kaide
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]Köken
[düzenle]Osmanlı Türkçesi قاعده, o da Arapça قَاعِدَة (ḳāʿide).
Ad
[düzenle]kaide (belirtme hâli kaideyi, çoğulu kaideler)
- kural
- 2025: Erman Ata UNCU, 2025 Avangardın Kerterizi Dada, sayfalar 83-84 , Sanat dünyamız , 206. sayı,
- "Tavanında Prusya askeri üniforması giydirilmiş bir domuz maketinin asılı olduğu sergi mekânında estetik kaideler yerle bir edilmiş; özgün sanat eserleri, röprodüksiyonlar, posterler, fotoğraflar dönemin değerler sistemindeki hiyerarşik konumları hiçe sayılarak bir araya getirilmişti."
- 2025: Erman Ata UNCU, 2025 Avangardın Kerterizi Dada, sayfalar 83-84 , Sanat dünyamız , 206. sayı,
- Bir şeyin yere dayanan bölümü veya bir şeyin üzerine oturtulduğu nesne; ayaklık, duraç, taban, tabanlık.
- Güneş'ten yanmamış tarafı fil dişi bir sütunun kaidesine benziyor. - H. E. Adıvar
- (argo, anatomi) kalça
- (hukuk) kanun maddesi
Çeviriler
[düzenle]çeviriler
|
Kaynakça
[düzenle]- Türk Dil Kurumuna göre "kaide" maddesi
Fince
[düzenle][kai·de]
Ad
[düzenle]kaide