiyle altın kazanılabilmektedir (Chryssoulis ve Dimov, 2004).

Altının yüzdürülebilirliği, tane boyutu ve tane şekline göre değişir. Örneğin; küresel
altın tanelerine kıyasla pulsu taneler daha kolay yüzmektedir. Flotasyonla altın
zenginleştirmede üst tane boyutu 200 μm’dir ve bu boyuttan daha büyük nabit altın
taneleri flotasyon yöntemi ile asla yüzdürülemez. Bu nedenle, 200 μm’dan daha iri
boyutta serbest altın tanelerine rastlanırsa bu cevher öncelikle gravitasyon ile
zenginleştirme işlemine tabi tutulur. Sonrasında gravitasyon artığında kalmış
olabilecek altın taneleri için flotasyon işlemi uygulanır (Çilingir, 1996). İçerisinde
nabit altın ve gümüş metalleri bulunduran kuvarslı altın cevherleri, az miktarda
sodyum silikat kullanarak gangın bastırıldığı hafif alkali bir ortamda (soda pH 7-9)
kresilik asit gibi köpürtücü ve ksantatlar/dithiofosfatlar gibi kollektörlerin varlığında
kolayca yüzdürülebilir. Ancak bu tip cevherlerin zenginleştirilmesinde flotasyon
yöntemi pek tercih edilmemektedir. Ayrıca flotasyondan elde edilen ön konsantreye
direkt liç uygulanamaz öncesinde ısıl işlemden geçirilirler ya da pirometalurjik
değerlendirmeye tabi tutulurlar. Yine de flotasyon ile zenginleştirme, endüstride
kendisine küçük kapasiteye sahip işletmelerde yer bulmuştur (Monte ve diğ, 1997 ve
2002).

İçerisinde pirit, arsenopirit bulunan altın cevherleri ise bir miktar canlandırıcı (bakır
sülfat, CuSO4) ve ksantat ile hafif asidik bir ortamda yüzdürülerek kolektif bir
konsantre elde edilir. Elde edilen bu kolektif konsantre pirometalurjik işlemlerden
geçirilerek selektif biçimde farklı kalitede altın konsantreleri elde edilir. Bu
konsantrelerin üretilmesi için gerçekleştiren selektif flotasyonda, öncelikle kostik soda
yardımıyla ortam hafif alkali (pH 8-9) hale getirilir ve permanganatlar pirit ve
arsenopiriti bastırırken dithiofosfatlar ve kresilik asit (veya çamyağı) serbest nabit
altının yüzmesini sağlar. Böylece nabit altın kazanılır kalan pirit ve arsenopiritli altın
cevheri ise piritin yüzdürülmesi ile ayrıştırılır. Bunun için ortam öncelikle hafif asidik
bir duruma getirilerek altınlı pirit yüzeyinde oluşan oksit filmi bozundurulur
sonrasında kostik soda yardımı ile ortam tekrar hafif alkali duruma getirilerek bu sefer
potasyum permanganat ile arsenopirit bastırılırken sülfhidril tipteki kollektörle pirit
yüzdürülür. Pirite bağlı altın taneleri ksantatlarla yüzdürülerek altınlı pirit konsantresi
elde edilmiş olur. Bastırılan arsenopirit içerisinde kalan altını kazanmak için ise

55
arsenopirit H2SO4 ilave edilerek elde edilen asidik ortamda (pH 5-6) bakır sülfat
(CuSO4) ile canlandırılıp altın içeren arsenopirit taneleri ksantatlarla yüzdürülerek
gangdan ayrılmış olur. Böylece kompleks içerikteki bu cevherden nabit altın
konsantresi, altınlı pirit konsantresi ve altınlı arsenopirit konsantresi elde edilir (Allan
ve Woodcock, 2001; Subramanian ve diğ, 2005; Valdivieso ve diğ, 2006). Ayrıca bu
tipteki cevherlerde pirite bağlı altın taneleri az miktarda ise altınlı pirit yüzdürme
aşaması atlanarak nabit altın konsantresi ve altınlı arsenopirit konsantresi elde edilir.
Arsenopirite bağlı altın cevherinin yüzdürülmesi sırasında yüzmeyen nabit altın ve
nabit gümüş artığı Knelson konsantratöründe özgül ağırlıkları farkından yararlanılarak
zenginleştirilir. Bu sayede yüksek tenöre sahip nabit altın-gümüş konsantresi üretilmiş
olur. Flotasyon sonrası gravite zenginleştirme işleminin de uygulanması ile birlikte
altın, gümüş kazanım verimi %95’in üzerine çıkabilmektedir (Çilingir, 1996).

Pirit, antimonit, arsenopirit, nabit altın içeren cevherlerin flotasyonunda önce


antimonit yüzdürülür. Arsenopirit ve piriti bastırma için hava verilirken antimoniti
canlandırma için ortama kurşun nitrat (PbNO3) eklenir ve pirit ile arsenopirite karşı
etkisi olmayıp antimonit toplayıcısı olan Aero 3477 kolektörü ve Dowfroth 250
köpürtücüsü sayesinde antimonit yüzdürülür. Sonrasında H2SO4 ilavesi ile elde edilen
asidik ortamda (pH 5-6) arsenopirit ve pirit, bakır sülfat (CuSO4) ile canlandırılıp
ksantatlarla yüzdürülerek kolektif konsantre elde edilir (Van Devender ve diğ, 2000).

Nabit altın bulunmayan cevherlerin flotasyonunda nabit gümüş ya da gümüşlü sülfür


mineralleri sülfidril toplayıcılarla yüzdürülürler. Bu cevherlerin içerisinde steril (altın
ve gümüş bulunmayan) pirit bulunuyorsa kireç ile bastırılabilir. Ancak içerisinde
ekonomik olarak değerli miktarda nabit altın bulunuyorsa piriti bastırmak için
kullanılan kireç, nabit altını da bastıracaktır. Kirecin bastırıcı etkisini azaltmak için
NaOH ile ortamın pH’ı ayarlanırken, kısa zincirli ksantatlar ve ditiyofosfatlar ile
altının yüzmesi sağlanır.

Nabit altın, nabit gümüş ve altınlı sülfür minerallerinin selektif-kolektif olarak


flotasyon işleminde ksantatlar, dithiofosfatlar, Aerofloat 208, Aerophine 3418A,
Aeroprometer 404, Aeroprometer 407, diksantojenatlar, Aero 3477, Aeroprometer 41,
Aerofloat 25, Aerofloat 31 ve Maxgold 900 kollektörleri toplayıcı olarak; çamyağı,
kresilik asit, Dowfroth 250, MIBC ve eşdeğerli reaktifler ise köpürtücü olarak
kullanılır (Monte ve diğ, 1997 ve 2002; Pyke ve diğ, 2000).

56
Altın ve gümüş cevherlerinin birincil zenginleştirme yöntemi siyanür liçi olsa da
siyanürün çevresel etkileri de düşünüldüğünde eğer cevherin yapısı flotasyon ile
zenginleştirmeye uygunsa flotasyon yöntemi tercih edilir. Ancak günümüzde
endüstriyel olarak flotasyon işlemi sadece küçük ölçekli işletmelerde uygulanmaktadır
(Pyke ve diğ, 2000).

Altın cevherleri genel olarak serbest taneli nabit altın, kompleks altın cevheri ve
refrakter altın cevheri olmak üzere 3 ana grupta sınıflandırılmaktadırlar. Serbest taneli
cevherlerden konvansiyonel siyanür prosesiyle %90 verimli altın kazanımı elde
edilebilmektedir. Konvansiyonel siyanür liçi yöntemi ile ekonomik olarak altın
kazanımının elde edilemediği cevherler ve içeriğinde pirit (FeS2), kalkopirit (CuFeS2),
arsenopirit (FeAsS), pirotit (FeS), markazit (FeS2) gibi sülfürlü mineral bulunduran
altın cevherleri, refrakter cevherler olarak tanımlanırlar (Taggart, 1945; Aksoy ve
Yarar, 1989; La Brooy ve diğ, 1994).

Altın cevherlerinin refrakterlik durumuna bağlı olarak %Au kazanım oranları


Çizelge 3.2’de verilmiştir.

Çizelge 3.2: Altın refrakterlik dereceleri (La Brooy ve diğ, 1994).

Altın Kazanım Oranı Refrakterlik Durumu


<%50 Yüksek refrakter
%50–80 Orta refrakter
%80–90 Hafif refrakter
Refrakter olmayan (öğütmeyle serbestleşen
%90–100
cevherler)

Liç işlemi sırasında ekonomik olarak yeterli altının elde edilebilmesi için daha yüksek
siyanür ve oksijene gereksinim duyulan cevherler ise kompleks cevherler olarak
tanımlanır. Demirle kaplanmış altın cevherine kıyasla serbest nabit altın tanecikleri,
flotasyon sırasında hava kabarcıklarına istenilen şekilde tutunamadığı için çok daha
zor yüzmektedir (Taggart, 1945; Aksoy ve Yarar, 1989).

57
3.3 Kimyasal Yöntemler

Önemli bir cevher zenginleştirme yöntemi olan liç işleminde ekonomik olarak değerli
sayılan cevherlerin kazanılması için cevherin yapısına uygun sıvı kimyasallarla
çözündürme işlemi uygulanmaktadır. Değerli metal bulunduran cevher genellikle
asidik ya da bazik özellikteki kimyasallarla çözündürülerek değerli metalin çözeltiye
alınması sağlanmaktadır.

Bu çözündürme işlemlerinde kullanılacak kimyasalların cinsi ve miktarı,


çözündürülecek cevherin fiziksel, kimyasal ve mineralojik özelliklerine bağlı olarak
belirlenir.

Liç verimini doğru kimyasal kullanımı, çözündürme işlemi sırasındaki pH değerleri,


oksidasyon potansiyeli, sıcaklık, kullanılan kimyasal miktarı gibi değişkenler
etkilemektedir (Okyay, 2013).

1970’li senelerden bu yana düşük tenörlü altın cevherleri ekonomik olarak


değerlendirmeye başlanmıştır. Bu kapsamda, bu tür cevherlerin zenginleştirilmesinde
kullanılan liç yöntemi kendini kanıtlamış olup endüstride; küçük, orta ve büyük ölçekli
olmak üzere birçok tesiste yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bunlar yerinde liç
(In-Situ Leaching), yığın liçi (Heap Leaching), süzülme liçi (Percolation or at
Leaching) ve karıştırma/tank liçi (Agitation Leaching) olmak üzere 4 ana liç yöntemi
bulunmaktadır. Tenör yönünden düşük (fakir) ama tonaj yönünden büyük rezerve
sahip cevherlerin (başta uranyum olmak üzere altın, gümüş, trona, tuz, okside bakır
vb.) ekonomik biçimde kazanılması için yerinde liç; düşük tenörlü, küçük rezervli ya
da yüksek tenörlü fakat küçük rezervli cevherlerin (altın, bakır, gümüş, uranyum gibi)
ekonomik olarak elde edilebilmesi için yığın liçi; 9-12,5 mm gibi iri tane boyutuna
sahip cevherlerin (altın, bakır, çinko kalsin (ZnO), uranyum gibi) zenginleştirilmesi
için süzülme liçi uygulanırken -0,5 mm tane boyutunda yüksek tenörlü (zengin)
cevherlerin (altın, gümüş, bakır gibi) zenginleştirilmesi için ise karıştırma/tank liçi
uygulanmaktadır.

Liç işleminde çözündürücü olarak; siyanür başta olmak üzere tiyoüre, tiyosülfat,
tiyosiyanür ile birlikte bromin, klorin, iyodin gibi halojenler kullanılmaktadır. Altın,
gümüş kazanımında en yaygın olarak siyanür ile liç uygulanmaktadır. 1940’lı yıllarda
bulunan tiyoüre ile altın liçi ise şu an için siyanürle liçe en iyi alternatiftir (Çilingir,
1996; Okyay, 2013; Altıntepe, 2003). Bu nedenle son dönemde dikkatleri üzerine

58
çeken tiyoüre (thiourea, NH2-CS-NH2) ile liç yöntemi, özellikle refrakter altın
cevherlerinin liç ile zenginleştirilmesinde önem kazanmıştır. Bunun nedeni refrakter
cevherlerin doğrudan siyanür ile çözündürülememesi ve siyanür liçi öncesi birçok
işlemin uygulanmak zorunda olmasıdır (Çilingir, 1996; Okyay, 2013; Altıntepe, 2003;
Yüce, 1997).

Tiyoürenin zehirli olmayışı siyanürle kıyaslandığında avantaj sağlamıştır. Ayrıca


serbest nabit altın hariç tiyoüre ile altın çözünme kinetiği siyanür ile liçe kıyasla daha
hızlıdır. Tiyoüre ile liçte, ortamdaki yabancı metal iyonları çözünmeyi siyanür ile
liçteki kadar etkilemez aksine ortamdaki demir mineralleri altının çözünmesi için
gereken oksitleyici ferrik iyonlarını sağlar. Bu özellikleri sayesinde, direkt
siyanürasyona uygun olmayan tipteki cevherlerin liç ile zenginleştirilmesinde
tiyoürenin kullanılması cazip hale gelmiştir.

Ancak bunun özelliklerinin yanında önemli dezavantajları da bulunmaktadır. Bunlar;

❖ Hem çok düşük hem de çok dar bir pH aralığında (pH 1,4-1,6) çalışma
prensibine sahip olması ve pH’ı sabit tumanın güç olması,

❖ Asidik bir pH’da çalışıldığı için ortamda çözülen ağır metallerin çözeltiye
geçmesi ve bunun da çevresel açıdan sorun teşkil etmesi,

❖ Tiyoürenin liç işleminde oksitlenmemesi için yardımcı kimyasal gereksinimi


olması ve

❖ Nitrite dönüşebileceğinden dolayı kanserojen olma potansiyeline sahip


olmasıdır (Yıldız, 2010; Acarkan, 2014; Yüce, 2014).

Altın cevherinin zenginleştirilmesi için 1890 yılından beri siyanür ile liç (siyanür
liçi/siyanürasyon) uygulanmaktadır. Liç prosesi sonunda çok yüksek verimde metal
kazanımı ve taşınması kolay ufak bir altın külçesinin elde edilebilmesi gibi
nedenlerden dolayı endüstride siyanürasyon çok yaygın biçimde kullanılmaktadır
(Yıldız, 2010; Acarkan, 2014; Yüce, 2014).

Cevher içerisinde bulunan, özellikle Arsenik (As), Antimon (Sb), pirotin, bakır gibi
mineraller aşırı siyanür tüketimine neden olan ve siyanisid denilen bu zararlı
mineraller cevherdeki altın ve gümüşün çözeltiye geçmesini zorlaştırırlar. Bunların
zararlı etkisini ortadan kaldırmak, alkali bir ortam yaratmak ve gang minerallerinin
çökelmesini kolaylaştırmak için sisteme kireç eklenir. Siyanürasyon işlemi öncesinde

59
boyut küçültme ve sınıflandırma yapılır. Bazı durumlarda ise cevherin yüzeyini
temizlemek ve zararlı minerallerden arındırmak için ön zenginleştirme işlemleri
uygulanır. Altın siyanürasyonunda cevherin tane boyutu genellikle -75 µm olacak
şekilde boyut küçültme işlemi uygulanır. Ancak bu boyut cevherin özelliğine göre
değişiklik gösterebilir. Direkt siyanürasyona tabi olacak cevherlerde siyanür öğütme
sırasında değirmene beslenir.

Boyut küçültme işlemleri sonrasında gravitasyonla zenginleştirme gibi ön işlemlerden


geçirilen veya direkt olarak siyanürasyona tabi tutulacak konsantre ya da cevher;

❖ Öncelikle Alkali ortamda siyanür ile çözündürülür,

❖ Çözelti artıklarından ayrıştırılır ve artıklar yıkanır,

❖ Çözeltide kalan altının çökelmesi sağlanır ve nihai konsantre elde edilir,

❖ Son olarak kazanılan nihai konsantre rafine edilip ergitilerek külçe haline
getirilir (Çilingir, 1996; Acarkan, 2014).

Altının serbest hale gelebildiği ya da siyanür anyonunun katı durumdaki altın metaline
ulaşıp tepkime verebileceği en uygun tane boyuna öğütülen altın cevheri içerisinde
oksijeninde olduğu alkali bir ortamda siyanür ile reaksiyona girerek altın siyanür
kompleksini oluşturarak sıvı faza geçer (Acarkan, 2014; Yüce, 2014).

4Au + 8CN¯ + O2 + H2 O → 4Au(CN¯)2 + 4OH¯ (3.1)

Liç işlemi, normal atmosfer şartları altında yapıldığında, oksijen varlığında altın
çözeltiye (sıvı faza) geçebilmektedir. Altın, elektron verip yükseltgenerek çözeltiye
geçerken; oksijen elektron alarak hidroksil ve H2O2’ye indirgenir (Yüce,1997).

Siyanür ile liçte pH değerinin 10-11 civarında tutulması, ortamdaki siyanür iyonunun
(CN¯) hidroliz yoluyla hidrojen siyanür (HCN) gazına dönüşmesini engellemek adına
büyük önem arz etmektedir. Ortamın pH değeri sönmüş kireç ilavesi ile ayarlanır. Bu
duruma “koruyucu alkalilik” denilmektedir. Altın cevherinin siyanürleme işlemleri
sırasında sönmüş kireç (CaO) tüketimi 0,5–2,0 kg/ton seviyelerindedir (Yıldız, 2010;
Yüce, 1997).

Pirit ve arsenopirit içeren kompleks cevherler hariç, düşük tenörlü ve çok ince boyutta
serbestleşebilen altın cevherlerinin ekonomik olarak değerlendirilebilmesi için fiziksel
ve fizikokimyasal yöntemlerin altın kazanımına olanak vermediği ya da yetersiz
kaldığı durumlarda siyanürasyon kullanılmakta olup günümüz altın endüstrisinde, bu

60
tipte altın tanecikleri içeren cevherlerin zenginleştirilebilmesi için ise tek yöntemdir.
Pirit ve arsenopiritli altın cevherlerinin ekonomik olarak siyanürle kazanılabilmesi için
siyanür tüketiminin azaltılması gerekmektedir. Bunun için de siyanürasyon öncesinde
cevher flotasyon ile ön zenginleştirilmeli ve/veya kavurma işlemine tabi tutulmalıdır
(Yıldız, 2010; Yüce, 1997; Acarkan, 2014).

Kavurma işlemi, genel olarak 450-820°C sıcaklık aralığında ve 550°C civarında


akışkan yataklı fırınlarda gerçekleştirilmektedir. Ancak hem maliyetinin yüksek
olması hem de proses sırasında zehirli gazların ortaya çıkması nedeniyle çevresel
açıdan zararlı bir yöntem olarak değerlendirilmektedir. Bu nedenle günümüzde yerini,
basınç altında oksidasyon ve biyolojik oksidasyon gibi alternatif proseslere
bırakmaktadır (La Brooy ve diğ, 1994; Yüce, 2014; Acarkan, 2014).

Basınç altında oksidasyon, genellikle 170-225°C sıcaklık aralığında ve 1800-2200 kPa


basınçta, 1-3 saat arasında oksidasyon zamanı ile 4-5 bölmeli bir otoklavda
gerçekleştirilmektedir. Sülfürlü minerallerin oksidasyonunda çok etkili bir yöntem
olmasına karşın ilk yatırım maliyeti oldukça yüksektir. Kavurma işlemine alternatif
bir diğer proses, biyolojik oksidasyon prosesi olup pH 1,2-1,6 ve 40-60°C sıcaklık
aralığında bakteriler yardımıyla sülfürlerin bozundurulması sağlanmaktadır. Kavurma
ve basınç altında oksidasyona göre düşük yatırım maliyetleri sunması, basit bir proses
olması, yüksek sıcaklık veya yüksek basınçlarda çalışma zorunluluğu bulunmaması
gibi avantajları sayesinde yüksek rezervli ve düşük tenörlü refrakter altın cevherlerinin
oksidasyonu için tercih edilen bir yöntemdir. Ancak çok asidik pH'larda çalışma
zorunluluğu, düşük tepkime hızından dolayı oksidasyonun 3-6 gün gibi uzun bir
zamanda tamamlanması, bakterilerin metaller üzerindeki toksik ve korozif etkisinin
bulunması gibi olumsuz yönleri bulunmaktadır (La Brooy ve diğ, 1994; Celep ve Alp,
2008; Yüce, 2014; Acarkan, 2014).

ActivoxTM prosesi ise basınç altında gerçekleştirilen geleneksel oksidasyon işleminin


daha düşük sıcaklık ve basınç altında gerçekleştirilebilmesi adına Avustralya’da
geliştirilmiş bir yöntemdir. Proses, refrakter altın cevher konsantrelerinin ultra ince
boyutta (d80: 5-15 µ) öğütülmesini takiben 100kPa, 98-100°C’de otoklav içerisinde
oksidasyon işlemi olup daha düşük basınç ve sıcaklığın yeterli olması nedeniyle
geleneksel basınç oksidasyonuna göre daha basit ve daha ucuz bir prosestir (Celep ve
Alp, 2008; Yüce, 2014).

61
Refrakter altın cevherlerinin oksidasyon proseslerine alternatif olarak 1993 yılında
geliştirilmiş Albion prosesi, günümüzde Xstrata ve Highlands Pasific/OMRD
konsorsiyumunun sahipliğinde dünyada pek çok yer de kullanılmaktadır. Proses,
Isamill karıştırmalı değirmende ultra ince boyuta öğütülen sülfür flotasyon
konsantresinin atmosferik basınç altında karıştırmalı tanklarda atmosferik basınçta
sisteme oksijen verilerek gerçekleştirilen oksidasyonu işlemidir. Altın içeren piritik
cevherler alkalin şartlar altında; arsenikli cevherler ise asidik şartlarda okside
edilmektedir (Celep ve Alp, 2008; Yüce, 2014).

Günümüz endüstriyel uygulamalarında, altın ve gümüşü çözmek için sodyum siyanür


(NaCN) çözücüsü tercih edilmekte olup altın cevherlerini çözmek için %0,01–0,05
(0,1–0,5 g/l) NaCN konsantrasyonu, gümüş cevherlerini çözmek için ise %0,1–0,5
NaCN konsantrasyonu gerekmektedir. Çözücünün tüketim miktarları ise altın
cevherleri için 0,2–0,5 kg/ton NaCN, gümüş cevherleri için ise 0,5–3,0 kg/ton NaCN
civarındadır (Yüce, 1997).

Altın içeren cevherin siyanür ile çözünmesi sırasında katı fazdaki altının sıvı faza
geçebilmesi için ortamda oksijen dışında serbest siyanür (CN)- iyonlarının da
bulunması gerekir. Düşük pH’larda serbest siyanür iyonlarının su ile tepkimeye
girerek hidrolize olma durumu söz konusu olduğu için siyanür çözücü özelliğinin
kaybolmaması adına ortamın alkali (bazik) yani 9,5-12 pH aralığında tutulması
gerekir. Altının siyanür ile çözündürme prosesinde en ideal pH değeri ise 10-11
aralığıdır (Yüce, 1997).

Siyanür konsantrasyonu, çözeltinin pH değerleri, çözeltinin Eh değerleri, oksijen


konsantrasyonu, çözeltinin sıcaklığı, altının yüzey alanı, çözeltide bulunan yabancı
iyonlar, karıştırma hızı ve liç süresi gibi parametreler altının siyanür ile çözünme
verimi üzerinde etkilidir (Yüce, 1997).

Endüstriyel boyutta henüz alternatifi bulunmayan ve yaygın olarak kullanılan siyanür


liçinin avantaj ve dezavantajları aşağıda sıralanmıştır:

Avantajları:

❖ Yüksek çözündürme verimi elde edilmesi,

❖ Düşük tenörlü ve ince boyuttaki cevherlere uygulanabilmesi,

❖ Aktif karbon adsorpsiyonunda etki olması,

62
❖ Liç kimyasının ve mekanizmasının çok iyi bilinmesi.

Dezavantajları:

❖ Yüksek pH değerlerinde çalışma zorunluluğu olması,

❖ Liç kinetiğinin yavaş olması,

❖ Oldukça zehirleyici olması,

❖ Çevresel kısıtlamaların bulunması (Yüce,1997).

Kimyasal zenginleştirme yöntemi olarak uygulanan siyanürasyonun tüm avantajları


yanında, zararlı çevresel etkileri, yüksek pH değerinde çalışma gereği ve refrakter altın
cevherlerinde doğrudan kazanım etkinliğinin düşük olması gibi nedenlerden dolayı
günümüzde siyanüre alternatif reaktifler için araştırmalar yapılmaktadır.

Son yıllarda tüm dünyada artan çevre bilinciyle siyanüre alternatif olarak tiyoüre,
tiyosülfat, tiyosiyanat, organik nitriller (malononitril gibi), amonyak, bisülfid, asit ve
halojenler (klor, brom ve iyot) gibi reaktifler laboratuvar ölçekte denenmektedir ancak
endüstriyel boyutta henüz uygulanmamaktadır (Selengil, 2010; Yüce, 2014).

63
64
4. DENEYSEL ÇALIŞMALAR

Bu tez kapsamında Konya-İnlice bölgesine ait epitermal altın cevherinin, fiziksel ve


fizikokimyasal yöntemlerle ön zenginleştirme verimliliği incelenmiştir. Bilyalı
değirmende öğütülen cevher öncelikle özgül ağırlık farkına göre ayırma yapan Falcon
Ayrıştırıcısı ile ön zenginleştirme işlemine tabi tutulmuştur. Daha sonra fiziksel bu
yönteme alternatif olarak fizikokimyasal yöntem bir zenginleştirme yöntemi olan
konvansiyonel flotasyon yöntemi ile zenginleştirme işlemine tabi tutulmuştur. Her iki
yöntemden elde edilen sonuçlar karşılaştırılmıştır.

Gerçekleştirilen deneylerle, beslenecek olan cevherin öğütülme süresi, öğütücü ortam


cinsi, tane boyutunun yanı sıra, pülpte katı oranı, merkezkaç kuvveti ve flotasyon
işleminde kullanılan reaktif türü, uygulanan temizleme işleminin flotasyon
verimliliğine etkileri incelenmiştir. Ayrıca deneylerde kullanılan temsili numuneler
üzerinde kimyasal ve mineralojik incelemeler yapılmıştır. Bu kapsamda bölgeden
gelen iki çeşit temsili numune mineralojik yapıları ve altın içeriğine göre gruplandırılıp
isimlendirilmiştir.

4.1 Kimyasal Analiz

Konya-İnlice bölgesinden gelen temsili numunelerin sülfürlü mineral içeriği fazla


olanına “Sülfürlü Numune”, sülfürlü minerallerin daha az ve oksitli yapıların fazla
olduğu tüvenan cevhere ise “Oksitli Numune” ismi verilmiştir.

Esan ve ALS laboratuvarında yapılan kimyasal analiz sonuçlarına göre sülfürlü


tüvenan cevherde 1,39 ppm Au, oksitli tüvenan cevherde ise 2,38 ppm Au olduğu
tespit edilmiştir. Numunelere ait kimyasal analiz sonuçları Çizelge 4.1’de verilmiştir.

65
Çizelge 4.1: Numunelerin kimyasal analizi.
Sülfürlü Oksitli Sülfürlü Oksitli
Elementler Elementler
Numune Numune Numune Numune
Au, ppm 1,39 2,38 La, ppm 2,22 1,00
Au, ppb 1458,56 2626,26 Mg, % 0,01 0,01
Ag, ppm 0,30 0,54 Mn, ppm 41,80 348,65
Al, % 0,78 0,62 Mo, ppm 3,74 4,47
As, ppm 25,25 49,87 Na, % 0,01 0,00
B, ppm 37,38 11,47 Ni, ppm 24,78 14,02
Ba, ppm 111,86 1092,69 P, % 0,01 0,02
Bi, ppm 1,71 1,46 Pb, ppm 37,38 11,47
Ca, % 0,02 0,01 S, % 4,12 0,07
Cd, ppm 0,96 0,10 Sb, ppm 1,05 1,59
Co, ppm 39,95 9,89 Sc, ppm 0,50 0,39
Cr, ppm 99,57 126,20 Se, ppm 2,67 0,71
Cu, ppm 35,58 25,23 Sr, ppm 133,41 12,49
Fe, % 3,89 1,82 Te, ppm 2,49 1,69
Ga, ppm 1,27 1,00 Th, ppm 1,00 0,68
Hg, ppm 0,04 0,07 Tl, ppm 1,89 0,16
K, % 0,05 0,01 U, ppm 35,58 25,23
La, ppm 2,22 1,00 V, ppm 5,16 4,52

4.2 Mineralojik Analiz

Mineralojik incelemeler için seçilen numunelerden parlak kesit numuneleri


hazırlanmıştır. Yüzeyleri karbonlu kaplanan bu kesitler ile Jeol marka JSM- 6010 LV
model taramalı elektron mikroskobu SEM’e bağlı Oxford marka enerji saçınımlı X-
ışını spektrometresi (EDS dedektörü) ile Şişecam A.Ş. laboratuvarlarında mineralojik
analizler yapılmıştır. Yapılan kesit incelemeleri sonucunda sülfürlü numune
içeriğinde; kuvars (SiO2) içerisinde bol miktarda pirit (%72 SO3+ %28 Fe2O3), piritle
birlikte 6 µm boyutlarında galen (PbS), 150 µm boyutlarına kadar barit (%38 SO3+
%62 BaO) ve az miktarda 15-20 µm boyutlarında nabit gümüşe (Ag) rastlanırken,
oksitli numune içeriğinde ise yine kuvars (SiO2) içerisinde nispeten az miktarda 4-5
µm boyutlarında pirit (%71 SO3+ %28 Fe2O3), 200 µm boyutlarına kadar barit (%37
SO3+ %63 BaO) ve az miktarda 20 µm boyutlarında nabit gümüş (Ag) ve ilmenit
(FeTiO3) taneleri tespit edilmiştir. Her iki numunenin incelenen parlak kesitinde altın
(Au) tanelerini görmek mümkün olamamıştır.

Sülfürlü ve oksitli numunenin mikroskop görüntüleri Şekil 4.1 ve Şekil 4.2’de


verilmiştir.

66
Şekil 4.1: Sülfürlü numunenin mikroskop görüntüleri.

Şekil 4.2: Oksitli numunenin mikroskop görüntüleri.

4.3 Boyut Analizi

4.3.1 Kırma işlemi

Boyut küçültmenin ilk kademesini kırma işlemi oluşturmaktadır. Her malzemenin


kırılma özellikleri kendine özgüdür. Bu sebeple bazı malzemeler kolay kırılabilirken,
bazı malzemelerin kırılması için daha fazla enerjinin harcanması gerekmektedir.
Kırma işleminden sonra malzeme toz haline de gelebilir büyük parçalar halinde de
kalabilir (Yıldız, 2010).

Kırıcı seçiminde dikkat edilmesi gereken en önemli husus kırılacak malzemenin


özellikleridir. Ayrıca malzemenin kırılma özelliklerinin de zaman içinde değişebilmesi
olasıdır. Bu kapsamda seçim yapılırken kırılacak malzemenin boyutu, miktarı ve hangi
boyuta kırılacağının bilinmesi gerekir. Ayrıca kırma kademeleri ile birlikte kırma
işleminin her kademesinde ortaya çıkması muhtemel etkenler birlikte
değerlendirildikten sonra kırıcıya karar verilmelidir (Akçamlı, 2016-2017).

67
Kırma işlemi sırasında çoğunlukla çeneli, döner ve konik kırıcı kullanılmasının yanı
sıra darbeli, otojen veya rulolu kırıcılar da kullanılabilir.

Bu tez kapsamında yapılan deneylerde kullanılan numuneler ESAN-Eczacıbaşı’na ait


olan Konya ili Meram ilçesine bağlı İnlice köyündeki maden yatağından alınmıştır.
Numunelerin tamamı mineralojik yapısal içeriklerine göre sınıflandırıldıktan sonra
boyut küçültme işleminin ilk aşaması olan kırma işlemine tabi tutulmuştur.

Numunelerin kırılma işlemleri sırasında çeneli kırıcıdan çıkan malzeme sırasıyla 30


mm, 19 mm, 11 mm, 8 mm, 6 mm, 3,36 mm, 2,83 mm ve 2 mm açıklığı bulunan
eleklerden geçirilerek sınıflandırılmıştır. 8 mm üzerindeki malzeme tekrar çeneli
kırıcıya beslenirken -8+2 mm boyut aralığındaki malzeme konik kırıcıya beslenmiştir.
Çeneli ve konik kırıcı olmak üzere iki kademeli kapalı kırma devresi ile numune
gruplarının tamamı 2 mm altına indirilmiştir. Kırma işleminin akım şeması Şekil 4.3’te
verilmektedir.

Şekil 4.3 : Boyut küçültme işlemlerinin akım şeması.

68
4.3.2 Öğütme işlemi

Öğütme, boyut küçültme işleminin son kademesi olup, 25 mm’den daha küçük tane
boyutlarına uygulanmaktadır. Cevher zenginleştirme tesislerindeki öğütme
devrelerinin amacı, mineral tanelerinin serbestleşmesini sağlamak üzere kırıcı
devresinden çıkan ürünün, optimum serbestleşme derecesinin gerektirdiği inceliğe
ufalanmasıdır (Tanrıverdi, 2016).

Bu tez çalışması kapsamında 2 mm altına kırılan cevherden temsili numuneler alınarak


ayrı ayrı laboratuvar tip bilyalı değirmenine beslenmiştir. Öğütme ortamı olan bilyalar
ise değirmen iç hacmi de hesap edilerek eşit ağırlıkta (her bir setten yaklaşık 3 kilo)
olmak üzere 8 adet 4,5 cm çaplı, 16 tane 3,3 cm çaplı ve 34 tane 2,3 cm çaplı seçilerek
toplamda 9 kilo olarak değirmene şarj edilmiştir.

Sülfürlü ve oksitli grup numunelerini, ayrı ayrı sabit katı oranı (%60 PKO) ve değişen
öğütme sürelerinde 74, 53, 38 mikron altı olmak üzere üç farklı boyutta küçültmek
amacıyla her gruptan 1000 gram numune miktarı, yaklaşık 9 kg bilya şarjı ve %60
Pülpte Katı Oranı (PKO) ile kademeli öğütme deneyleri gerçekleştirilmiştir. Çizelge
4.2’de öğütme deneyinde kullanılan bilyalı değirmenin özellikleri Çizelge 4.3’te ise
numune ve boyuta bağlı kademeli öğütme süreleri ise verilmiştir.

Çizelge 4.2: Laboratuvar tipi bilyalı değirmenin özellikleri.


Öğütücü Özellikler
Değirmen Tipi Laboratuvar tipi bilyalı değirmen

Değirmen İç Hacmi 6 litre

8 iri, 16 orta, 34 ince bilya (Ağırlıkça eşit


Bilya Kompozisyonu
miktarlarda)

Toplam Bilya Ağırlığı 8998 gr

İri / Orta / İnce Bilya Çapı 4,5 / 3,3 / 2,3 cm

Besleme PKO %60

Değirmen Hızı 95,1 dev/dakika

69
Çizelge 4.3: Öğütme analizleri.

Sülfürlü numune için öğütme analizi Oksitli numune için öğütme analizi

Boyut Öğütme Süreleri (dk.) Boyut Öğütme Süreleri (dk.)


(μm) (μm)

-74 30+20+10 -74 30+20+20+15+10

-53 30+25+25+25+15 -53 30+20+20+20+20

-38 30+30+30+30+35+20 -38 30+30+30+30+25+20+20+20

4.3.3 Eleme işlemi

Sistematik deneysel çalışmalarda kullanmak üzere 3 farklı boyutta (-74, -53, -38
mikron) kademeli olarak sulu öğütme gerçekleştirilmiştir. İstenen boyutlara göre
öğütülen numune gruplarının elek analizleri yapılmış ve tane boyut dağılımları Şekil
4.4 ve Şekil 4.5’te verilmiştir.

Şekil 4.4 : Kademeli öğütme yapılmış sülfürlü numunenin boyut dağılım eğrileri.

70
Şekil 4.5 : Kademeli öğütme yapılmış oksitli numunenin boyut dağılım eğrileri.

Sülfürlü ve oksitli numunenin farklı öğütme sürelerinde gerçekleştirilen üç farklı


boyutun öğütme deneylerine göre d50 ve d80 değerleri Çizelge 4.4’te gösterilmiştir.

71
Çizelge 4.4 : Öğütme sürelerine bağlı d50 ve d80 boyut değerleri.

Sülfürlü numune için öğütme analizi Oksitli numune için öğütme analizi

Boyut Öğütme Süreleri (dk) d50 d80 Boyut Öğütme Süreleri (dk) d50 d80
μm) (μm) (μm) (μm) (μm) (μm)

-74 30+20+10 21,46 54,59 -74 30+20+20+15+10 25,89 58,75

-53 30+25+25+25+15 20,74 40,69 -53 30+20+20+20+20 16,23 33,90

-38 30+30+30+30+35+20 12,51 26,30 -38 30+30+30+30+25+20+20+20 11,51 23,07

72
4.4 Falcon Ayırıcısı ile Fiziksel Zenginleştirme Deneyleri

Konya İnlice bölgesinden gelen sülfürlü ve oksitli altın cevheri numunelerinin ön


zenginleştirme deneyleri laboratuvar tipi L40 model Falcon ayırıcısı kullanılarak
yapılmıştır. Falcon L40 ayırıcısı Şekil 4.6’da teknik özellikleri ise Çizelge 4.5’te
verilmektedir.

Şekil 4.6: Laboratuvar tipi L40 model Falcon Ayırıcısı.

Çizelge 4.5: Laboratuvar ölçekli L40 model Falcon ayırıcısı spesifikasyonları.

Teknik Özellikler Spesifikasyonlar


Besleme kapasitesi 0-300 kg/saat katı (malzemeye bağlı)
Maksimum besleme yoğunluğu Ağırlıkça %70-75 katı (tavsiye edilen)
Maksimum pülp kapasitesi 38 lt/dk
Parça boyutu -12 mesh (-1,7 mm) +1250 mesh (+10 µm)
Çalışma Proses Suyu Miktarı 0,24-1,2 m3/saat
Santrifüj Alanı 0-300 G
Konsantre hacmi 65 ml
Konsantrasyonda kullanılan
285 cm2
yüzey alanı
Konsantre ağırlığı 0.07-0.15 kg
Konsantratör net ağırlığı 32 kg
Konsantratör Gücü ½ HP (360 watt) (giriş-115/230VAC/1/50/60 Hz.)

73
Falcon ayırıcısında santrifüj kuvvet değeri (G) motor dönüş hızına bağlı olarak
ayarlanmaktadır. Motor hızı ise ayırıcı üstündeki Autopac kontrol sistemi ile
ayarlanmaktadır. Bu kontrol sistemine girilen motor hız değerleri sistemi çalışılmak
istenilen G kuvvet değerine getirmektedir. Çizelge 4.6’da Falcon L40 ayırıcısındaki
G değeri tablosu görülmektedir.

Çizelge 4.6: Falcon L40 ayırıcısının motor hızı ve çekim kuvveti değerleri.

Falcon SB (Semi Batch) konsantratör altın, platin gibi değerli minerallerin


zenginleştirilmesinde kullanılır. Beslenen malzemenin maksimum 6 mm boyuta kadar
olan kaba tanelerinin yaklaşık %1’ini çok yüksek tenörlü olarak zenginleştirdiği için
tercih edilmektedir. Laboratuvar tipi Falcon L40 ayırıcısının endüstride kullanılan
Falcon SB ayırıcılarından farkı ağır malzemenin çıktığı çıkış oluklarının olmamasıdır
(McAlister ve Amstrong, 1998).

Konya İnlice bölgesi epitermal yataklı altın cevheri inceldikçe serbestleşmesinin


dolayısıyla tenörünün de yükseleceği düşünülerek santrifüj etkisinden aşırı derecede
etkilenmeyeceği en ince boyut olarak değerlendirilen 53 mikron altı boyuta
öğütülmüştür. Yaklaşık birer kiloluk öğütülmüş sülfürlü ve oksitli numuneler
öncelikle %15 lik sabit PKO ve ortalama 6 lt/dk besleme hızında pürüzsüz hazne
kullanılarak, 100 G, 200 G ve 300 G yer çekim kuvvetine tabi tutularak zenginleştirme
deneyleri gerçekleştirilmiştir.

74
Sülfürlü numuneden her deney sonrası, girenin yaklaşık %24’ü oranında konsantre
elde edilirken, oksitli numuneden yaklaşık %27 oranında konsantre sağlanmıştır.

Pürüzsüz hazne ile gerçekleştirilen Falcon zenginleştirme deneylerinde kimyasal


analizi sonucuna göre en iyi sonuç sülfürlü numune için 200 G’de (2,46 ppm Au) %43
verim ile oksitli numune için ise 300G’de (1,85 ppm) %21 verim ile alınmıştır. Deney
koşulları Çizelge 4.7’de sonuçları ise Çizelge 4.8’de verilmiştir.

75
Çizelge 4.7: Pürüzsüz hazne ile gerçekleştirilen Falcon L40 deney koşulları.

Deney Koşulları Spesifikasyonlar


Boyut -53 µm
Falcon cihazına beslenen miktar (net) 800 g (Sülfürlü Numune), 550 g (Oksitli Numune)
Ortalama besleme hızı 6 lt/dk
PKO %15
Kullanılan hazne tipi Pürüzsüz

Çizelge 4.8: Pürüzsüz hazne ile gerçekleştirilen Falcon L40 deney sonuçları.
Numune G Kuvveti Ürünler Miktar (%) Au İçerik (Au, ppm) Verim (Au, %)
Konsantre 24,2 2,20 38,3
100 G
Artık 75,8 1,13 61,7
Besleme 100,0 1,39 100,0
Konsantre 24,4 2,46 43,1
Sülfürlü 200 G
Artık 75,6 1,05 56,9
Numune
Besleme 100,0 1,39 100,0
Konsantre 21,4 2,37 36,4
300 G
Artık 78,6 1,12 63,6
Besleme 100,0 1,39 100,0
Konsantre 28,5 1,26 15,1
100 G
Artık 71,5 2,83 84,9
Besleme 100,0 2,38 100,0
Konsantre 25,5 1,59 17,1
Oksitli 200 G
Artık 74,5 2,65 82,9
Numune
Besleme 100,0 2,38 100,0
Konsantre 26,6 1,85 20,6
300 G
Artık 73,4 2,57 79,4
Besleme 100,0 2,38 100,0

76
Deney sonuçlarının tatminkâr olmadığı görüldüğünden çentikli akışkanlık sağlayan
hazne (super bowl with riffles or fluidized grooves) deneylerine geçiş yapılmıştır. Bu
yöntemde ekstra bir yıkama suyu olacağı için pülpte katı oranı biraz arttırılarak her
grup için %20 PKO ile 53 mikron altına öğütülen ortalama 2’şer kg malzeme 300 G
de çalışan Falcon’a beslenmiştir. 300 G deneyinden elde edilen artık ürün, sırasıyla
200 G den 3 kez, 100 G den ise 4 kez geçirilerek, temiz bir artık elde edilmeye
çalışılmıştır. Bu deneylerin deney akım şemaları Şekil 4.7 ve Şekil 4.8’de, deneylerin
koşulları ise Çizelge 4.9’da verilmiştir.

Şekil 4.7: Sülfürlü numune deney akım şeması.

77
Şekil 4.8: Oksitli numune deney akım şeması.

Çizelge 4.9: Çentikli hazne ile gerçekleştirilen Falcon L40 deney koşulları.

Deney Koşulları Spesifikasyonlar


Boyut -53 µm
1600 g (Sülfürlü Numune),
Falcon cihazına beslenen miktar (net)
1300 g (Oksitli Numune)
Ortalama besleme hızı 2,9 lt/dk
PKO %20
Kullanılan hazne tipi Çentikli
Yıkama suyu basıncı 1 bar

78
Pürüzsüz ve çentikli hazne ile gerçekleştirilen deneylerdeki konsantre tabakalaşması
Şekil 4.9 ve Şekil 4.10’da gösterilmiştir.

Şekil 4.9: Sülfürlü numunenin pürüzsüz ve çentikli haznedeki tabakalaşması.

Şekil 4.10: Oksitli numunenin pürüzsüz ve çentikli haznedeki tabakalaşması.

Görsellerden de anlaşılacağı gibi pürüzsüz hazne kullanılan deneylerde katmanlaşma


gözlemlenmemiş olup sadece hafif malzeme artığa geçmiş olduğundan zenginleşme
gerçekleşmemiştir. Çentikli hazne de ise altın taneciklerinin ağırlığı ve santrifüj etkisi
ile ağır malzemenin çentikler arasında biriktiği gözlemlenmiştir.

Çentikli hazne ile gerçekleştirilen Falcon deneyleri sonucunda sülfürlü numuneden


%16 konsantre miktarı sağlanırken, oksitli numune için %15 konsantre miktarı
sağlanmıştır.

79
Kimyasal analizi sonucuna göre sülfürlü numune için en iyi zenginleştirme sonucu 300
G’de ve %7 altın kazanım verimi ile 4,79 ppm Au olarak elde edilmiştir. Optimum
tenör ve verim ise 200 G’de gerçekleştirilen deneyde elde edilmiştir. Sülfürlü
numunenin Falcon konsantratörü ile ön zenginleştirme deneyinde toplamda altın
kazanım verimi ise %41 civarındadır. Aynı şekilde analiz sonuçlarına göre oksitli
numune için en iyi zenginleştirme sonucu 300 G’de ve %2 altın kazanım verimi ile
2,70 ppm Au olarak elde edilmiş olsa da numunenin nihai artık tenörünün 2,51 olması
sebebiyle verimli bir zenginleştirme olmadığı sonucuna varılmıştır. Oksitli numunenin
Falcon konsantratörü ile ön zenginleştirme deneyinde toplamda altın kazanım verimi
ise %11 civarında kalmıştır. Deney sonuçları Çizelge 4.10’da sonuçların yer aldığı
akım şemaları ise Şekil 4.11 ve Şekil 4.12’de verilmiştir.

Çizelge 4.10: Çentikli hazne ile gerçekleştirilen Falcon L40 deney sonuçları.
G Miktar Au İçerik Verim
Numune Ürünler
Kuvveti (%) (Au, ppm) (Au, %)
300 G Konsantre 2,1 4,79 7,1

200 G Konsantre 8,7 3,13 19,6

100 G Konsantre 4,8 2,76 9,6


Sülfürlü
Numune
Toplam Konsantre 15,6 3,61 40,5

Toplam Artık 84,4 0,98 59,5

Besleme 100,0 1,39 100,0

300 G Konsantre 1,7 2,70 1,9

200 G Konsantre 4,3 1,36 2,5

100 G Konsantre 9,1 1,11 4,2


Oksitli
Numune
Toplam Konsantre 15,1 1,65 10,5

Toplam Artık 84,9 2,51 89,5

Besleme 100,0 2,38 100,0

80
Şekil 4.11: Sülfürlü numune deney sonucu akım şeması. Şekil 4.12: Oksitli numune deney sonucu akım şeması.

81
4.5 Flotasyon Yöntemi ile Fizikokimyasal Zenginleştirme Deneyleri

Bu tez kapsamında kimyasal zenginleştirmeye yardımcı olması amacıyla fiziksel


zenginleştirmenin yanı sıra fizikokimyasal zenginleştirme yöntemi olan flotasyon
deneyleri gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen deneylerde reaktif miktarının etkisi,
sodyum silikat miktarının etkisi, pH etkisi ve temizleme devresinin etkisi araştırılarak
en uygun flotasyon koşulunun belirlenmesi amaçlanmıştır.

Flotasyon deneyleri kırma, eleme ve kademeli öğütme işlemleri sayesinde tamamı 74


mikron altına öğütülen sülfürlü numune üzerinde yapılmıştır. Şekil 4.4’teki grafikten
de anlaşılacağı gibi %79’nun 53 mikron altı olması ve bu noktadan sonra 53 mikron
altına öğütülen malzemenin boyut dağılımı grafiği ile nerdeyse aynı eğilimi göstermesi
nedeniyle, enerji ve ekonomik verim de düşünülerek sülfürlü numune ile
gerçekleştirilecek flotasyon deneyleri için malzemenin 74 mikron altına öğütülmesinin
yeterli olacağına karar verilmiştir. Deneyler sırasında pülpü disperse etmek ve içinde
bulunan silikatlı mineralleri bastırmak için %10 derişimde değişen miktarlarda
Sodyum Silikat (Na2SiO3) kullanılıp kondisyonlandıktan sonra kollektör olarak
Aerophine 3418A, Aero 208 ve köpürtücü olarak MIBC kullanılmıştır. Kollektör ve
köpürtücü reaktiflerin pülp içinde karışma süresi olarak 3 dakika verilerek pH
ayarlandıktan sonra kaba flotasyon işlemi gerçekleştirilmiştir. Köpük alma 3+3+4
dakika süreyle olup flotasyon 3 kademe şeklinde gerçekleştirilmiştir. Oksitli
numunede yeterli miktarda sülfürlü mineral bulunmadığı için flotasyon deneyleri
gerçekleştirilememiştir. Altın cevherlerinin flotasyonunda kullanılan reaktifleri ve
özellikleri Çizelge 4.11’de verilmiştir.

82
Çizelge 4.11: Flotasyon deneylerinde kullanılan reaktifler ve özellikleri.

Reaktif Reaktif Kimyasal


Açıklama
Adı Cinsi Formülü

Sülfür, oksit ve tuz tipi minerallerin


flotasyonunda, alkali ortamda silikat ve
Sodyum
Bastırıcı Na2SiO3 karbonatlı minerallerin bastırılmasında
Silikat
kullanılır. pH değerine bağlı olarak iyi bir
dağıtıcı ve bastırıcıdır.

Kompleks, polimetallik ve masif sülfürlü


C8H18PS2Na cevherlerinin zenginleştirilmesinde etkin
Aerophine
Kollektör (Dialkil bir toplayıcıdır. Ksantat’lardan %30-50
3418A
ditiyofosfanat) daha az miktarda kullanılması aynı etkiyi
göstermektedir.

Bakır cevherleri için seçimli, doğal


Dialkil
Aero208 Kollektör olarak oluşmuş Au ve Ag cevherleri için
ditiyofosfat
en verimli toplayıcılardan biridir.

En yaygın kullanılan, kırılgan köpük


C6 H14O (Metil oluşturan, zayıf ve nötral bir
MIBC Köpürtücü
izobütil Karbinol) köpürtücüdür. İnce partikül boyutlu
flotasyona uygundur.

Flotasyon deneylerinde 2,5-5 litrelik hücreler kullanılmış, karıştırma hızı


1500-1600 dev/dk olarak ayarlanmıştır. Deneyler, Denver marka D-12 model
laboratuvar tipi flotasyon cihazı ve DENVER D-12 Modeli benzeri tasarımlı Ünal
laboratuvar tipi flotasyon cihazı ile yapılmıştır. Deneylerde kullanılan flotasyon
cihazları Şekil 4.13’te verilmiştir.

83
Şekil 4.13: Deneylerde kullanılan flotasyon cihazları.

4.5.1 Reaktif miktarı etkisi

Aerophine 3418A, Aero 208 reaktifleri kullanılarak, reaktif türü ve miktarının


flotasyona etkisinin incelemek üzere beş deney yapılmıştır. Her deneyde her iki
reaktiften eşit miktarda olmak üzere toplamda 120, 240, 480, 960 ve 1920 g/ton olarak
reaktif miktarı arttırılarak kaba flotasyon deneyleri gerçekleştirilmiştir. Bu deneylere
ait ortak deney koşulları Çizelge 4.12’de kullanılan reaktif miktar dağılımı
Çizelge 4.13’te deneylerin toplu sonuçları ise Çizelge 4.14’te verilmiştir.

84
Çizelge 4.12: Reaktif miktarının etkisinin incelendiği deneylerin koşulları.

Parametre Miktar
Na2SiO3 2000 g/t (1000+500+500)
3418 A 60, 120, 240, 480, 960 g/t
Aero 208
60, 120, 240, 480, 960 g/t
MIBC
60 g/t (20+20+20)
Na2SiO3 kıvam süresi 10+5+5
3+3+3
Kollektör kıvam süresi
3+3+4
Flotasyon süresi
pH 4-4,5
PKO %20

Çizelge 4.13: Deneylerde kullanılan reaktiflerin miktar dağılımı.

Deneyler Aerophine 3418A Miktarı (g/t) Aero 208 Miktarı (g/t)

Deney 1 60 (20+20+20) 60 (20+20+20)


Deney 2 120 (40+40+40) 120 (40+40+40)
Deney 3 240 (80+80+80) 240 (80+80+80)
Deney 4 480 (160+160+160) 480 (160+160+160)
Deney 5 960 (320+320+320) 960 (320+320+320)

85
Çizelge 4.14: Reaktif miktarı etkisinin incelendiği deneylerin sonuçları.
Reaktif
Au İçerik Verim
Deneyler Miktarı Ürünler Miktar (%)
(Au, ppm) (Au, %)
(g/t)
Konsantre 21,7 4,17 65,1
Deney 1 60+60 Artık 78,3 0,62 34,9
Beslenen 100,0 1,39 100,0
Konsantre 25,3 3,90 71,0
Deney 2 120+120 Artık 74,7 0,54 29,0
Beslenen 100,0 1,39 100,0
Konsantre 24,0 4,21 72,7
Deney 3 240+240 Artık 76,0 0,50 27,3
Beslenen 100,0 1,39 100,0
Konsantre 19,7 4,62 65,3
Deney 4 480+480 Artık 80,3 0,60 34,7
Beslenen 100,0 1,39 100,0
Konsantre 45,9 2,57 84,8
Deney 5 960+960 Artık 54,1 0,39 15,2
Beslenen 100,0 1,39 100,0

Reaktif kullanım miktarlarına göre bu beş deney karşılaştırıldığında, 480 gr/ton Aero
208 ve 480 gr/ton Aerophine 3418A kollektör kullanıldığı deneyde 4,62 ppm Au ile
en yüksek tenör elde edilmişken %85 ile en yüksek verim 960+960 g/t kollektör
kullanılan deneyde elde edilmiştir. Ancak optimum tenör ve verim 240+240 g/t
kollektör kullanılan deneyde 4,21 ppm Au ve %73 verim ile sağlanmıştır. Reaktif
miktarına bağlı olarak Altın kazanım verim (Au, %) ve tenör (Au, ppm) değişimi
Şekil 4.14’teki grafikte verilmektedir.

86
5,00 90,00

4,50 80,00

4,00
70,00

3,50
60,00
Tenör(Au,ppm)

Au Verim(%)
3,00
50,00
2,50
40,00
2,00
30,00
1,50

20,00
1,00
Tenör (Au,ppm)
0,50 10,00
Verim (Au,%)
0,00 0,00
0 240 480 720 960 1200 1440 1680 1920
Toplam Reaktif Miktarı(g/t)

Şekil 4.14: Reaktif miktarına bağlı olarak Au tenör ve verimi.

4.5.2 Bastırıcı miktarı etkisi

Altın flotasyonunda silikatları bastırmak ve pülpü disperse etmek için kullanılan


sodyum silikatın (Na2SiO3) flotasyona etkisi incelenmiştir. Yapılan deneylerde;
flotasyon şartı olarak 240+240 g/ton Aerophine 3418A, Aero 208 reaktifleri ile
Na2SiO3 miktarının her deneyde 500 g/ton arttırılarak 500-1000-1500-2000 g/ton
şeklinde 3 kademeli 4 ayrı kaba flotasyon deneyi gerçekleştirilmiştir. Bastırıcı
miktarının etkisinin incelendiği deneylerin koşulları Çizelge 4.15’te, bastırıcı
miktarının dağılımı Çizelge 4.16’da deneylerin toplu sonuçları ise Çizelge 4.17’de
verilmiştir.

87
Çizelge 4.15 : Bastırıcı miktarının etkisinin incelendiği deneylerin koşulları.

Parametre Miktar
Na2SiO3 (Sodyum Silikat) 500, 1000, 1500, 2000 g/t
3418 A 240 g/t (80+80+80)
Aero 208 240 g/t (80+80+80)
MIBC 60 g/t (20+20+20)
Na2SiO3 kıvam süresi 10+5+5
Kollektör kıvam süresi 3+3+3
Flotasyon süresi 3+3+4
pH 4-4,5
PKO %20

Çizelge 4.16: Deneylerde kullanılan bastırıcının miktar dağılımı.

Deneyler Na2SiO3 (Sodyum Silikat) Miktarı (g/t)

Deney 1 500 (300+100+100)


Deney 2 1000 (600+200+200)
Deney 3 1500 (900+300+300)
Deney 4 2000 (1000+500+500)

88
Çizelge 4.17: Bastırıcı miktarı etkisinin incelendiği deneylerin sonuçları.

Bastırıcı
Miktar Au İçerik Verim
Deneyler Miktarı Ürünler
(%) (Au, ppm) (Au, %)
(Na2SiO3) (g/t)
Konsantre 26,2 3,76 70,8

Deney 1 500 Artık 73,8 0,55 29,2

Beslenen 100,0 1,39 100,0

Konsantre 42,5 2,84 86,8

Deney 2 1000 Artık 57,5 0,32 13,2

Beslenen 100,0 1,39 100,0

Konsantre 51,0 2,39 87,6

Deney 3 1500 Artık 49,0 0,35 12,4

Beslenen 100,0 1,39 100,0

Konsantre 24,0 4,21 72,7

Deney 4 2000 Artık 76,0 0,50 27,3

Beslenen 100,0 1,39 100,0

Bastırıcı kullanım miktarlarına göre gerçekleştirilen dört deney karşılaştırıldığında,


2000 gr/ton bastırıcı kullanıldığı deneyde 4,21 ppm Au ile en yüksek tenör elde
edilmişken %88 altın kazanım oranı ile en yüksek verim 1500 g/t bastırıcı kullanılan
deneyde elde edilmiştir. 1000 g/t bastırıcı kullanılan deneyde elde edilen sonuçlara
göre tenör nispi olarak artmış olsa da altın kazanım verimi 1500 g/t bastırıcı kullanılan
deneye göre daha düşüktür. Bastırıcı miktarına bağlı olarak Altın kazanım verim
(Au, %) ve tenör (Au, ppm) değişimi Şekil 4.15’teki grafikte verilmektedir.

89
5 100

4,5 90

4 80

3,5 70
Tenör(Au,ppm)

Verim(Au,%)
3 60

2,5 50

2 40

1,5 30

1 20
Tenör (Au,ppm)
0,5 10
Verim ( Au,%)
0 0
0 500 1000 1500 2000 2500
Bastırıcı ( Na2SiO3) Miktarı (g/t)

Şekil 4.15: Bastırıcı miktarına bağlı olarak Au tenör ve verimi.

4.5.3 pH etkisi

Birçok kaynakta yüksek pH’larda altının bastırılmasına dikkat çekilmiş olup bununla
birlikte cevher içeriğinde bulunan diğer minerallerin farklı pH’larda yüzme
durumunun da altının yüzme verimini etkileyebileceği belirtilmiştir (Monte ve diğ,
1997; Forrest ve diğ, 2001). Ancak aslında altının yüzmesi için pH etkisi daha çok
kullanılan kollektöre bağlıdır. Aynı cevherin flotasyonu esnasında kullanılan farklı tip
kollektörlere göre pH 4,5’da iyi bir altın kazanımı elde edilirken 12’den yüksek bir
pH’da da iyi bir sonuç elde edilebilir (Forrest ve diğ, 2001).

Bu nedenle bu tez de altın flotasyonunda en yüksek verim sağlayan kollektörler olan


3418 A ve Aero 208 kullanılmış olup diğer çalışmalarda en iyi sonucun pH 4,5’da
alınması dikkate alınarak Konya İnlice altın cevherinin doğal pH (6,6-6,9) değerinde
ve pH 4-4,5 değerlerinde flotasyon deneyleri gerçekleştirilerek altın kazanımında pH
etkisi incelenmiştir (Acarkan ve diğ, 2010).

Altın tenör ve kazanım verimlerine bakıldığında diğer literatür çalışmalarına benzer


şekilde pH 4-4,5’da daha iyi sonuçlar elde edilmiştir.

90
Bu deneylere ait deney koşulları Çizelge 4.18’de deneylerin toplu sonuçları ise Çizelge
4.19’da verilmiştir.

Çizelge 4.18: pH etkisinin incelendiği deneylerin koşulları.

Parametre Deney 1-Miktar Deney 1-Miktar


2000 g/t 2000 g/t
Na2SiO3
(1000+500+500) (1000+500+500)
3418 A 240 g/t (80+80+80) 240 g/t (80+80+80)
Aero 208 240 g/t (80+80+80) 240 g/t (80+80+80)
MIBC 60 g/t (20+20+20) 60 g/t (20+20+20)
Na2SiO3 kıvam süresi 10+5+5 10+5+5
Kollektör kıvam süresi 3+3+3 3+3+3
Flotasyon süresi 3+3+4 3+3+4
pH 4-4,5 6,5-7 (Ort. 6.7)
PKO %20 %20

Çizelge 4.19: pH etkisinin incelendiği deneylerin sonuçları.


Miktar Au İçerik Verim
Deneyler pH Ürünler
(%) (Au, ppm) (Au, %)
Konsantre 24,0 4,21 72,7

Deney 1 4-4,5 Artık 76,0 0,50 27,3

Beslenen 100,0 1,39 100,0

Konsantre 33,6 1,73 41,7

Deney 2 6,5-7 Artık 66,4 1,22 58,3

Beslenen 100,0 1,39 100,0

4.5.4 Kaba konsantre üzerinde yapılan temizleme deneyleri

Kaba flotasyon deneyi sonunda elde edilen konsantrenin tenörünü artırmak için,
öncelikle kaba flotasyonda en uygun sonuçların elde edildiği aşağıda verilen
koşullarda kaba flotasyon deneyleri yapılmıştır.

En uygun kaba flotasyon koşulları:

❖ Na2SiO3: 1500 g/t

❖ 3418 A: 240 g/t

❖ Aero 208: 240 g/t

❖ pH 4-4,5

91
Elde edilen kaba konsantre üzerinde hem temizleme devrelerinde kollektör
kullanılarak hem de kullanılmaksızın deneyler yapılmıştır. Temizleme işlemleri
kollektörlü ve kollektörsüz olarak 4 kademede gerçekleştirilmiştir. Temizleme
flotasyon deneylerinin koşulları sırası ile Çizelge 4.20 ve Çizelge 4.21’de akım
şemaları ise Şekil 4.16’da verilmektedir.

Çizelge 4.20: Kollektör ilaveli 4 kademe temizleme devreli flotasyon deneyi


koşulları.
Flotasyon Devresi Parametre Miktar
Na2SiO3 1500 g/t (900+300+300)
3418 A 240 g/t (80+80+80)
Aero 208 240 g/t (80+80+80)
MIBC 60 g/t (20+20+20)
Na2SiO3 kıvam süresi 10+5+5
Kaba Flotasyon Devresi
Kollektör kıvam
3+3+3
süresi
Flotasyon süresi 3+3+4
Ph 4-4,5
PKO %20
3418 A 100 g/t (25+25+25+25)
Aero 208 100 g/t (25+25+25+25)
MIBC 10+10
Kollektör İlaveli 4 Kademeli Kollektör kıvam
3+3+3
Temizleme Devresi süresi
Flotasyon süresi 3+2+2+2
Ph 4-4,5
PKO %15

92
Çizelge 4.21: Kollektör ilavesiz 4 kademe temizleme devreli flotasyon deneyi
koşulları.
Flotasyon Devresi Parametre Miktar
Na2SiO3 1500 g/t (900+300+300)
3418 A 240 g/t (80+80+80)
Aero 208 240 g/t (80+80+80)
MIBC 60 g/t (20+20+20)
Kaba Flotasyon Devresi Na2SiO3 kıvam süresi 10+5+5
Kollektör kıvam süresi 3+3+3
Flotasyon süresi 3+3+4
Ph 4-4,5
PKO %20
3418 A -
Aero 208 -
MIBC 10+10+10+10
Kollektör İlavesiz 4 Kademeli
Kollektör kıvam süresi 3+3+3+3
Temizleme Devresi
Flotasyon süresi 3+2+2+2
Ph 4-4,5
PKO %15

93
Şekil 4.16 : Kollektör ilaveli ve ilavesiz 4 kademeli temizleme flotasyonunun akım
şeması.

Kollektörlü temizleme deneylerinin sonuçları Çizelge 4.22’de, ara ürünlerin


birleştirildiği sonuçlar Çizelge 4.23’te, ara ürünlerin dağıtıldığı sonuçlar ise
Çizelge 4.24’te verilmektedir.

94
Çizelge 4.22 : Kollektörlü temizleme devresi deneylerin sonuçları.

Miktar Au İçerik Verim


Deneyler pH Ürünler
(%) (Au, ppm) (Au, %)
Konsantre 6,0 8,37 36,4
Ara Ürün-4 1,5 2,51 2,7
Kollektör Ara Ürün-3 1,9 0,82 1,1
İlaveli
4-4,5 Ara Ürün-2 5,7 1,90 7,8
Temizleme
Devresi Ara Ürün-1 23,1 2,20 36,5
Artık 61,8 0,35 15,5
Beslenen 100,0 1,39 100,0

Çizelge 4.23 : Kollektörlü temizleme devresi deneylerin sonuçları


(ara ürünler birleştirilmiş).
Miktar Au İçerik Verim
Deneyler pH Ürünler
(%) (Au, ppm) (Au, %)
Konsantre 6,0 8,37 36,4
Kollektör
İlaveli Ara Ürün 32,2 2,07 48,1
4-4,5
Temizleme Artık 61,8 0,35 15,5
Devresi Beslenen 100,0 1,39 100,0

Çizelge 4.24 : Kollektörlü temizleme devresi deneylerin sonuçları


(ara ürünler dağıtılmış).
Miktar Au İçerik Verim
Deneyler pH Ürünler
(%) (Au, ppm) (Au, %)
Kollektör Konsantre 13,0 8,37 78,1
İlaveli
4-4,5 Artık 87,0 0,35 21,9
Temizleme
Devresi Beslenen 100,0 1,39 100,0

Kollektörsüz temizleme devresi deney sonuçları Çizelge 4.25 ve Çizelge 4.26’da ara
ürünlerin birleştirildiği sonuçlar Çizelge 4.27’de, ara ürünlerin dağıtıldığı sonuçlar ise
Çizelge 4.28’de verilmektedir.

95
Çizelge 4.25 : Kollektörsüz 4 kademeli temizleme devresi deneylerin sonuçları.

Miktar Au İçerik Verim


Deneyler pH Ürünler
(%) (Au, ppm) (Au, %)
Konsantre 0,6 4,77 2,4
Ara Ürün-4 1,3 2,99 3,1
Kollektör Ara Ürün-3 3,1 6,14 15,9
İlavesiz
4-4,5 Ara Ürün-2 9,1 3,11 23,4
Temizleme
Devresi Ara Ürün-1 28,1 1,37 31,8
Artık 57,8 0,49 23,4
Beslenen 100,0 1,21 100,0

Çizelge 4.26 : Kollektörsüz 2 kademeli temizleme devresi deneylerin sonuçları.

Miktar Au İçerik Verim


Deneyler pH Ürünler
(%) (Au, ppm) (Au, %)
Konsantre 5,0 5,23 21,6
Kollektör Ara Ürün-2 9,1 3,11 23,3
İlavesiz
4-4,5 Ara Ürün-1 28,1 1,37 31,7
Temizleme
Devresi Artık 57,8 0,49 23,4
Beslenen 100,0 1,21 100,0

Çizelge 4.27 : Kollektörsüz temizleme devresi deneylerin sonuçları


(ara ürünler birleştirilmiş).
Miktar Au İçerik Verim
Deneyler pH Ürünler
(%) (Au, ppm) (Au, %)
Konsantre 5,00 5,23 21,6
Kollektör
Ara Ürün 37,2 1,79 55,0
İlavesiz
4-4,5
Temizleme Artık 57,8 0,49 23,4
Devresi
Beslenen 100,0 1,21 100,0

Çizelge 4.28 : Kollektörsüz temizleme devresi deneylerin sonuçları


(ara ürünler dağıtılmış).

Miktar Au İçerik Verim


Deneyler pH Ürünler
(%) (Au, ppm) (Au, %)
Kollektör Konsantre 15,2 5,23 65,7
İlavesiz
4-4,5 Artık 84,8 0,49 34,3
Temizleme
Devresi Beslenen 100,0 1,21 100,0

96
Altın içeriğinin yükseltilmesi için 240 g/t Aerophine 3418A ve 240 g/t Aero 208
kollektörleri (1500 g/t Na2SiO3, 60 g/t MIBC ve pH 4-4,5) ile birlikte en iyi verim ve
tenörün sağlandığı 3 kademeli kaba flotasyondan sonra 4 kademeli temizleme
flotasyonları gerçekleştirilmiştir. Hem temizleme kademesi hem de kollektör ilavesi
etkisi araştırılmıştır. Kaba flotasyon aynı şartlarda gerçekleştirildikten sonra iki ana
temizleme flotasyon deneyi gerçekleştirilmiş olup birinde kollektör ilave edilmiş
diğerinde ise kollektör ilave edilmeden temizleme flotasyonu gerçekleştirilmiştir.

Her kademesinde 25 g/t Aerophine 3418A ve 25 g/t Aero 208 kollektörleri ilave edilen
4 kademeli temizleme flotasyon deneyleri sonucunda nihai konsantredeki altın içeriği
8,37 ppm değerine yükselmiş verim ise %36,37 olarak hesaplanmışken ara ürünlerin
dağıtılması durumunda, konsantre verimi teorik olarak %78,10 değerine yükselmiştir.

Kollektör ilavesiz gerçekleştirilen temizleme deneyleri 4 kademeli olarak


gerçekleştirilse de 3.temizleme devresi sonrasında ekstra kollektör ilave edilmemesi
ve numune içerisinde kaba devreden arta kalan kollektör miktarının da neredeyse
tükenmiş olması sebebiyle ara üründe kalan malzeme tenörü yükselirken (6,14 ppm
Au) nihai ürünün tenör ve verimi düşmüştür (4,77 ppm Au ve %2,40 Au verim). Bu
düşüşün engellenmesi sebebiyle kollektörsüz gerçekleştirilecek temizleme flotasyon
deneylerinin uygulamada 2 kademe olarak gerçekleştirilmesine karar verilmiştir. Buna
göre iki kademe kollektör ilavesiz temizleme flotasyon deneyi gerçekleştirildikten
sonra nihai konsantredeki altın içeriği 5,23 ppm değerine yükselmiş verim ise %21,61
olarak hesaplanmışken ara ürünlerin dağıtılması durumunda, konsantre verimi teorik
olarak %65,66 değerine yükselmiştir.

97
98
5. SONUÇLAR

Esan Eczacıbaşı Endüstriyel Hammaddeler San. ve Tic. A.Ş.’ye ait Konya-İnlice


bölgesindeki epitermal tipteki altın cevherinin fiziksel ve fizikokimyasal yöntemlerle
zenginleştirilmesine yönelik deneyler içeren bu tezde kimyasal analiz sonucuna göre
2,38 ppm Au içeren sarı renkteki oksitli altın numunesi ve 1,39 ppm Au içeren gri
renkteki sülfürlü altın numunesi ile çalışılmıştır. Kimyasal analize göre sülfürlü
numunede altın dışında değerli metal olarak 0,30 ppm Ag, %3,89 Fe, %0,78 Al, 111,86
ppm Ba,99,57 ppm Cr, 41,80 ppm Mn,39,95 ppm Co,37,38 ppm Pb, 35,58 ppm Cu,
35,58 ppm U, 25,25 ppm As ve 24,78 ppm Ni bulunurken oksitli numunede ise 0,54
ppm Ag, %1,82 Fe, %0,62 Al, 1092,69 ppm Ba, 348,65 ppm Mn,126,20 ppm Cr, 49,87
ppm As, 25,23 ppm Cu, 25,23 ppm U, 14,02 ppm Ni,11,47 ppm Pb ve 9,89 ppm Co
bulunmaktadır.

Mineralojik analize göre ise sülfürlü numune içeriğinde kuvars (SiO2) içerisinde bol
miktarda pirit (%72 SO3+ %28 Fe2O3), piritle birlikte 6 µm boyutlarında galen (PbS),
150 µm boyutlarına kadar barit (%38 SO3+ %62 BaO) ve az miktarda 15-20 µm
boyutlarında nabit gümüşe (Ag) rastlanırken, oksitli numune içeriğinde ise yine kuvars
(SiO2) içerisinde nispi olarak az miktarda 4-5 µm boyutlarında pirit (%1 SiO2+ %71
SO3+ %28 Fe2O3), 200 µm boyutlarına kadar barit (%37 SO3+ %63 BaO) ve yine az
miktarda 20 µm boyutlarında nabit gümüş (Ag) ve ilmenit (FeTiO3) taneleri tespit
edilmiştir. Her iki numunenin incelenen parlak kesitinde altın (Au) tanelerine
rastlanmamıştır.

Araştırmada bu cevherlerle gerçekleştirilen Falcon ayırıcısı ile fiziksel zenginleştirme


deneyleri kapsamında tamamı 53 mikron altı boyuta öğütülen yaklaşık birer kiloluk
sülfürlü ve oksitli numuneler öncelikle %15 lik sabit PKO ve ortalama 6 lt/dk besleme
hızında pürüzsüz hazne kullanılarak, 100 G, 200 G ve 300 G yer çekim kuvvetine tabi
tutularak zenginleştirme deneyleri gerçekleştirilmiştir.

Sülfürlü numuneden her deney sonrası, girenin yaklaşık %24’ü oranında konsantre
elde edilirken, oksitli numuneden yaklaşık %27 oranında konsantre sağlanmıştır.
Pürüzsüz hazne ile gerçekleştirilen Falcon zenginleştirme deneylerinde kimyasal
analizi sonucuna göre en iyi sonuç sülfürlü numune için 200 G’de (2,46 ppm Au) %43
verim ile oksitli numune için ise 300G’de (1,85 ppm) %21 verim ile alınmıştır.

99
Çentikli hazne ile gerçekleştirilen Falcon deneyleri sonucunda sülfürlü numuneden
%16 konsantre miktarı sağlanırken, oksitli numune için %15 konsantre miktarı
sağlanmıştır. Kimyasal analizi sonucuna göre sülfürlü numune için en iyi
zenginleştirme sonucu 300 G’de ve %7 altın kazanım verimi ile 4,79 ppm Au olarak
elde edilmiştir. Sülfürlü numunenin Falcon konsantratörü ile ön zenginleştirme
deneyinde toplamda altın kazanım verimi ise %41 civarındadır. Aynı şekilde analiz
sonuçlarına göre oksitli numune için en iyi zenginleştirme sonucu 300 G’de ve %2
altın kazanım verimi ile 2,70 ppm Au olarak elde edilmiştir.

Oksitli numunenin Falcon konsantratörü ile ön zenginleştirme deneyinde toplamda


altın kazanım verimi ise %11 civarında kalmıştır.

Çentikli hazne ile gerçekleştirilen Falcon deneyleri sonucunda sülfürlü numuneden


%16 konsantre miktarı sağlanırken, oksitli numune için %15 konsantre miktarı
sağlanmıştır. Kimyasal analizi sonucuna göre sülfürlü numune için en iyi
zenginleştirme sonucu 300 G’de ve %7 altın kazanım verimi ile 4,79 ppm Au olarak
elde edilmiştir. Optimum tenör ve verim ise (3,13 ppm Au, %19,59 Au verim) ise
200 G’de gerçekleştirilen deneyde elde edilmiştir. Sülfürlü numunenin Falcon ayırıcısı
ile ön zenginleştirme deneyinde toplamda altın kazanım verimi ise %41 civarındadır.
Aynı şekilde analiz sonuçlarına göre oksitli numune için en iyi zenginleştirme sonucu
300 G’de ve %2 altın kazanım verimi ile 2,70 ppm Au olarak elde edilmiş olsa da
numunenin nihai artık tenörünün 2,51 olması sebebiyle verimli bir zenginleştirme
olmadığı sonucuna varılmıştır. Oksitli numunenin Falcon konsantratörü ile ön
zenginleştirme deneyinde toplamda altın kazanım verimi ise %11 civarında kalmıştır.

Reaktif miktarı etkisi incelendiği konvansiyonel flotasyon deneylerinde optimum


tenör ve verim 240+240 g/t kollektör kullanılan deneyde 4,21 ppm Au ve %73 verim
ile sağlanmıştır.

Bastırıcı miktarı etkisinin incelendiği deneylerde sonuçlar karşılaştırıldığında 2000


gr/ton Na2SiO3 kullanıldığı deneyde 4,21 ppm Au (%73 altın kazanım verimi) ile en
yüksek tenör elde edilirken %88 altın kazanım verimi (2,39 ppm Au) ile en yüksek
verim 1500 g/t bastırıcı kullanılan deneyde elde edilmiştir.

pH etkisi incelendiğinde ise altın flotasyonunda en yüksek verim sağlayan kollektörler


olan 3418 A ve Aero 208 kullanılmış olup diğer çalışmalarda en iyi sonucun pH 4,5
da alınması dikkate alınarak Konya İnlice altın cevherinin doğal pH (6,6-6,9)

100
değerinde ve pH 4-4,5 değerlerinde flotasyon deneyleri gerçekleştirilerek altın
kazanımında pH etkisi incelenmiştir. Altın tenör ve kazanım verimlerine bakıldığında
diğer literatür çalışmalarına benzer şekilde pH 4-4,5’da daha iyi sonuçlar (4,21 ppm
Au, %73 verim) elde edilmiştir.

Kaba flotasyon deneyi sonuçlarına istinaden daha yüksek tenörlü nihai konsantrenin
elde edilebilmesi için hem temizleme devresi etkisinin hem de kollektör ilavesi
etkisinin incelendiği deneylerde kaba flotasyon deneylerinde en iyi verim ve tenörün
elde edildiği koşullarda (1500 g/t Na2SiO3, 240 g/t 3418 A, 240 g/t Aero 208 ve pH 4-
4,5) kollektörlü ve kollektörsüz olarak 4 kademeli iki ana temizleme flotasyon deneyi
gerçekleştirilmiştir. 3 kademeli kaba flotasyon deneyi sonrasında kollektörlü olarak
gerçekleştirilen temizleme deneyinde 4 kademe ideal olsa da kollektörsüz
gerçekleştirilen temizleme flotasyon deneyinin tenör ve verim etkinliği açısından
uygulamada 2 kademede bırakılmasının daha iyi olacağına karar verilmiştir.
Gerçekleştirilen temizleme flotasyon deneylerinde, en iyi sonuç 4 kademenin her
kademesinde 25 g/t Aerophine 3418A ve 25 g/t Aero 208 kollektörleri ilave edilen
temizleme deneyinde 8,37 ppm Au içeriği ve %78,10 verim ile elde edilmiştir.

Bu tez kapsamında gerçekleştirilen tüm teorik ve deneysel çalışmalar ışığında Konya


İnlice epitermal altın cevherlerinin zenginleştirilmesi için çevreye duyarlı olarak
gerçekleştirilen fiziksel ve fizikokimyasal deneylerle birlikte en iyi sonucun sülfürlü
numunenin tamamının -74 mikron altında öğütülerek 240 g/t Aerophine 3418A ve
240 g/t Aero 208 kollektörleri ve 1500 g/ton Na2SiO3 kullanılarak, 4 kademeli
kollektör ilaveli temizleme işleminin yapıldığı konvansiyonel flotasyon yöntemi ile
elde edileceği tespit edilmiştir.

Yapılan tüm deneysel çalışmalar sonucunda 8,37 ppm Au içerikli nihai ön konsantre
%36,37 verim ile elde edilmişken ara ürünlerin dağıtılması ile konsantre verimi teorik
olarak %78,10 değerine yükselmiştir.

Flotasyon yöntemi ile elde edilen 8,37 ppm Au içerikli ön konsantrenin sülfürlü
içerikten ayrılabilmesi; dolayısıyla altın kazanım veriminin ve tenörünün daha çok
yükseltilebilmesi amacıyla malzeme tekrar boyut küçültme işlemine tabi tutularak
sülfürlü minerallerin bozunması için yüksek basınç (1800-2200 kPa) ve yüksek
sıcaklık (170-225°C) altında, otoklava O2 ve su buharı gönderilerek geleneksel basınç
altında oksidasyon prosesi uygulanabilir veya yeni geliştirilen ve çok ince boyuta

101
(d80: 5-15 µ) öğütülen cevherin daha düşük basınç ve sıcaklıkta (100kPa, 98-100°C)
okside olmasına olanak sağlayan ActivoxTM prosesi ya da atmosferik basınç altında
gerçekleştirilebilen Albion prosesi ile alkali ortamda oksidasyon işlemi
gerçekleştirilebilir. Okside olan cevher, karıştırma liçi ve pülpte karbon (CIP) yöntemi
ile zenginleştirildikten sonra yüklü çözelti basınç altında ya da organik (alkol ilaveli)
sıyırma yöntemleri ile aktif karbondan sıyrılarak altın bakımından zengin nihai çözelti
elde edilebilir. Son olarak elektroliz ve ergitme işlemlerine tabi tutulan altın
çözeltisinden dore külçe üretilebilir daha sonra ise rafinasyonla saf altına
dönüştürülebilir.

102
KAYNAKLAR

Abela, R. L. (1997). Centrifugal Concentrators in Gold Recovery and Coal


Processing.

Akçamlı, N. (2016-2017). Toz Harman ve Karışımlarının Hazırlanması: Kırma,


Öğütme ve Eleme İşlemleri. Deney Föyü, Bursa Teknik Üniversitesi, Metalurji
ve Malzeme Mühendisliği Bölümü, Bursa.
http://depo.btu.edu.tr/dosyalar/metalurji/Dosyalar/toz%20harman%20karisiml
ari.docx adresinden alındı.

Acarkan, N., Bulut, G., Gül, A., Kangal, O., Karakaş, F., Kökkılıç, O., & Önal,
G. (2010). The Effect of Collector's Type on Gold and Silver Flotation in a
Complex Ore. Separation Science and Technology, 46(2), 283-289.
doi:10.1080/01496395.2010.512029.

Acarkan, N. (2014). Değerli Metallerin Zenginleştirilmesi Ders Notları. İstanbul


Teknik Üniversitesi, Cevher Hazırlama Mühendisliği Bölümü.

Acarkan, N. ve Önal, G. (2014). Özgül Ağırlık Farkı (Gravite) ile Zenginleştirme. G.


Önal, G. Ateşok ve K. T. Perek (Ed.) içinde, Cevher Hazırlama El Kitabı
(7.Bölüm) (s. 127). İstanbul: Yurt Madenciğini Geliştirme Vakfı.

Aksoy, B. S. ve Yarar, B. (1989). Natural hyrophobicity of native gold flakes and


their flotation under different conditions. Processing of Complex Ores. P. o.
Metallurgy (Dü.), Proceedings of the International Symposium on Processing
of Complex Ores içinde, (s. 19-27). Halifax.

Allan, G. C., & Woodcock, J. T. (2001). A review of the flotation of native gold and
electrum. Minerals Engineering, 14(9), 931-962.

Altıntepe, M. (2003). Altının Farklı Liç Çözeltilerinde Çözünme Davranışı. İstanbul


Teknik Üniversitesi, Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü. İstanbul:
Fen Bilimleri Enstitüsü. 2017 tarihinde.

Ancia, P., Frenay, J., & Dandoris, P. (1997). Comparison of Knelson and Falcon
Centrifugal Seperators. Imm (Dü.), Innovation in Physical Separation
Technologies içinde (s. 53-62). Falmouth, UK: IMM.
http://seprosystems.com/wp-content/uploads/2016/09/comp-knelson-sb.pdf
adresinden alındı.

Andrew, L. S. (1984). Gold Ore Processing Today. International Mining Magazine.

Banisi, S. (1990). An Investigation of Behaviour of Gold in Grinding Circuits. Master


Thesis, Mcgill University, Mining And Metalurgical Engineering Department,
Montreal, Canada.

103
Bayoğlu, Y. (2013). Eskişehir-Kaymaz Epitermal Altın Cevherleri Üzerinde Çevreye
Duyarlı Nitelikli Ön Zenginleştirme Yöntemlerinin Araştırılması. Yüksek
Lisans Tezi, İstanbul Teknik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Cevher
Hazırlama Mühendisliği Bölümü, İstanbul.

Bayraktar, İ. ve Yarar, B. (1985). Altın Cevherlerinin Zenginleştirilmesi ve Altının


Ekstraksiyonu. Türkiye Madencilik Bilimsel ve Teknik 9. Kongresi (s. 75).
Ankara: TMMOB Maden Mühendisleri Odası.
http://www.maden.org.tr/resimler/ekler/f88c7c5d7d94ae0_ek.pdf adresinden
alındı.

Bernstein, P. L. (2008). Altının Gücü: Bir Tutkunun Olağanüstü Tarihi. (L. Konyar,
Çev.) İstanbul: Scala Yayıncılık.

Bhappu, R. B. (1990). Hydrometallurgical Processing of Precious Metal Ores.


Mineral Processing and Extractive Metallurgy, 67-80.

Burt, R. O. (1992). Gravity Concentration of Ultrafines-A Literature Review of


Centrifugal Concentrating Devices. MDA Report.

Celep, O., Alp, İ., Deveci, H., Vıcıl, M. ve Yılmaz, T. (2006). Knelson Santrifüj
Gravite Ayırıcısıyla Mastra (Gümüşhane) Cevherinden Altın Kazanımı.
İstanbul Üniv. Müh. Fak. Yerbilimleri Dergisi, 19(2), 175-182, 2016 tarihinde
http://journals.istanbul.edu.tr/iuyerbilim/article/viewFile/1023015215/102301
4418 adresinden alındı.

Celep, O. (2005). Mastra ve Kaletaş (Gümüşhane) Cevherlerinden Altın Kazanımı.


Yüksek Lisans Tezi, Karadeniz Teknik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü,
Maden Mühendisliği Bölümü, Trabzon. http://ulusaltezmerkezi.com/mastra-
ve-kaletas-gumushane-cevherlerinden-altin-kazanimi/ adresinden alındı.

Celep, O. ve Alp, İ. (2008, Eylül). Karıştırmalı Değirmenler ile İnce Öğütmenin


Refrakter Altın Cevherlerine Uygulanabilirliğinin İncelenmesi. Madencilik,
47(3), 15-26. http://dergipark.gov.tr/download/article-file/375458 adresinden
alındı.

Chryssoulis, S. L., & Dimov, S. S. (2004). Optimized conditions for selective gold
flotation by TOF-SIMS and TOF-LIMS. Applied Surface Science, 231-232,
265-268.

Çelik, H. (2005, Eylül). Refrakter Altın Cevherlerinin/Konsantrelerinin Ön


İyileştirilmesinde Biyooksidasyon Yönteminin Kullanımı. Madencilik, 44(3),
35-46. Eylül 2015 tarihinde
http://www.maden.org.tr/resimler/ekler/09bf41544a3365a_ek.pdf adresinden
alındı.

Çilingir, Y. (1990). Metalik Cevherler ve Zenginleştirme Yöntemleri (Cilt 1). İzmir:


DEÜ Müh.-Mim Fak. MM/MAD-90 EY 198.

104
Çilingir, Y. (1996). Metalik Cevherler ve Zenginleştirme Yöntemleri. İzmir: D.E.Ü
Mühendislik Fakültesi Basım Ünitesi.

Dennis, W. (1987). Demirden Gayrı Metaller Metalurjisi. (H. Tulgar, Çev.) İstanbul:
İTÜ.

Doğan, Ö. S. (2005). Türkiye’de Altın Madenciliği. İÜ Edebiyat Fak. Coğrafya Böl.


Coğrafya Dergisi, 150-157.

DPT. (2001). Metal Madenler Alt Komisyonu Değerli Metaller Çalışma Grubu
Raporu. Madencilik Özel İhtisas Komisyonu Raporu (ÖİK:634). Ankara:
Devlet Planlama Teşkilatı. 2016 tarihinde
http://www.maden.org.tr/meslegimiz/oik634.pdf adresinden alındı.

Erdem, B. (2006). İkincil Kaynaklardan Altın Geri Kazanım ve Rafinasyon Prosesinin


Optimizasyonu (Yüksek Lisans Tezi). İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen
Bilimleri Enstitüsü, İstanbul. 2016 tarihinde
http://polen.itu.edu.tr/bitstream/11527/9419/1/4005.pdf adresinden alındı.

Forrest, K., Yan, D., &Dunne, R. (2001). Optimisation of Gold Recovery by


Selective Gold Flotation for Copper-Gold-Pyrite Ores. Minerals Engineering,
14(2), 227-241.
https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0892687500001783
adresinden alındı.

Gökçe, A. (1995). Özel Maden Yatakları. Maden Yatakları (s. 133-140). içinde Sivas:
Cumhuriyet Üniversitesi Yayınları.

Gray, A. H. (1997). InLine Pressure Jig- An Exciting, Low Cost Technology with.
The AusIMM Annual Conference, (s. 259-265). Ballarat.

Gupta, A., & Yan, D. S. (2006). Mineral Processing Design and Operations.
Amsterdam: Elsevier.

Habashi, F. (Dü.). (1997). Metallurgy, Handbook of Extractive. Weinheim; New


York: Wiley-VCH.

Habashi, F. (2005). Advances in Gold Ore Processing. (M. D. Adams, Dü.)


Developments in Mineral Processing, 15, xxv–xlvii. 2016 tarihinde
http://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0167452805150455
adresinden alındı.

Hacıfazlıoğlu, H. (2007, Eylül). Alternatif Flotasyon Yöntemlerinin Tanıtılması.


Madencilik, 46(3), 23-41.

Huang, L. (1996). Upgrading of Gold Gravity Concentrates: A Study of the Knelson


Concentrator. McGill University. Montreal: Department of Mining and
Metallurgical Engineering.

105
Kırıkoğlu, M. (1990, Mart). Epitermal Altın Yataklarının Oluşumu ve Özellikleri.
Madencilik, 29(1), 41-50. Aralık 2015 tarihinde
http://www.maden.org.tr/resimler/ekler/e40fb944ee70039_ek.pdf adresinden
alındı.

Kırıkoğlu, M. (1992). Maden Yatakları. İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörlüğü.

Kiriş, K. (1994). Altın; ekonomik yataklanma tipleri, arama safhaları ve maliyet.


Jeoloji Mühendisleri Odası Yayınları, 44-45, 50-61.

Knelson, B. (1988). Centrifugal Concentration and Seperation of Precious Metals. 2nd


International Conference on Gold Mining. Vancouver, Kanada.

Knelson, B., & Edwards, R. (1990). Development and economic application of


Knelson concentrator in low grade alluvial gold deposits. The AusIMIM Annual
Conference, (s. 123-128). Rotorua, New Zeeland.

Knelson, B., & Jones, R. (1993). A New Generation of Knelson Concentrations.


Symposium on Environmental Aspects of Mineral Engineering. Cape Town,
Güney Afrika.

Knelson, B., & Jones, R. (1994). A New Genaration of Knelson Concentrations: a


totally secure system goes on line. Mineral Engineerings, 7(2-3), 201-207.

Kökkılıç, O. (2011). Falcon Santrifujlü Gravite Ayırıcısında Zenginleştirmenin


Modellemesi. Doktora Tezi, İstanbul Teknik Üniversitesi Fen Bilimleri
Enstitüsü, Maden Mühendisliği Bölümü, İstanbul.

Köse, M. ve Oygür, A. V. (2009, Kasım). Türkiye’de Altın Madenciliğini


Engellemeye Yönelik Asılsız İddialar ve Gerçekler. Altın Madencileri Derneği:
http://altinmadencileri.org.tr/wp-
content/uploads/2015/07/asilsiz_iddialar_mail_sirali.pdf adresinden alındı.

La Brooy, S. R., Linge, H. G., & Walker, G. S. (1994, Ekim). Rewiew of Gold
Extraction From Ores. Minerals Engineering, 7(10), 1213-1241.

Laplante, A. R. (1993). A Comparative Study of Two Centrifugal Concentrators. 24th


Annual Meeting of the Canadian Mineral Processors. Ottawa, Kanada.

Linge, H. G., & Welham, N. J. (1997, Haziran). Gold recovery from a refractory
arsenopyrite (FeAsS) concentrate by in-situ slurry oxidation. Minerals
Engineering, 10(6), 557-566.
https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0892687597000356#!
adresinden alındı.

Luttrell, G. H., Honaker, R. Q., & Phillips, D. I. (1995). Enhanced Gravity


Separators: New Alternatives for Fine Coal Cleaning. (s. 281-292). Deland,
FL: Intertec Presentations.

106
Majumder, A. K., & Barnwal, J. P. (2006). Modelling Of Enhanced Gravity
Concentrators- Present Status. Mineral Processing and Extractive Metallurgy
Review, 27(1), 61-68.

McAlister, S. (1992). Case studies in the use of the Falcon gravity concentrator. 24th
Annual Canadian Mineral Processors Conference, (s. 22). Ottawa, ON,
Canada.

McAlister, S., & Amstrong, K. C. (1998). Development of the Falcon Concentrators.


Presentation at the SME Annual Meeting. Orlando, Florida.

McQuiston, F. W., & Shoemaker, R. S. (1981). Gold and Silver Cyanidation. Society
of the American Institute of Mining, Metallurgical and Petroleum Engineers
(AIME. içinde Baltimore, MD: Port City Press.

Monte, M. B., Dutra, A. J., Albuquerque, C. R., Tondo, L. A., & Lins, F. F. (2002).
The Influence of the Oxidation State of Pyrite and Arsenopyrite on the
Flotation of an Auriferous Sulfide Ore. Minerals Engineering (15), 1113-1120.

Monte, M. B., Lins, F. F., & Oliveira, J. F. (1997). Selective Flotation of Gold from
Pyrite Under Oxidizing Conditions. International Journal of Minerals
Engineering (51), 255-256.

Okyay, V. (2013). Cevher Zenginleştirmede Liç Yöntemi. Madencilik Türkiye


Dergisi, 96-104.

Oygür, V. (1996). Dünya altın madenciliği ve Türkiye’nin altın potansiyeli. Jeoloji


Mühendsileri Odası (49), 55-62.

Önal, G. (1980). Cevher Hazırlamada Flotasyon Dışındaki Zenginleştirme


Yöntemleri. İstanbul: İstanbul Teknik Üniversitesi.

Önel, Ö. (2011). Altın Cevherinin Zenginleştirilmesinde Kullanılan Yoğunluğa Dayalı


Zenginleştirme Yöntemleri ve Örnek Bir Uygulama. Yüksek Lisans Tezi,
Dokuz Eylül Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsi, Maden Mühendisliği
Bölümü Cevher Hazırlama Anabilim Dalı, İzmir.
http://acikerisim.deu.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/12345/7968/306876.pdf?s
equence=1&isAllowed=y adresinden alındı.

Parekh, B. K., & Abdel-Khalekh, M. A. (2002). Using Falcon concentrator, as a new


technology, for removal of environmental pollutants of Egyptian coal. Journal
Ore Dressing, 4(7), 20-8.

Patchejieff, B., Gaidarjiev, S., & Lazarov, D. (1994). Opportunities for Fine Gold
Recovery from A Copper Flotation Circuit Using A Knelson Concentrator.
Minerals Engineering, 7(2), 405-408.

Pearse, M. J. (2005). An overview of the use of chemical reagents in mineral


processing. Minerals Engineering, 18(2), 139-149.

107
Pieterse, M. G. (2017, Ağustos). Gold Market Outlook. Goldletter International.

Pyke, B. L., Johnston, R. F., & Brooks, P. (2000). The Characterization and
Behaviour of Carbonaceous Material in a Refractory Gold Bearing Ore.
Minerals Engineering, 12(8), 851-862.

Samanlı, S. (2008). Zonguldak-Çatalağzı Termik Santralı Katı Fosil Yakıtı Öğütme


Kinetiğinin Araştırılması. Doktora Tezi, Bülent Ecevit Üniversitesi, Maden
Mühendisliği Bölümü, Zonguldak.

Sayıcı, E. ve Gülaçtı, K. (2012, Nisan 25). Altın Cevheri ve Zenginleştirme


Yöntemleri. Türkiye. Eylül 2015 tarihinde
http://madencu.blogspot.com.tr/2012/04/altin-cevheri-ve-zenginlestirme.html
adresinden alındı.

Sayın, Z. E. (2010, Haziran). Altın Konsantresinden Doğrudan Liç ile Altın Eldesi.
Doktora Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Maden
Mühendisliği Bölümü, İzmir. Ocak 18, 2016 tarihinde
http://acikerisim.deu.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/12345/9178/283691.pdf?s
equence=1&isAllowed=y adresinden alındı.

Selengil, U. (2010). Cevherlerden Altınn Özütlenmesinde Tiyoüre


Kullanılabilirliğinin Araştırılması. Dokuzuncu Ulusal Kimya Mühendisliği
Kongresi (UKMK-9) (s. 747-748). Eskişehir: Eskişehir Osmangazi
Üniversitesi Mühendislik- Mimarlık Fakültesi Kimya Mühendisliği Bölümü.
2016 tarihinde alındı.

Sillitoe, R. H. (1979, Ağustos). Some Thoughts on Gold-Rich Porphyry Copper


Deposits. Mineralium Deposita, 14(2), 161-174. Ağustos 15, 2017 tarihinde
https://link.springer.com/article/10.1007/BF00202933 adresinden alındı.

Subramanian, K. N., Connelly, D. E., & W. K. (2005). Separation of pyrite and


arsenopyrite in a gold sulfide concentrate. Proceedings Centenary of Flotation
Symposium, (s. 1045–1052). Queensland, Australia.

Şen, S. (2007). Evaluation of Coal-Oil Assisted Gold Flotation As A Novel Processing


Method for Gold Recovery. Doktora Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi Fen
Bilimleri Enstitüsü, Maden Mühendisliği Bölümü.

Taggart, A. F. (1945). Handbook of Mineral Dressing. New York: John Wiley &
Sons.

Tanrıverdi, M. (2016). Cevher Hazırlama Tasarımı Öğütme. Ders Notu, Dokuz Eylül
Üniversitesi, Maden Mühendisliği Bölümü.
http://slideplayer.biz.tr/slide/2964390/ adresinden alındı.

108
Trade Map. (2017, Ekim). List of exporters for the selected product: 7108 Gold, incl.
gold plated with platinum, unwrought or not further worked than semi-
manufactured or in powder form. Ekim 10, 2017 tarihinde
http://www.trademap.org/Country_SelProduct_TS.aspx?nvpm=1|||||7108|||4|1|
1|2|2|1|2|1|1 adresinden alındı.

Trade Map. (2018, Ocak 3). List of supplying markets for a product group (gold)
imported and exported by Turkey.

Ünal, İ. H., Tuncel, S., Yoleri, B. ve Arslan, M. (2016, Temmuz). Türkiye ve


Dünyada Altın.

Valdivieso, A. L., López, A. A., Escamilla, C. O., & Fuerstenau, M. C. (2006,


Haziran 16). Flotation and depression control of arsenopyrite through pH and
pulp redox potential using xanthate as the collector. International Journal of
Mineral Processing(81), 27-34.
https://ac.els-cdn.com/S030175160600113X/1-s2.0-S030175160600113X-
main.pdf?_tid=dca4fed8-8994-440d-bfd1-
42a4a34c0bd5&acdnat=1529190965_b3a7d32f28e9db47ab5578bad310b598
adresinden alındı.

Van Devender, J. S., Teague, A. J., & Swaminathan, C. (2000). Factors Affecting
the Flotation of Free Gold in the Presence of Refractory 7 Gold. XXI. Cevher
Hazırlama Kongresi İtalya, Bildiriler Kitabı, B8a.24-B8a.31.

Wills, B. A., & Napier-Munn, T. J. (2006). Wills' Mineral Processing Technology


(7. b.). Elsevier Science & Technology Books.

Yarkutay, B. B. (1999). Kıymetli Metallerin Liçinde Kullanılan Tiyoürenin Bozunma


Reaksiyonunun İncelenmesi. Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Teknik Ünivesitesi
Fen Bilimleri Enstitüsü, Maden Mühendisliği Bölümü, İstanbul. Ocak 5, 2016
tarihinde http://hdl.handle.net/11527/10516 adresinden alındı.

Yıldız, N. (2010). Cevher Hazırlama ve Zenginleştirme. Ankara: Cevher Hazırlama


ve Zenginleştirme.

Yüce, A. E. (1995). Altın Gümüş İçeren Sülfürlü Bakırlı-Pirit Cevherlerinden Tiyoüre


Liçi Ile Altın Ve Gümüş Kazanımı. Doktora tezi, İstanbul Teknik Üniversitesi
Fen Bilimleri Enstitüsü.

Yüce, A. E. (1997). Çevresel Etkileri ve Doğrularıyla Altın Madenciliği. İstanbul:


TMMOB Maden Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi.

Yüce, A. E., Önal, G. ve Tarkan, H. M. (2012). Altın Tesisinin Güncel Verileri


Siyanürleme ve Çevresel Etkileri Hakkındaki Her Şeyi Açıklıyor. Gelişmekte
Olan Ülkeler İçin Uygun Çevre ve Katı Atık Yönetimi ve Teknolojileri
Kongresií. 4, s. 2251-2258. Uluslararası Katı Atık Birliği (ISWA). Ekim 2015
tarihinde http://kozaaltin.com.tr/upl/ISWA2002yuce.pdf adresinden alındı.

109
Yüce, A. E. (2014). Kıymetli Metallerin Kazanımı Ders Notları. Altın Madenciliği ve
Siyanür, İstanbul Teknik Üniversitesi, Cevher Hazırlama Mühendisliği
Bölümü.

Url-1 <http://www.comparisonofmetals.com/en/physical-properties-of-gold/model-
3-1>, erişim tarihi 10.5.2016.Physical Properties of Gold.

Url-2 <http://www.mindat.org/min-1720.htmlr >, erişim tarihi 14.5.2016.

Url-3 <http://www.enerji.gov.tr/tr-TR/Sayfalar/Altin> ,erişim tarihi 16.10..2017.


T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı.

Url-4 <http://cevher.itu.edu.tr/docs/librariesprovider82/Deney
F%C3%B6yleri/Cevher-Haz%C4%B1rlama-II/gravite-deneyi.pdf?sfvrsn=2>,
erişim tarihi 10.10.2017.

Url-5 <http://cevher.itu.edu.tr/docs/librariesprovider82/default-document-
library/jig-deneyi-f%C3%B6y%C3%BC.pdf?sfvrsn=0>,
erişim tarihi 10.10.2017.

Url-6 <https://seprosystems.com/products/gravity-concentrators/_falcon-sb-gravity-
concentrators/ >,erişim tarihi 19.11.2017.

Url-7 <https://cms.inonu.edu.tr/uploads/contentfile/221/files/
Falcon%20konsantrator%20zenginlestirme%20Lab2015bahar.pdf>,
erişim tarihi 25.11.2017.

110
ÖZGEÇMİŞ

Ad-Soyad : Ayşe Nur Döğme

Doğum Tarihi ve Yeri : 09.08.1990-Ankara

E-posta : [email protected]

ÖĞRENİM DURUMU:

• Lisans: 2014, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Maden


Mühendisliği Bölümü
• Lisans: 2017, Anadolu Üniversitesi, Açıköğretim Fakültesi, İşletme Bölümü
• Yüksek Lisans: 2018, İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü,
Cevher Hazırlama Mühendisliği Ana Bilim Dalı

MESLEKİ DENEYİM VE ÖDÜLLER:


• 2014-2016 Ortadoğu Grup
Maden Envanter Çalışmaları Projesinde Yarı Zamanlı
• 2016- İstanbul Maden İhracatçıları Birliği
Proje Uzmanı

• 2004-2007 Ankara Kurtuluş Lisesi Okul Birinciliği,


• 2010-2011 İlkbahar Dönemi ODTÜ Şeref Belgesi,
• 2011-2012 Sonbahar Dönemi ODTÜ Şeref Belgesi,
• 2011-2012 İlkbahar Dönemi ODTÜ Şeref Belgesi.
• 2013-2014 Dr. Taylan Bozdağ Başarı Ödülü.

111

You might also like