İçeriğe atla

vurmak

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]
  • Heceleme: vur‧mak

Eylem

[düzenle]

vurmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi vurur)

Masaya vuruyorlar (1)
Adam, çalgıya vuruyor (2)
Su dışarı vurdu (3)
Ay'ın ışığı suya vuruyor (5)
Araba bir yere vurmuş (7)
  1. Elini veya elinde tuttuğu bir şeyi bir yere veya bir kimseye hızla çarpmak; çakmak, geçirmek, inmek
    • Masaya vurmak. Birinin başına vurmak.
  2. Ses çıkarmak için bir şeyi başka bir şey üzerine hızlıca çarpmak
    • "Kapılarını vurmadan, kartını göstermeden, kademeye aldırmadan odalara giriyor." - Refik Halit Karay
  3. Etkisi bir yere kadar ulaşmak.
    • Bu arada da meyhanenin içinden Rezzan'ın küfür­leri ve onu zapt etmeye çalışanların yaygaraları sokağa vuruyor­du.
      — Oktay GÜZELOĞLU, 1997, Beyoğlu'nda Garibanın Otopsisi Yapılmaz, s. 81, Hiç Yayınları
  4. Duyulmak, hissedilmek
  5. Üzerinde görünmek, üzerine düşmek, yansımak, aksetmek
    • "Yıkık damından içeriye parça parça güneş vurur." - Refik Halit Karay
  6. Olumsuz yönde etkilemek
    • Kriz kitap dünyasını da vurdu.
  7. Hızla değmek, çarpmak.
    • Hani şu kapıdan girince sıcak hava şöyle bir vurmuyorsa yüzüne, ev ev olur mu ki sahiden?
      — Elif Nur AYBAŞ, 2021, Çocukluk Ormanına Altı Olta, s. 7, Varlık Yayınları
  8. Bir yere bir şey sürmek:
    • Duvara boya, tahtaya cila vurmak istedi.
  9. Takmak, koymak, bağlamak:
    • Vardiya çavuşuna güvenlik direklerini neden çapraz vurduğunu sordu.
      — Faruk EREM, 1996, Bir Ceza Avukatının Anıları, s. 55, Çark Kitabevi Yayınları
  10. Bağlamak, ilişkilendirmek.
    • "Bohçacı ve yazmacı kadınların tuhaflığına vurarak etrafını alırlar." - Refik Halit Karay
  11. Olduğundan başka biçimde görünmek:
    • Deliliğe vurmak.
  12. (şiddet) Batıcı veya kesici cisimleri saplamak, kakmak.
    • Nitekim onu görür görmez jileti vurdu bileğine. Kan fışkırdı.
      — Ethem Baran, 2026, Kırkikindiler Bittiğinde, s. 156, İletişim Yayınları
  13. Uygulamak, basmak, koymak.
    • Damga vurmak.
  14. Ses çıkarmak, ses vermek, çalmak.
  15. Amaçladığı şeye rast getirmek.
  16. (şiddet) Silahla yaralamak, öldürmek.
    • şahan'ı vurdular yirmi yaşında köprü başında
      — Attilâ İLHAN, 1959, Duvar, Dost Yayınları
  17. Dokunmak, hasta etmek.
    • Dağ yolunun virajları mideme vurduğundan yol boyunca kustum.
      — Semrin ŞAHİN, “Kır Evi”, Notos, 105. sayı, s. 107
  18. Soğuk, dolu vb. ürünlere zarar vermek.
    • Dolu, bu yıl ekinlerin çoğunu vurmuş." - Fikret Otyam
  19. Kalp atmak, çarpmak.
    • Kalbi öylesine kopacakmış gibi vuruyordu.
  20. Piyango vb. çıkmak, isabet etmek.
  21. Desteklemek, dayamak.
    • Akşam olunca kapının desteğini vurduk.
  22. Koymak, yerleştirmek.
    • Hamalın biri sırtına koca bir ayna vurmuş götürüyordu." - Haldun Taner
  23. Bir şeyi başka bir şey üzerine koymak.
  24. Tavla oyununda pulu kırmak.
  25. Manevi olarak yaralamak.
  26. (argo) İçki içmek.
  27. (argo) Kadeh tokuşturmak.
  28. (argo) Herhangi bir biçimde haksız yoldan para almak, soymak.
    • Birinin on milyon lirasını vurmak.
  29. (matematik) Çarpma işlemini yapmak.
    • İkiyi dörde vurursak sekiz eder.

Çekimleme

[düzenle]
vurmak eyleminin çekimi
olumlu çekimler
tekil çoğul
ben sen o biz siz onlar
bildirme (haber)
kipleri
belirli geçmiş basit vurdum vurdun vurdu vurduk vurdunuz vurdular
hikâye vurduydum vurduydun vurduydu vurduyduk vurduydunuz vurduydular
rivayet
şart vurduysam vurduysan vurduysa vurduysak vurduysanız vurduysalar
vurdularsa
belirsiz geçmiş basit vurmuşum vurmuşsun vurmuş vurmuşuz vurmuşsunuz vurmuşlar
hikâye vurmuştum vurmuştun vurmuştu vurmuştuk vurmuştunuz vurmuştular
rivayet vurmuşmuşum vurmuşmuşsun vurmuşmuş vurmuşmuşuz vurmuşmuşsunuz vurmuşmuşlar
şart vurmuşsam vurmuşsan vurmuşsa vurmuşsak vurmuşsanız vurmuşsalar
vurmuşlarsa
geniş basit vururum vurursun vurur vururuz vurursunuz vururlar
hikâye vururdum vururdun vururdu vururduk vururdunuz vururdular
rivayet vururmuşum vururmuşsun vururmuş vururmuşuz vururmuşsunuz vururmuşlar
şart vurursam vurursan vurursa vurursak vurursanız vurursalar
vururlarsa
şimdiki basit vuruyorum vuruyorsun vuruyor vuruyoruz vuruyorsunuz vuruyorlar
hikâye vuruyordum vuruyordun vuruyordu vuruyorduk vuruyordunuz vuruyordular
rivayet vuruyormuşum vuruyormuşsun vuruyormuş vuruyormuşuz vuruyormuşsunuz vuruyormuşlar
şart vuruyorsam vuruyorsan vuruyorsa vuruyorsak vuruyorsanız vuruyorsalar
vuruyorlarsa
gelecek basit vuracağım vuracaksın vuracak vuracağız vuracaksınız vuracaklar
hikâye vuracaktım vuracaktın vuracaktı vuracaktık vuracaktınız vuracaktılar
rivayet vuracakmışım vuracakmışsın vuracakmış vuracakmışız vuracakmışsınız vuracakmışlar
şart vuracaksam vuracaksan vuracaksa vuracaksak vuracaksanız vuracaksalar
vuracaklarsa
dilek (tasarlama)
kipleri
istek basit vurayım vurasın vura vuralım vurasınız vuralar
hikâye vuraydım vuraydın vuraydı vuraydık vuraydınız vuraydılar
rivayet vuraymışım vuraymışsın vuraymış vuraymışız vuraymışsınız vuraymışlar
şart
şart basit vursam vursan vursa vursak vursanız vursalar
hikâye vursaydım vursaydın vursaydı vursaydık vursaydınız vursaydılar
rivayet vursaymışım vursaymışsın vursaymış vursaymışız vursaymışsınız vursaymışlar
şart
gereklilik basit vurmalıyım vurmalısın vurmalı vurmalıyız vurmalısınız vurmalılar
hikâye vurmalıydım vurmalıydın vurmalıydı vurmalıydık vurmalıydınız vurmalıydılar
rivayet vurmalıymışım vurmalıymışsın vurmalıymış vurmalıymışız vurmalıymışsınız vurmalıymışlar
şart vurmalıysam vurmalıysan vurmalıysa vurmalıysak vurmalıysanız vurmalıysalar
vurmalılarsa
emir basit vur vursun vurun
vurunuz
vursunlar
hikâye
rivayet
şart
olumsuz çekimler
tekil çoğul
ben sen o biz siz onlar
bildirme (haber)
kipleri
belirli geçmiş basit vurmadım vurmadın vurmadı vurmadık vurmadınız vurmadılar
hikâye vurmadıydım vurmadıydın vurmadıydı vurmadıydık vurmadıydınız vurmadıydılar
rivayet
şart vurmadıysam vurmadıysan vurmadıysa vurmadıysak vurmadıysanız vurmadıysalar
vurmadılarsa
belirsiz geçmiş basit vurmamışım vurmamışsın vurmamış vurmamışız vurmamışsınız vurmamışlar
hikâye vurmamıştım vurmamıştın vurmamıştı vurmamıştık vurmamıştınız vurmamıştılar
rivayet vurmamışmışım vurmamışmışsın vurmamışmış vurmamışmışız vurmamışmışsınız vurmamışmışlar
şart vurmamışsam vurmamışsan vurmamışsa vurmamışsak vurmamışsanız vurmamışsalar
vurmamışlarsa
geniş basit vurmam vurmazsın vurmaz vurmayız vurmazsınız vurmazlar
hikâye vurmazdım vurmazdın vurmazdı vurmazdık vurmazdınız vurmazdılar
rivayet vurmazmışım vurmazmışsın vurmazmış vurmazmışız vurmazmışsınız vurmazmışlar
şart vurmazsam vurmazsan vurmazsa vurmazsak vurmazsanız vurmazsalar
vurmazlarsa
şimdiki basit vurmuyorum vurmuyorsun vurmuyor vurmuyoruz vurmuyorsunuz vurmuyorlar
hikâye vurmuyordum vurmuyordun vurmuyordu vurmuyorduk vurmuyordunuz vurmuyordular
rivayet vurmuyormuşum vurmuyormuşsun vurmuyormuş vurmuyormuşuz vurmuyormuşsunuz vurmuyormuşlar
şart vurmuyorsam vurmuyorsan vurmuyorsa vurmuyorsak vurmuyorsanız vurmuyorsalar
vurmuyorlarsa
gelecek basit vurmayacağım vurmayacaksın vurmayacak vurmayacağız vurmayacaksınız vurmayacaklar
hikâye vurmayacaktım vurmayacaktın vurmayacaktı vurmayacaktık vurmayacaktınız vurmayacaktılar
rivayet vurmayacakmışım vurmayacakmışsın vurmayacakmış vurmayacakmışız vurmayacakmışsınız vurmayacakmışlar
şart vurmayacaksam vurmayacaksan vurmayacaksa vurmayacaksak vurmayacaksanız vurmayacaksalar
vurmayacaklarsa
dilek (tasarlama)
kipleri
istek basit vurmayayım vurmayasın vurmaya vurmayalım vurmayasınız vurmayalar
hikâye vurmayaydım vurmayaydın vurmayaydı vurmayaydık vurmayaydınız vurmayaydılar
rivayet vurmayaymışım vurmayaymışsın vurmayaymış vurmayaymışız vurmayaymışsınız vurmayaymışlar
şart
şart basit vurmasam vurmasan vurmasa vurmasak vurmasanız vurmasalar
hikâye vurmasaydım vurmasaydın vurmasaydı vurmasaydık vurmasaydınız vurmasaydılar
rivayet vurmasaymışım vurmasaymışsın vurmasaymış vurmasaymışız vurmasaymışsınız vurmasaymışlar
şart
gereklilik basit vurmamalıyım vurmamalısın vurmamalı vurmamalıyız vurmamalısınız vurmamalılar
hikâye vurmamalıydım vurmamalıydın vurmamalıydı vurmamalıydık vurmamalıydınız vurmamalıydılar
rivayet vurmamalıymışım vurmamalıymışsın vurmamalıymış vurmamalıymışız vurmamalıymışsınız vurmamalıymışlar
şart vurmamalıysam vurmamalıysan vurmamalıysa vurmamalıysak vurmamalıysanız vurmamalıysalar
vurmamalılarsa
emir basit vurma vurmasın vurmayın
vurmayınız
vurmasınlar
hikâye
rivayet
şart

Atasözleri

[düzenle]

Deyimler

[düzenle]

ağzına gem vurmak baltayı taşa vurmak başını taştan taşa vurmak bir taşla iki kuş vurmak çapraz vurmak damga vurmak damgasını vurmak

Türetilmiş kavramlar

[düzenle]

Çeviriler

[düzenle]

çeviriler

Kaynakça

[düzenle]